Gençlerin “Terörsüz Türkiye” algısı

  • GİRİŞ04.07.2026 08:42
  • GÜNCELLEME04.07.2026 08:42

Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP), 6 Haziran 2026’da Kayseri’de 12. Genç Türkiye Forumu’nu düzenledi.

İbrahim Kalın ve Bilal Erdoğan’ın da panelist olarak yer aldığı Forum’da, gençlerin görüşleri ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.

Forum’da, 15-35 yaş aralığındaki gençlerle yapılan “Terörsüz Türkiye Algısı” saha araştırması verileri temel alınarak “Hibrit Tehditler Çağında Yeni Güvenlik Mimarisi” başlığı değerlendirildi.

Saha araştırmasına göre, “Terörsüz Türkiye” söylemi gençler arasında güçlü bir karşılık buluyor.

Gençlerin % 69,2’si “Terörsüz Türkiye” söylemini toplumsal birliği güçlendirdiği düşüncesiyle gerekli görüyor.

Yani her 10 gençten 7’si, bir nevi “Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var; iyi ki Terörsüz Türkiye sürecine girdik” demiş oluyor.

Çünkü gençler “şehit” veya “ölü” olsun, nihayetinde etkilenen kesimin daha çok gençler olduğunu biliyor!

Diğer yandan gençler, terörü sadece güvenlik sorunu olarak görmüyor.

Evet, gençlere göre terör bir güvenlik sorunu ama bunun da ötesinde ekonomik ve toplumsal etkileri olan çok boyutlu bir tehdit aynı zamanda.

Bu nedenle gençlerin % 66,0’ı sadece güvenlik önlemleri ile bu işlerin çözülemeyeceğini beyan ediyor.

Uzun vadeli çözüm için toplumsal bilinçlenme (% 34,8) ve eğitim reformu (% 28,5) gençler için öncelikli alanlar. Zira eğitim arttıkça terörü tehdit olarak görme ve ona göre gardını alma refleksi de artıyor.

Dijital dünya ise tablonun önemli bir parçası.

Gençlerin % 77,2’si sosyal medyadaki terör varlığını kabul ederken, % 50,4’ü son bir yılda terör propagandasına maruz kaldığını söylüyor.

Bu bağlamda, mesela Hamza Kızılkaya’nın “Dijital Propaganda Aracı Olarak Video Oyunları” yazısında ortaya koyduğu “video oyunlarının bazı durumlarda terör için propaganda amaçlı da kullanılabilen dijital araçlar haline geldiği” notunu buraya eklemek gerekiyor.

Bu tarz durumlar, siber alanın artık doğrudan bir güvenlik sahası haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.

Bu çerçevede veri güvenliği, yerli yapay zekâ çözümleri ve kamu kurumlarında siber hijyen standartları, gençlerin gözünde de dijital egemenliğin temel bileşenleri olarak öne çıkıyor.

Ortaya çıkan tablo, klasik ve dijital tehditlerin iç içe geçtiği bir hibrit güvenlik ortamını işaret ediyor.

Bu nedenle çözüm de tek boyutlu değil; hibrit tehditlerle mücadele, hibrit yöntemleri gerektiriyor.

Gençlerin % 36,4’ü, dijital tehditlere karşı en etkili yöntemin aile içi bilinçlendirme olduğunu düşünüyor.

Bunun yanında kamu-STK iş birliği, yerel dayanıklılık ağları ve güvenilir bilgi yönetimi gibi mekanizmaların toplumsal bütünlüğü güçlendireceği vurgulanıyor.

Unutulmaması gereken husussa gençlere göre ekonomik yetersizliklerin terör için istismar alanı olması.

Zira araştırma, ekonomik yetersizliklerin tehdit odaklarınca istismar edilebildiğini ortaya koyuyor. Araştırmadaki bulgulara göre sosyoekonomik eşitsizlikler ve işsizlik gençleri aşırılık yanlısı ideolojilere karşı daha kırılgan hale getiriyor.

Bu noktada gençlerin % 16,1’inin ekonomiyi “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmada en etkili ikinci toplumsal araç olarak gördüğü not edilmeli.

Bu nedenle, gençlerin gözünde istihdam imkanlarının artırılması (% 20,0) ve aile danışmanlığı destekleri (% 17,8) en önemli önleyici tedbirler arasında yer alıyor.

Başak Işıl Alpar ve Abdullah Miraç Bükey’in “İş Gücü Piyasası ile Terör İlişkisinin Teorik ve Ekonometrik Analizi: Türkiye Örneği (2014-2020)” adıyla basılan araştırmalarında mesele net ortaya konuyor: “İstihdam arttıkça terör azalabiliyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu’da etki çarpıcı.”

Bunlara gençlerin sürece katılımı meselesi ve bir de kırsal alanda STK’ların yetersizliği eklenmeli.

Zira araştırmaya göre toplumun % 68’i, üniversite mezunlarının ise % 77,6’sı gençlerin terörle mücadelede etkili rol oynayabileceğine inanıyor.

Ancak gençlerin süreçte pasif kalması ve bu hususta da STK’ların özellikle kırsalda yetersiz olması önemli bir eksiklik olarak görülüyor.

Burada aidiyet duygusunu güçlendirme adına güven ortamının sağlanması (% 19,0), öncelikli bir husus olarak öne çıkıyor; devlet-sivil toplum iş birliğinin güçlendirilmesi önemli görülüyor.

Sonuç olarak araştırma, terörle mücadelenin sadece güvenlik kurumlarının değil; devletin, yerel yönetimlerin, akademinin, STK’ların ve gençlerin birlikte hareket ettiği bütüncül bir süreç olması gerektiğini ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Faruk TAŞCI / Haber7

Yorumlar2

  • Vatandaş 3 saat önce Şikayet Et
    Gençlerin Terorsuz Türkiye'den memnun olması ümit verici güzel bir şey.
    Cevapla
  • Cenk 4 saat önce Şikayet Et
    Allah sonumuzu hayır etsin inşallah,,,,
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat