Sosyal işlerden sorumlu bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı lazım
- GİRİŞ29.08.2026 09:23
- GÜNCELLEME29.08.2026 09:23
Bir binayı ayakta tutan dış cephesi değildir. Çelik kolonları, sağlam duvarları ve gösterişli mimarisi ne kadar güçlü ve etkileyici olursa olsun, temeli zayıfsa o bina uzun vadede sorun yaşayabilir.
Devlet yönetimi de böyledir.
Dış politika ülkenin dünyadaki konumunu belirler. Doğru zeminin, enerji sönümleme ve esnekliğin, kaliteli malzemenin, güçlü taşıyıcı sistemin binanın ayakta kalması adına elzem olması gibi.
Güçlü bir savunma sanayii vazgeçilmezdir. Zira duvarsız bina olmaz ve bina duvarı, bir yapının hem dış zırhı hem de iç güvenlik kalkanı gibidir.
Duvarın kolanları da eğitimdir. Güçlü, donanımlı ve ehil insan kaynağı ile duvarlar inşa edilebilir.
Kültür de binanın sıvasıdır. Yalıtım, iç mimarisi, duvar rengi ve estetiği ihmal edilmemelidir.
Ekonomi ise hayati önemdedir. Zira ekonomi bir nevi, duvarlarının harcıdır. Güçlü ekonomi, güçlü harç ile güçlü devlet yapılanmasına imkân verir.
Hepsini ayakta tutansa adalettir. Adalet güçlü ise büyük depremler olsa bile bina sağlam kalır.
Bunların hiçbiri tartışılamaz. Ancak bütün bunların üzerinde yükseldiği görünmez bir zemin vardır: sosyal yapı.
Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu pek çok mesele aslında birbirinden bağımsız değildir.
Düşen doğurganlık oranı, yaşlanan nüfus, gençlerin gelecek kaygısı, eğitimde kalite, istihdam, aile yapısındaki dönüşüm, bağımlılıkla mücadele, dijitalleşme, sosyal uyum ve toplumsal dayanışma…
Bunların her biri farklı başlıklar gibi görünse de aynı ekosistemin parçalarıdır.
Bugün Ekonomi Koordinasyon Kurulu var ve ekonomik kararlar belirli bir koordinasyon içinde yürütülüyor. Mevcut Cumhurbaşkanı Yardımcımız da çok geniş bir alanda büyük bir gayretle süreci takip ediyor, yönetiyor.
Ancak sosyal meseleler, sadece takip edilerek yönetilebilecek konular değildir. Çünkü sosyal meselelerde çok ince işçilik gerekiyor.
Bugün sosyal meseleler ile ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı var, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı var, Gençlik ve Spor Bakanlığı var, Millî Eğitim Bakanlığı var, YÖK var, Diyanet İşleri Bakanlığı var ve nice üst ve alt kurumsal yapılanmalar var.
Her biri kendi alanında önemli çalışmalar yürütüyor.
Fakat çoğu zaman bu çalışmalar birbirinden kopuk ilerliyor.
Hatta zaman zaman bir kurumun attığı adım, başka bir kurumun belirlemiş olduğu hedefine ulaşmasını zorlaştıran paradoksal sonuçlar doğurabiliyor.
Oysa sosyal meseleler parçalı değil, bütüncül bir bakış açısıyla ve koordinasyonla yönetilmeli.
Tam da bu nedenle Türkiye’nin, sosyal meselelerini tek çatı altında koordine edecek Sosyal İşlerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na ihtiyacı olduğu kanaatindeyim.
Böyle bir hamle hem kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecektir hem de Türkiye’nin sosyal risklerini önceden görebilen bir “Sosyal Risk Radarı” oluşturulmasına da imkân verecektir.
Böylece, örneğin demografik eğilimlerden genç işsizliğine, aile yapısındaki değişimlerden dijital bağımlılığa kadar pek çok gelişme, kriz hâline gelmeden önce izlenebilecek ve gerekli tedbirler önceden alınabilecektir.
Ekonomi bozulduğunda bunun sonuçları birkaç ay içinde hissediliyor. Sosyal yapı zayıfladığında veya çözülmeye başladığında ise etkileri yıllar sonra ortaya çıkıyor ve telafisi çok daha maliyetli oluyor.
Özetle; güçlü ekonomi, güçlü savunma ve etkili dış politika elbette önemli. Ancak bunların sürdürülebilir olmasının ön şartı, sağlam bir sosyal temeldir.
Devlet yönetiminde artık bu temeli güçlendirecek kurumsal bir adıma ihtiyaç var. Belki de Ak Parti’nin ikinci çeyrek vizonunda en stratejik hamlelerinden biri, Sosyal İşlerden Sorumlu bir Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ihdas etmek olacaktır.
Prof. Dr. Faruk Taşçı / Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol