Publish or perish - yayınla ya da yok ol

  • GİRİŞ23.01.2026 09:08
  • GÜNCELLEME23.01.2026 09:08

Akademik dünyaya aşina olanların sık duyduğu bir ifade. Artık ticarileşmiş indeksler kapsamında, hızlı ve sürekli yayın üretme baskısı anlamında. Neden? Çünkü üniversitelerin atama ve yükseltme ölçütleri, bir araştırmanın değerini, dergilerin etki faktörleriyle ilişkilendiriyor. Bu da haliyle akademisyenler üzerinde artarak devam eden bir baskıya yol açıyor. Buna bir de dünya üniversite sıralamalarına ilişkin derecelendirme yarışlarını ekleyin: Bilim dünyasının Elsevier ve Clarivate’in esiri olduğu noktasına geliyorsunuz. Etki faktörü yüksek dergilerde yayın yapmak maalesef Batı dışındaki üniversiteler için de bilimsellik iddialarının yegâne ölçütü olarak kodlandı.

Gelinen noktada Charles Goodhart’ın “Bir ölçüt, hedef haline geldiğinde, iyi bir ölçüt olmaktan çıkar" ifadesi, akademi için kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüştü. Bilimsel üretim, neredeyse nitelikten ziyade makale sayısı, atıflar, h-indeksi gibi ölçülebilir performans çıktılarına odaklı devasa bir endüstrinin ağlarına hapsoldu. Elsevier (Scopus), Clarivate (Web of Science) gibi şirketler bu endüstrinin astronomik kârlar elde eden öncüleri niteliğinde.

Devletlerin, fon sağlayan kuruluşların gerekli ortam, ekipman ve personel giderlerini karşıladığı; akademisyenlerin ciddi emeklerle makale yazıp hakemlik süreçleriyle geniş zamanlar harcadığı ve bunu bir akademik görev olarak içselleştirdiği bir ortamda söz konusu yayıncılar, üretimi ambalajlayıp fahiş fiyatlarla yine üniversitelere satan tekeller olarak sistemin belkemiği haline geldiler.

- Her fırsatta ortaya konan nitelik ve bilimsellik iddialarına rağmen atıf ve yayın çeteleriyle etki faktörleri şişirilen dergiler,

- Yine fahiş makale işlem ücretleriyle hakemlik süreçlerini muğlaklaştıran dergiler,

- Buralarda yayın yapabilmek için nitelikli veya bölgesel ve yerel olarak değerli konular yerine dergi trendlerine uygun konulara ve şekli düzenlemelere yönelen akademisyenler,

- Ek olarak atama ve yükselme süreçlerini kazasız atlatmak için yine bu trendlere uymaya ve bir şekilde buralarda yayın yapmaya çabalayan akademisyenler… Bu dünyanın acı gerçekleri.

Kısır döngüyü besleyen hususlar arasında belki de en önemlisi, gösteri çağının gereklerine uygun bir şekilde akademisyene bir marka onayı ya da etiket sunmaları.

Öte yandan dil yanlılığı sebebiyle İngilizce dışındaki akademik üretimin baskılanması, Kuzey Amerika ve Avrupa üniversitelerinin aşırı temsilinin ortaya çıkardığı bölünme ve disipliner yanlılık gibi sorunlar, Batı dışı özgün bilimsel üretimi bir sorun haline getiriyor.

Bugün Türkiye de dâhil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde, QS ve THE gibi uluslararası akademik derecelendirme sitemine bağımlı bir üniversite kurgusu hüküm sürüyor. Bu sistemlerin, verileri söz konusu yayıncılardan (Elsevier ve Clarivate) elde ettiğini düşündüğünüzde, yayıncıların oyunun kurallarını da belirleyen güce dönüştüğünü net bir biçimde görüyorsunuz. Yakın zamanlarda bu sıralamalarda yüksek sıralarda yer alan Zürih Üniversitesi ve Sorbonne Üniversitesi gibi önemli kurumların Times Higher Education (THE) World University Rankings’ten çekilmeleri alternatif perspektiflere odaklanmanın önemini ortaya koyuyor.

Ne yazık ki ülkemizde doçentlikten, akademik teşvik sistemine, atama yükseltme kriterlerinden üniversite derecelendirmelerine kadar her alanda bu küresel zorluğun yansımalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Kurumlarımız ara yollar bulmak ve alternatif formüller üretmek noktasında zorluklar yaşıyor. Büsbütün dışında kalamayacağımız bir gerçekliğe tamamen gömülmek de istemiyoruz.

Öncelikle bu tabloyla yüzleşmek; nitelikli, adil ve kapsayıcı bir bilim ekosistemine olan ihtiyacı kavramak; bilim dünyası ile sağlıklı bir diyaloğun ve içine kapanmayan özgün ve özgüvenli bir anlayışın inşası için çabalamak, hayati meseleler olarak karşımızda duruyor.

TR Dizin WoS indekslerine veya Scopus'a alternatif olabilir mi?

Karamsarlığa gerek yok tabii ki. Eğer elinizdeki imkânları daha işlevsel kullanabilirseniz! TR Dizin ve DergiPark, adil ve kapsayıcı bir alternatif aday olarak güçlü potansiyeller barındırıyor. Dolayısıyla bir an önce uluslararasılaşmalı. WoS indekslerinin veya Scopus'un kötü bir kopyası olmak mı? Yoksa gerçek bir alternatif olarak konumlanmak mı? Güçlü açık erişim sistemi, ülkemizin ve bölgemizin kendine has sorunlarına odaklanan bilimsel girişimleri görünürleştirmesi, Türkçe bilimsel literatüre katkıda bulunması önemli avantajlar. Niteliksiz yayınların artışı, etik yayıncılık problemleri, standart metriklerle birlikte toplumsal ve bilimsel katkının alternatif ölçümlenmesi, sürdürülebilir kapasite gibi konular da ele alınması gereken hususlar arasında.

Bu platformların, teknik altyapı sunmak kadar hem dergileri hem de akademisyenleri özgün bir bilim vizyonuna davet etmek gibi sorumluluklar açısından önemli olduğu yetkililerce tekrar tekrar düşünülmeli.

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber 7

Yorumlar2

  • Hamza 40 dakika önce Şikayet Et
    üretilen tezler, araştırmalar , deneyler kendi üniversite içindeki vatansever prof.lar, doçentler kurulu tarafından incelenmeli, sonuçlandırılmalı.
    Cevapla
  • Hamza 41 dakika önce Şikayet Et
    Araştırmaların, tezlerin açık bir şekilde yayınlanması emeğinizin bedavaya dağıtılması demektir, bilgi güçtür, gücü başkasına verirsen sen zayıflarsın, bu bilgiler başkasının elinde sana karşı yönelen ticari, siyasi ve askeri üretim üstünlüğüne dönüşür,
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat