Türkiye–Pakistan hattı, İslam dünyası NATO’su için başlangıç olabilir mi?

  • GİRİŞ01.05.2026 09:25
  • GÜNCELLEME01.05.2026 09:25

Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki klasik ittifak kalıplarıyla açıklanamaz. Pakistan bizim kötü gün dostumuz. Aramızdaki bağ, dönemsel çıkar hesaplarının ötesinde, tarihsel ve zihinsel bir yakınlığa dayanıyor: Stratejik eşik ortaklığı. Yani kriz anlarında test edilen, risk paylaşıldıkça derinleşen ve geri dönüşü zor bir bağ. Türkiye–Pakistan hattını anlamayan analizlerin büyük kısmı bu yüzden ya yüzeysel ya da bilinçli-kasıtlı biçimde eksik.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik, güya önleyici saldırı stratejileri, müzakereler üzerinden, Pakistan'ı dünya kamuoyunda daha görünür yaptı. Tabii nükleer gücünü de. Bu kapasite, ulusal güvenliğin bir unsuru olmanın yanı sıra İslam dünyası için (potansiyel) bir “güvenlik şemsiyesi” olarak da değerlendiriliyor. Saldırgan bir doktrin değil; caydırıcılığa dayalı bir denge arayışı bağlamında. 

Pakistan’ın bu rolü, Türkiye ile kurduğu derin ilişkilerle birleştiğinde, ortaya bir ittifaktan fazlası çıkıyor: Çekirdek bir güvenlik mimarisi. Peki, bu çekirdek genişleyebilir mi? Haber7’nin “Sünni ittifakında diplomatik engel!” başlığıyla verdiği çerçeve, aslında tartışmanın en zayıf halkasını adresliyor. 

Her şeyden önce “Sünni ittifak” etiketi, meseleyi daraltan ve potansiyelini sınırlayan bir yaklaşım. Bu tür bir yapı, mezhep eksenine sıkıştırıldığı anda meşruiyetini olmasa bile kapsayıcılığını kaybedebilir. Bugünün dünyasında güçlü olan, dar kimlik blokları değil; çok katmanlı ve esnek stratejik ağlar.

Suudi Arabistan ve Mısır’ın temkinli duruşu bugünden bakıldığında anlaşılabilir. Ancak bu temkin, uzun vadede stratejik bir körlüğe de dönüşebilir. Çünkü mesele tek tek ülkelerin gücü değil; birlikte oluşturdukları ağırlık merkezidir. Bugün kendini güvende zanneden pek çok aktör, aslında kırılgan bir denge üzerinde durduğu gerçeğini hâlâ yeterince kavrayamıyor.

İran meselesi, bu kırılganlığın en güncel testi. Eğer bu süreçten ders çıkarılmazsa, bölge bir kez daha “öğrenilmeyen-okunamayan dersler” döngüsüne girecek. 

Bu noktada Türkiye–Pakistan hattı yalnızca iki ülkenin çıkar meselesi olmaktan çıkıyor; daha geniş bir jeopolitik denklemin kilit bileşenine dönüşüyor. İslam dünyasının böyle bir bileşene ihtiyacı hat safhada.

“İslam dünyası diye bir dünya var mı?” sorusu artık rafa kalkmalı. Entelektüel bir sorgulama olmaktan çıktı çünkü. Bir kaçış retoriğine dönüştü. Evet, karşımızda parçalanmış, zayıflatılmış ve ciddi sorunlar yaşayan bir fotoğraf var. Ama bu, onun yok olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, böyle dönemler yeni merkezlerin doğduğu anlar olarak da belirginleşebilir.

Türkiye ile Pakistan’ın birlikte hareket etmesi, sadece askeri ya da diplomatik bir hamle değil. Bu birliktelik, daha adil bir uluslararası düzen iddiasını da içinde barındırıyor. 
Geçmişten bugüne Türkiye’ye yönelen tehditler ile Pakistan’a dönük hamleler arasındaki benzerlikler tesadüf değil. Her iki ülke de kendi güvenlik mimarisini kurmak isteyen, edilgenliği reddeden aktörler. Bu yüzden sınanıyorlar. Terörün fiziksel, dijital ve toplumsal biçimleri üzerinden yürütülen baskıların amacı açık: Bu iradeyi aşındırmak. Pakistan özelinde ise daha kritik bir hedef var: Nükleer silah teknolojisi.

Her iki ülke, D-8 girişiminin, derinliği zayıflatılarak bir kalabalığa nasıl dönüştürüldüğünü, güç üretmek yerine nasıl koordinasyon krizlerine açık hale getirildiğini sürekli hatırında tutmalı.

Türkiye–Pakistan hattı bir seçenek değil, bir eşik. Aşılırsa her şey çok güzel olacak. Kaçırılırsa, başkalarının kurduğu dengelere uyum arayışı sürecek.

Temkini elden bırakmayanlara duyurulur.

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber 7

Yorumlar6

  • Memo 39 dakika önce Şikayet Et
    Emperyalistlere karsi verilen mücadele hep hakli dir ve adlandirilmasinin kavgasi bugünün kosullarinda düsmanlari ancak sevindirir.
    Cevapla
  • Afk 1 saat önce Şikayet Et
    Hilafetin kaldırılmasını kimlerin ekmeğine yağ sürdüğü bunu savunanların kime neye hizmet ettiğini görmemek için kör olmak gerekir söylediklerim görene görene köre ne....
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Ahmet 1 saat önce Şikayet Et
    Geç bunları hikaye anlatma
    Cevapla
  • MAHMUT 1 saat önce Şikayet Et
    D-8'in ekonomik ve askeri birliktelik içinde olması durumunda dünyada yeni nizamın kurulması ve adaletin tesis edilmesi sağlanacaktır.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Bülent DUMAN 1 saat önce Şikayet Et
    lnsallah diyelim.gün birlik beraberlik zamanı
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat