Daha 17

  • GİRİŞ03.07.2026 09:00
  • GÜNCELLEME03.07.2026 10:13

Daha 17 ekibi, sağlığı tartışmalı bir reyting düzeninin sunduğu zeminde, reklamcıların iştahını kabartan bir ticari başarı elde etti. Kazanan reyting oldu, kaybeden toplumsal sorumluluk.

Bu başarı öyküsünün bir de perde arkası var. İnsanın en ilkel meraklarını sürekli canlı tutan bir içerik stratejisi.

- Anlaşılan dizi ekibi, diğerleri gibi, şiddet, cinsellik ve entrika üçlüsünün reytingleri garantilemenin tek yolu olduğunu düşünüyor.

- Ya da onlara göre sorun kendilerinde değil; bir türlü medya okuryazarı olamayan izleyicide. Eksik olan şey senaryo değil, izleyicinin bilinç düzeyi. En azından akıllı işaretlere dikkat edebilirler değil mi?

- Veya her gece şu kâbusu görüyorlar: Dayanışmayı, aile bağlarının önemini, zorbalıkla mücadele yöntemlerini, okul topluluğu üyeleri arasında dengeli ve sağlıklı ilişkilerin varlığını, özellikle de etkin rehberlik hizmetlerini merkeze alan bir gençlik dizisi, izleyici ilgisizliğinin kurbanı olup erken final yapmak zorunda kalıyor.

- Belki de cesaretlerini, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarının, medya-şiddet ilişkisi bağlamında derinlemesine sorgulanmak yerine, sıkışık bir gündem arasında, "böyle şeyler olmamalı" sığlığına hapsedilmesinden alıyorlar. Ya da geleneksel medyanın etkisinin görmezden gelinip bütün faturanın sosyal medyaya ve dijital oyunlara kesilmesinden. 

Daha 17, mevcut yapısıyla bu sorgulamaları fazlasıyla hak ediyor. Öncelikle sorun tek bir sahnede değil; neredeyse bütün anlatıyı kuşatan tercihlerin toplamında. Bu tabloyu oluşturan temel tercihleri tek tek sıraladığımızda, ortaya tesadüflerle açıklanamayacak şu örüntü çıkıyor.

Daha 17:

- Şiddete istisna değil rutin olarak yer veriyor. Her bölümün merkezinde fiziksel veya psikolojik şiddet bulunuyor.

- Zorbalığı dramatik bir gösteriye dönüştürüyor. Şiddetin sonuçlarından çok, uygulanış biçimini uzun uzun sergiliyor.

- Aile değerlerini tartışmalı sahneler üzerinden tüketiyor. Argo, yasak ilişki ve mahremiyet ihlalleri, zaman zaman tüm hikâyenin önüne geçiyor.

- Gücü merhamette değil, korku üretmekte tanımlıyor. En güçlü karakter, en çok korkutan kişi olarak sunuluyor.

- Şiddeti sembolleştiriyor. Diz çöktürme ve boyun eğdirme sahneleri tekrar eden güç ritüellerine dönüşüyor.

- Psikolojik işkenceyi sıradanlaştırıyor. Tehdit, aşağılama ve manipülasyonu olağan bir iletişim dili gibi işliyor.

- Okulu eğitim ortamından çok savaş alanı olarak resmediyor. Öğretmenleri ve kurumları sorun çözen değil, olayların peşinden sürüklenen aktörlere dönüştürüyor.

- Gençlik sorunlarında en önemli mekanizmalardan biri olan rehberlik ve psikolojik destek hizmetlerine neredeyse hiç yer vermiyor. 

- Hukuk ve adalet duygusunu zayıflatıyor. Güçlü olanın sistemi kolayca yönlendirebildiği algısını sürekli pekiştiriyor.

- Sınıfsal ayrımı keskinleştiriyor. Zengin ile yoksul arasındaki uçurumu, insani değerler yerine düşmanlık üzerinden anlatıyor.

- Çatışmanın çözümünü konuşmada değil, hesaplaşmada arıyor.
- Genç izleyiciye umut değil, öfke yüklüyor. Empati yerine intikam duygusunu daha baskın hâle getiriyor.

- Şiddet uygulayan karakteri sürekli görünür ve etkileyici kılıyor. Böylece olumsuz karaktere istemeden de olsa ekran hâkimiyeti kazandırıyor.

- Mağduriyetin sürekli yeniden üretilmesinden besleniyor. Aras karakterini neredeyse her bölümde yeni bir travmaya maruz bırakıyor.

- Olumlu rol modelleri geri planda; sağduyulu karakterleri, çatışmacı karakterlerin gölgesinde bırakıyor.

- Şiddetin toplumsal maliyetini yeterince göstermiyor. Travmanın uzun vadeli etkileri yerine dramatik gerilimi öne çıkarıyor.

- Dijital çağın gençlerine yanlış güç tanımı sunuyor. Gücü bilgi, üretim ve dayanışma yerine baskı kurabilme kapasitesiyle özdeşleştiriyor 

- Şiddeti eleştirmek isterken bile onu görsel olarak cazip ve akılda kalıcı hâle getiriyor.
- Aşk-ı Memnu gibi, bu bölümde artık dananın kuyruğu kopuyor derken, sahte kurgularla izleyiciyi bir sonraki bölüme çiviliyor. 

Okullara ilişkin güvenlik paketi, sadece turnikeleri ve güvenlik görevlilerini değil; Daha 17 ve Altı Üstü İstanbul gibi gençlik ve okul dizilerinin etkileriyle mücadeleyi de kapsamalı.

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7

Yorumlar17

  • VatanAşığı 52 dakika önce Şikayet Et
    Neden yasaklanmıyor o zaman. Bile bile topluma aileye zarar veren diziler yasaklansın artık. Devlet gücünü göstersin.
    Cevapla
  • sayim timur 56 dakika önce Şikayet Et
    çok haklısınız
    Cevapla
  • abbas 1 saat önce Şikayet Et
    hiç bir diziyi seyretmiyorum. lakin hocamın dediğine katılıyorum.. milleti dizi ile manyaklaştırıyorlar.. yol ve yordam öğretiyorlar.. karakter satıyorlar.. bunları dizide gören gerçek hayatta uygulamaya çalışıyor.. toplum yozlaşıyor..
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • AĞACAN 1 saat önce Şikayet Et
    Kesinlikle Sayın Hocam, İnşallah yetkililer bu alanda daha disiplinli davranıp gerekli müdahaleyi hem belirtilen dizi için hem de diğere tüm tv, sosyal medya ve diğer dijital platformlarda yapabilirler, aksi taktirde aile yılı diye çıkılan bu on yılda daha sıkıntılı bir topluma dönüşüm olabilir.
    Cevapla
  • bayram 1 saat önce Şikayet Et
    hiç seyretmedim ama adından da dizinin ne kadar işe yaramadığını anlatıyor daha 17 yaşalarındakilerin durumları bu demek istiyor toplumu bozmaktan başka sonucu yok
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat