Gargamel’in büyü kazanı
- GİRİŞ30.10.2026 09:06
- GÜNCELLEME30.10.2026 09:06
Şirinler çizgi filmini hatırlayanlar bilir. Gargamel’in bir büyü kazanı vardı. İçine kötülük nefesi, kara kurbağa tükürüğü, yılan özü gibi şeyler atar, karıştırır, kaynatır ve istediği karışımı çıkarmaya çalışırdı. Instagram, TikTok, Facebook, YouTube gibi sosyal medya platformları, bugün Gargamel’in büyü kazanına dönüşmüş durumda.
Milyarlarca insan her gün bu kazana bir şeyler atıyor. Kimisi bilgisini, tecrübesini, sevincini, umudunu; kimisi öfkesini, nefretini, kıskançlığını, yalanını, iftirasını; kimisi hayatını, bedenini, inancını; kimisi hırslarını, egosunu, cambazlığını; kimisi de sahtekârlığını, cehaletini, çıkarlarını...
Kazana yalnızca kötülük atılmıyor elbette. Hakikat, iyilik, vicdan ve adalet arayışı da aynı kazanın içinde. Kazanın içinde bulunmakla oranın diline, ahlakına ve dayattığı davranış biçimlerine teslim olmak aynı şey değil. İyilik meydanı terk etmemeli; ancak meydanda kalabilmek için kendinden de vazgeçmemeli. Mesele, kazana neyin atıldığından çok, kazanın nasıl çalıştığı.
Kazanı kim ve nasıl kaynatıyor?
Bugün bu kazanın arkasında Gargamel'i temsilen yalnızca sosyal medya şirketleri değil; veri, reklam, yapay zekâ ve dikkat ekonomisinden beslenen devasa bir endüstri bulunuyor. Milyarlarca insanın neye baktığını, neyi beğendiğini, neden korktuğunu ve neye öfkelendiğini analiz edebilen bir endüstri...
Bu düzenin en değerli hammaddesi insanın dikkati. Çünkü dikkat veriye, veri davranış tahminine, davranış tahmini ise ekonomik ve kimi zaman siyasal nüfuza dönüşebiliyor.
Kazana neyin atılacağını kullanıcılar belirliyor; fakat neyin kaynatılıp milyonların önüne servis edileceğinde platformların algoritmaları belirleyici rol oynuyor. Çünkü dijital çağda iktidar, yalnızca neyin söyleneceğini değil, neyin duyulacağını ve neyin görünmez kalacağını etkileyebilme gücüdür.
Sosyal medya yalnızca mesajları taşıyan tarafsız bir araç değil. Algoritmaları, etkileşim mekanizmaları ve görünürlük kurallarıyla neyin öne çıkacağını, neyin yayılacağını, neyin unutulacağını da etkiliyor.
Gargamel'in kazanında her malzeme aynı sonucu vermiyordu. Bugünün dijital kazanında da her paylaşım aynı ölçüde kaynatılmıyor. Öfke, çatışma ve sansasyon daha fazla etkileşim topladığında kazanın altındaki ateş harlanıyor. Kötülük görünürlükle ödüllendirilirken iyilik gürültüye, hakikat kalabalığa, vicdan algoritmalara yenik düşebiliyor.
Üstelik bu kazanın ateşi yalnızca platform sahiplerinin elinde değil. Her beğeni, paylaşım ve yorum da ateşe atılan yeni bir odun olabiliyor. Bazen karşı çıktığımız kötülüğü bile öfkeyle paylaşarak büyütüyoruz. Böylece kötülüğü eleştirdiğimizi sanırken onun ücretsiz dağıtıcısına dönüşebiliyoruz.
Gargamel'in kazanından çıkan karışımın neye dönüşeceği, içine atılan malzemeler kadar onları hangi ölçüde kullandığına da bağlıydı. Bugünün dijital kazanında da sorun, kazanın içinde iyiliklerin bulunmaması değil; iyiliğin kötülüğün kurallarına göre işleyen bir düzende var olmaya zorlanmasıdır.
Kazandan çıkan iksiri kim içiyor?
Kazanda kaynayanlar ekranlarda kalmıyor. İnsanların ruh hâline, aile ilişkilerine, toplumsal güvene ve siyasal tartışmalara taşınıyor. Sürekli ekran kaydırmak, insanı bitmek bilmeyen bir öfke, korku ve çatışma akışına maruz bırakabiliyor.
Bir süre sonra insan, karşısındakini tanıyarak değil, ekranında gördüğü birkaç paylaşım üzerinden yargılamaya başlıyor. Komşusunu siyasi görüşüne, arkadaşını beğendiği gönderiye, akrabasını takip ettiği hesaba göre değerlendiriyor. Dijital dünyada üretilen düşmanlık, gerçek hayattaki ilişkilerin arasına sızıyor.
Gargamel'in kazanında hazırlanan iksirlerin bir amacı vardı. Bugünün dijital kazanından çıkan karışımların ise her zaman tek bir amacı veya sahibi yok. Ancak sonuç değişmeyebiliyor: İnsanlar farkında olmadan başkalarının hazırladığı gündemlerin, korkuların ve düşmanlıkların etkisi altında kalabiliyor.
2028 seçimlerine doğru ilerlerken Gargamel’in büyü kazanına bir de ülkenin geleceği açısından bakmak gerekiyor. Seçmenin neye inanacağını, kimden şüphe duyacağını, neye öfkeleneceğini ve hangi gerçeği görmezden geleceğini belirleyen dijital ortam, sandığa gitmeden çok önce sandıkta ortaya çıkacak iradeyi şekillendirmeye çalışıyor.
Yalanın doğru, doğrunun ise yalan kılığına sokulduğu günümüzde, Gargamel’in büyü kazanındaki asıl tehlike, yalnızca kötülüğün kaynatılması değil; hakikatin ve iyiliğin de aynı ateşte, aynı formül içinde eritilmesidir.
Yorumlar1