Çarşaf, üniforma ve Stalin'in tavuğu

  • GİRİŞ24.11.2008 09:24
  • GÜNCELLEME24.11.2008 09:24
Stalin’e atfedilen bir tavuk hikayesi vardır. Stalin düşmanlarını nasıl yönettiğini anlatmak için meclisi topluyor. Bir tavuk getirtiyor. Hava soğuk, tavuk kontrol edilemiyor. Tavuğun bütün tüylerini zevkle kendi elleri ile yoluyor ve hayvanı korumasız yapıyor. Sonra tavuğu serbest bırakıyor, ateşe giden tavuk sıcaktan kaçıyor, açık kapıya yöneliyor, dışarının soğuğundan canı yanıyor, ortada çaresiz kalıyor biraz önce tüylerini yolan Stalin’in ayaklarına sığınıyor.
 
Stalin “İşte bu insanlar bundan anlar” diyor. Heykellerini ve devasa askeri resmi geçitleri bu amaçla kullanıyor. Kızılordu korkusu ile kıyafeti bahane edip insanları idam ederek korkusunu devam ettiriyor, sistemini canlı tutuyor.
 
CHP Genel Başkanı’nın çarşaflılara parti rozeti takması ile başörtülülerin telörgü arkasında sindirilmesi neden Türkiye’nin gündemini bu kadar meşgul ediyor? Sosyopsikolojik kökeni nedir?
 
Kıyafetle ilgili ayrımcılığın devam etmesi Stalinist nefret ve korumasız tavuk korkusunun varlığı ile çok yakından ilgilidir.
 
Yakın zamana kadar korkular siyasette hissettirmeden kullanılıyordu.Kontrolu kaybeden yerli Stalinistler içlerindeki korkuyu nefret şeklinde yaşamaya başladılar.
 
Cumhuriyetin başlangıcında kışkırtmalarla oluşturulan isyanlar nedeniyle İstiklal Mahkemeleri kuruldu. İstiklal mahkemelerinin kuruluş amacına uymadığı halde şapka için binlerce insan idam edildi.
 
Toplumsal bilinçaltına bu korkular kazındı. Fakat modernizmi biçimsel olarak yorumlayan zihniyet bugün iflas etti.
 
İletişim ve bilgi çağında insanlar özgürlüğü tattılar. Bu arada da tüyleri çıktı. Çünkü ruhları ölmemişti.
 
Fakat ona o zulmü yapan yerli Stalin’ler şekil olarak var ama ruh olarak öldüler. İşte Sayın Deniz Baykal’ın zorunlu olarak yaptığı ‘Çarşaf açılımı’na bu diktatör ve totaliter yerli çağdaş tiranlar itiraz ediyorlar ve anlamıyorlar. Dogmatizmleri nedeniyle anlamayacaklar da.
 
Ecevit’in başladığı nokta da bu idi. ‘İnanca saygılı Laiklik’. Eğer Türk solu 1973 ve 1977’deki halkla bütünleşmeyi arzu ediyorsa başka çaresi yoktur.
 
Resmi ideolojiden ve jandarmadan korkan doğulular, dindarlar, Alevi ve Kürt kökenliler artık korktukları kurulu düzenin bacaklarına sığınmıyorlar. Yerli Stalinlere hayır diyebiliyorlar. Gerçek solcular gibi onlarda haklarını arayabiliyorlar, tercihlerini demokratik tepki şeklinde gösterebiliyorlar.
 
Kıyafetle ilgili böyle aşırı yüklü duygular İslamofobisi olan modernistlerin orantısız tepkilerini açıklıyor. Çarşaflı birisini gördüğünde 220 voltluk elektrik akımına tutulmuş gibi nefret hisseden kişi kolaylıkla nefret suçu işler.
 
Çarşaflı kişilerde de ‘Benim tercihim budur’ duruşu olmadığı için İslamofobi ve nefret tepkisi devam ediyordu.
 
Çünkü dindar insanlarda saygı zannettikleri bir Jandarma ve Üniforma korkusu vardı. Bu korku nedeniyle ‘Ululemre itaat farzdır’ diyerek zalimliğe göz yumuyorlardı. Nefislerine mi, Ululemre mi itaat ettiklerini kendilerine sormalılar?
 
İnsanoğlunun güç elinde olduğunda zalim olma zaafı vardır. Canavarlar aç oldukları zaman canavarlaşırlar. İnsansal canavarlar ise gözleri doymadığı için güçsüz ve korkak birini gördüklerinde hemen canavarlaşırlar.
 
Erzincan Askeri Hastanesi’nde görevdeyken 1988’de Üçüncü Ordu Komutanı Ordu karargâhına sauna yaptırdı. O tarihlerde sauna alışkanlığı hiç yoktu. Hatta askeri helikopteri Munzur dağına gönderip sofrasına alabalık getirttiğini biliyorduk. Halen Fenerbahçe Orduevinde Emekli Generaller kapısında duran asker hizmetliye maydanoz aldırıyorlar. Bu konular artık gazetelerde yazılabiliyor.
 
Soru sorulan İletişim Daire Başkanı General ise Stalin’in tavuğu gibi kaçıyor ve cevap veremiyor. Ah şu askeri ihaleler bir şeffaflaşsa işte o zaman hâkimiyetin millette olduğunu anlayacağız.
 
Sayın asker ve sivil diktatörler artık topluma mühendislik yapamazsınız!..
Çünkü çağdaş sistemlerde mühendisliği toplum devlete yapıyor. Serbest fikir piyasası hem toplumu hem de devleti şekillendiriyor. İster kabul edin ister kabul etmeyin zaman bunu emrediyor.
 
Kimse kendisini Türkiye’nin ağası sanmasın!
 
Çok şükür Türkiye normalleşiyor, ümidi ayakta tutacak çok şey oluyor.
Prof. Dr. Nevzat TARHAN - Haber 7

Yorumlar20

  • Abdullah Musaoğlu 17 yıl önce Şikayet Et
    Eline Sağlık Hocam. Allah kalemine kuvvet, vücuduna sıhhat, ahiretine rahmet yağdırsın. Allah seni çağdaş Stalinlerden korusun. Sevgili hocam bu çağdaş zorba Stalinler hala tüylerimizi yolmaya, bizi kendilerine boyun eğdirmeye, "kulaklarını keserim haaa" şeklinde bize parmak sallamaya devam ediyorlar. Ama artık eski şevketlerini kaybettiler. Millet elbet bir gün tiranlardan kurtulacaktır.
    Cevapla
  • yalçın eker 17 yıl önce Şikayet Et
    Elbet yıkılacak.. Eğmeden ,bükmeden söylenecek şey Kemalist sistemin iflas ettiğidir.Bu millete bu acıları yaşadan kemalist diktatoryadır.Haksız ve zalimce asılan binlerce istiklal mahkemesi mağdurlarının ahı bu milleti tutmuştur.Bu zulüm sistemi er ya da geç yıkılacaktır.Zalimler elbet hesap verecektir.Kimsenin bundan şüphesi olmasın.Yalnız Allah bu millete dayanma gücü ve sabır versin.
    Cevapla
  • hüseyin albayrak 17 yıl önce Şikayet Et
    sayın veli. harika bir yazı yazdız devamını beklerim
    Cevapla
  • Osman ERGÜN 17 yıl önce Şikayet Et
    Güzel şeyler oluyor. Evet haklısınız hocam onlar Türkiyenin ağası değil. Kimse de bundan böyle Stalin'in tavuğu değil. Böyle olabilmesinin en büyük sebebi sizin gibi eli öpülesi kalem erbabıdır. Allah razı olsun hocam.
    Cevapla
  • Yusuf Çınar 17 yıl önce Şikayet Et
    AYNEN KATILIYORUM.. Artık korkutarak milleti sindirimezler. Şimdi ihtiyacımız olan şey; cesur bir liderlik. Kitleler kendi başlarına tek tek hareket etmezler. Cesur bir lider etrafında ülkemizdeki oligarşinin çok kısa sürede biteceğine inanıyorum. Eğer mevcut partiler bu işi yapmazsa, yeni bir lider buluruz kendimize. AKP İNŞALLAN HOCAMIN GÖRÜŞLERİNDEN FAYDALANIYORDUR.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat