Komutanı emekliye götüren içki
- GİRİŞ23.12.2008 11:49
- GÜNCELLEME23.12.2008 11:49
TSK'yı hangi çizgi temsil ediyor?
Sayın Ertuğrul Özkök’ün gazetecilik becerisi yeni açılımlar sağladı. İki emekli Orgeneralin tartışmasını kastettiğimi anlamışsınızdır. Sayın Hilmi Özkök ve Sayın İlhami Erdil.
TSK’da iki geleneksel çizgi vardır. Birincisi Büyük Atatürk’ün 15 yıl Genelkurmay Başkanlığını yapmış Fevzi Çakmak çizgisi. Meşruiyetçidir, itaat sırrı ile hareket eder. Halkın değerlerine saygılıdır. Siyasete karışmaz.
Tasavvuf ehli olan Fevzi Paşa geldiğinde Atatürk ayağa kalkarmış. Fevzi Paşa da onun içkisine hiç karışmamıştır. Bu çizgi Silahlı Kuvvetlerdeki Çanakkale ruhunu temsil ediyor. Günümüzde bu çizgiyi Hilmi Özkök Paşa temsil etmişti.
İkinci geleneksel çizgi İsmet İnönü’nün temsil ettiği çizgidir. Atatürk’ün son yıllarında İsmet İnönü’ye karşı çıktığını, başbakanlıktan uzaklaştırıldığını, Atatürk’ün vefatından sonra Fevzi Paşa’nın saflığı nedeniyle ve İsmet İnönü’nün de meclis çoğunluğunu ele geçirmesiyle Milli Şef olduğu bilinmektedir.
Bu çizgi baskıcı, eleştiriden rahatsız olan halkı küçük gören, orduevinden çıkmayan, çoğulculuktan nefret eden, kendisine benzemeyeni tehdit olarak algılayan, statükocu değişimden korkan bir karekter gösterir.
Hatta İsmet İnönü Atatürk’ün içki sofrasına karışırdı ve verdiği kararları içki sofrasında verdiği için itiraz ederdi. Atatürk’ün bile içtiği içkiye karışan bu düşünce yapısı şimdi içkiyi laikliğin sembolü yaparak istismar etmektedir. Hüseyin Kıvrıkoğlu ve İlhami Erdil bu zihniyetin son uzantısıdır.
Siyaseti seven askercilik, siyasi kulis yapma ve darbecilik, kim ne derse desin bin yıl sürmeyecek çünkü bitmiştir. Bu zihniyet darbeyi ve hukuksuzluğu hep bir seçenek olarak düşünmüştür.
27 Mayıs ruhu denilen bu ruhu taşıyan generaller askeri ihaleleri çok severler, haram yemek gibi bir kaygıları yoktur. Zenginlerin masasında sık sık gördüğümüz emekli generallere dikkat edelim. Bu generaller servet beyanlarını göğsünü gere gere veremezler. Cezaevinde bile olsalar devlet ihaleleri ile zenginleşmiş iş adamları tarafından ziyaret edilirler. Bir futbol maçında askeri ihalelerdeki yolsuzluk nedeniyle mahkum olan bir müteahhit ile E.Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın ‘Çak’ yaptığını Sabah gazetesinden Ergun Babahan yazdı.
İlginç kirli ilşikilerden rahatsız olmayan bu anlayış darbecidir. Bu kişiler ordu içinde kendine çalışan tipler olarak bilinir. İlkeli, dürüst olmayan ‘Komutancı’ olarak bilinen tipleri zaten mevcut terfi sistemi de desteklemektedir.
Atamalarda çoğu zaman kolay yerlere atanırlar. Kadro tasfiyesini çok yaparlar. 27 Mayıs sonrası ordu içinde gücü elinde bulundurdular. En son 28 Şubat’ta irtica bahanesi ile ciddi bir kadrolaşma içine girdiler. Bu ruha 27 Mayıs ruhu diyebilirsiniz. Atatürkçülüğün arkasına sığınıp Tek Particilik yaparlar. Demokrasi ile alay ederler, demokrasiyi halk popülizmi olarak tanımlarlar.
Ergenekon konusunda sessiz kalma bu çizginin tercihidir. Kaç gündür Bugün gazetesi Zeli kampında yaşanan skandalı anlatıyor. Bu skandala göre TSK’nın içerisinde bir damar terör’ün kontrollü bir şekilde sürmesini istemişti. Bu iddia çok ciddi bir iddiadır. Maalesef TSK içindeki darbeci 27 Mayıs ruhu terörün devam etmesini istiyor.
Kıvrıkoğlu’nun Hilmi Paşaya yaptığı ‘Oğlum Hilmi’ye şarap getir’ cümleleri ile belirgenleşen mahalle baskısı aslında TSK içindeki bir grubun kadrolaşma ve tasfiye için kullandığı bir yöntemdir. Albay rütbesine kadar kullanıldığını çok görüyorduk ama Orgeneral düzeyinde de var olması çok utandırıcı bir davranıştır. ‘İçki içersen severim içki içmiyorsan benim için şüphelisin.’ Ne kadar gerici bir yöntem, ilkel bir baskı örneği.
Hatta GATA’dan emekli Albay Prof. Dr. Mustafa Kahramanyol hocamızın bir hatırasını duymuştum. Yanılıyorsam düzeltirim. Belçika’da NATO görevinde kokteylde General Çevik Bir, Tabip Binbaşı Kahramanyol’a içki içmesi konusunda ısrar ediyor. Binbaşı Kahramanyol tarihi bir cevap veriyor. “Ben bu yaşa gelmişim, belli bir rütbeye ulaşmışım ne içip içmeyeceğime ben karar veririm, lütfen ısrar etmeyiniz.” Sayın Çevik Bir’in ikinci Başkan iken Kahramanyol hocamızın YAŞ kararı ile emekli edilmesinde bu hatıranın rolü olduğu bilinir.
Hilmi Paşanın Mevlana’dan aktardığı ‘...bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım, adam mı diye...’ sözünü görevdeki bazı generallere söylememesini dilerim. Yoksa kendisini orduevine almazlar, alırlarsa da yalnız bırakırlar.
Emekli generallerin mahalle baskısı üzerinde araştırma yapabilecek yiğit araştırmacılar olacak mı acaba? O günleri görebilecek miyiz? Orduevleri fildişi kulelerine Açık Toplum Enstitüsü girip bir araştırma yapsın.
Sayın Prof. Binnaz Toprak’ın yüreği varsa bu sosyolojik hazineleri keşfe cesaret eder. Gerçi son istatistiği istatistikçiler için geçerli ‘İstatistik bikini gibidir, görülmesi gerekeni gösterir, görülmesi gerekmiyeni başarı ile gizler’ kuralına çok uyuyordu. Sayın Toprak 401 kişiden hareketle bütün Anadolu’yu faşist olarak gösterebildi.
Bu mahalle baskısı konusu Çorum hamuru gibidir çok su götürür.
Nevzat TARHAN / Haber 7
ntarhan@gmail.com
Yorumlar23
-
lokman aslan
17 yıl önce
Şikayet Et
İçki içmeme müslümanlığı Test ediyorsa Test edenler kim?. Aç canavar dişinin kirasını da ister misali hem baskıya,zulme uğra hem de baskı yapan olarak takdim edil. Pes yani baş örtülüleri sokakta bile mahkeme kararına malzeme yap çoğalırlarsa başı açıklara baskı yapabilirler de. Mahkeme kurallarını kanunu hiçe sayarak kendi anlayışına uygula, oyun ortasında kural değiştir sonra kaostan bahset. İçki dinen haram olduğu gibi sağlık açısından da zararlı. Bir karaciğer,mide hastasına ölümün bundan dahi olsa içeceksin dayatması insanlığa sığar mı?
Beğen
Cevapla
-
yemliha aksoy
17 yıl önce
Şikayet Et
kıymet. nimetin kıymeti kaybedilince farkedilirmiş hilmi paşa da kaybedilen ve kıymeti farkedilemeyen değerlerimizden dir. hocam her zamanki gibi formunda yazmışsınselamlar
Beğen
Cevapla
-
AHMETFURKAN
17 yıl önce
Şikayet Et
ALLAH HİLMİ ÖZKÖK ve NEVZAT TARHAN GİBİLERİNİN SAYISINI ARTTIRSIN. Diyecek başka söz bulamıyoruz.Sayın Hilmi ÖZKÖK karanlık noktalara ışık tuttu.Hele MEVLANA'dan nakil verdigi cevap müthiş olmuş ; agzına yüregine saglık muhteterem paşam. SAYIN TARHAN siz de bu milletin yüregine su serpiyorsun, iyiki varsın .ALLAH SENİ MADDİ, MANEVİ BÜTÜN ŞERLERDEN KORUSUN.Endişe edmiyor degilim hani.Ama duruşunuz ve bulundugunuz yer çok şerefli.Dik durmaya devam.Allah sizinle ise gerisi laf ü güzaf.
Beğen
Cevapla
-
suleyman d
17 yıl önce
Şikayet Et
Her gün asker yazısı yazan hocamız; Mehmetlerimiz şehit olunca kör ve sağır mı oluyor yoksa?. Yazılarınızdaki tek taraflı bakış ve eleştiri mantığı bizi bu yazıların 5.kol faaliyeti olduğu kanısına vardırıyor.yapıcı olmaktan uzak, gri propagandadan öte gitmeyen karalamalar ve bunlara atlayan sazanlar...
Artık aynı gemide olduğumuzdan da emin değilim
Beğen
Cevapla
-
Cahit tarhan
17 yıl önce
Şikayet Et
esas baskı. Muhterem Hocam .Rahmetli Ayhan Songar hocamız ın boşluğunuzu ilminizle doldurduğunuz gibi miletin münevveri olduğunuzu da her an hissedip görüyoruz çok şükür.
Ne mahalle baskıları gördük başları zorla açtırılan mecburen katılınan yemeklerde "hoca" diye alay edilen etiketlenen hakir görülen arkadaşlarımız "Faşist-yobaz-gerici "gibi etiketleyenler,
özel sektörde bile başı kapalı lara yapılan uygulamalar ne baskısı acaba fırsat bulsalar ne baskılar yaparlarda Allah fırsat vermesin !
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle