Suçların önlenmesinde cezanın ağırlığından çok mutlaka ve hızlı uygulanacağına dair algı önemlidir
- GİRİŞ26.04.2026 09:09
- GÜNCELLEME26.04.2026 09:09
Türkiye’de yaşanan son olaylar cezaların ağırlığı ve caydırıcılığı konusunu yeniden gündeme getirmiştir. Bu kapsamda cezaların ağırlaştırılması gerektiği de sıklıkla dile getirilmektedir.
Beccaria, 1764’te yayımlanan ünlü eseri Suçlar ve Cezalar Üzerine (Dei delitti e delle pene) kitabında suçları önlemede cezaların yüksek olmasından çok cezaların mutlaka ve hızlı bir şekilde uygulanacağına dair algının daha önemli olduğunu belirtmiştir. Bu görüş, klasik ceza hukuku teorisinin temel taşlarından biri olup, modern kriminoloji ve ceza adaleti sistemlerinde de "caydırıcılık teorisi"nin temel unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ağır cezalara rağmen insanlarda kaçma ümidi varsa veya bir şekilde cezanın uygulanmayacağına inanılıyorsa, en ağır cezalar bile onları suç işlemekten alıkoymaz. İnsanlar gerçek riski veya cezayı değil algıladıkları riski veya cezayı dikkate alır. Özellikle suç ile ceza arasındaki süre uzadıkça cezanın uygulanmayacağı algısı artar. Bu nedenle daha hafif bir ceza olmakla birlikte bu cezanın mutlaka ve hızlı bir şekilde uygulanacağına olan inanç, daha ağır bir ceza olmakla birlikte bu cezanın uygulanmayacağı ihtimalinin olduğuna olan inançtan daha caydırıcı olmaktadır.
Türkiye’de düşük yakalanma oranları, yargıdaki gecikmeler ve cezanın algılanan belirsizliği, ceza adaleti sisteminin caydırıcılık kapasitesinin etkinliğini zayıflatmaktadır.
Bu nedenle Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in, faili meçhul kalmış ve takipsizlik kararı verilmiş tüm dosyaların Bakanlıkta kurulan özel birim tarafından yeniden inceleneceğine karar vermesi çok yerinde olmuştur. Özellikle toplumu derinden etkileyen ve daha önce takipsizlik kararı verilen dosyaların, yeni kriminal teknikler ve yapay zeka kullanılarak ve iyi bir koordinasyonla tek tek yeniden incelenmesi halinde olumlu sonuçlar alınacağına inanıyorum.
Özellikle okullarda alınması gereken tedbirlerden biri olarak düşünülen, her okula bir güvenlik görevlisi okullarda işlenen suçlar üzerinde caydırıcı etki yaratacaktır. Tabii ki asıl çözüm çocuklarımızı, gençlerimizi suç ilemeye iten nedenleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Bu kapsamda okullardaki rehber öğretmen sayısının artırılması ve her okulda bir psikoloğun görevlendirilmesinin çok faydalı olacağını düşünüyorum. Suç önlemede cezayı tek araç olarak görmek yerine, cezanın eğitim ve sosyal politikalarla bütünleştirilmesi gerekir. Özellikle okullarda öğrenciler arasında zorbalığın da çok yayın olduğu ve bir türlü önlenemediği de dikkate alındığında, rehber öğretmen sayısının artırılması ve psikologların da okullarda görevlendirilmesi büyük bir önem arz etmektedir.
Ancak bu tedbirlere rağmen halen suç işleme eğiliminde olanlar olursa onlar için de güvenlik görevlisinin varlığı, artan polis devriyesi caydırıcı olacaktır.
Son olarak belirtmek gerekir ki; özellikle aşağıdaki suçlarının önlenmesi için ceza adaleti sisteminin caydırıcılık kapasitesinin etkinliğini bir an önce artırılması gerekir.
-Can alma fiilini tasarlayarak vahşice suç işleyenler,
-Çocuklara yönelik cinsel istismar, çocuk kaçırma veya zorla alıkoyma fiillerini işleyenler
-Toplumu ve gençleri zehirleyen uyuşturucu ticareti suçları,
-Eşe veya eski eşe karşı işlenen kasten yaralama, eziyet ve tehdit suçları gibi
Unutulmamalıdır ki, hukuk sisteminin en önemli amacı olan caydırıcılık, cezaların uygulanmaması ve etkin işletilmemesi durumunda ortadan kalkar. "Nasıl olsa bir şey olmaz" düşüncesinin yaygınlaşması suç oranlarını artırır ve toplumsal çürümeyi hızlandırır. Bu durum suç mağdurlarında adalete olan inancını da yok eder, toplumsal huzur ve güven ortamını ciddi şekilde bozar.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Yorumlar3