Yargıtay, haber alma hakkı ve basın özgürlüğü sınırlarını yakından ilgilendiren önemli bir karar verdi
- GİRİŞ23.08.2026 09:11
- GÜNCELLEME23.08.2026 09:11
Davacı ajans; Filistin odaklı siyasi ve askeri olayları yansıtan, Netanyahu'ya ait 6 adet fotoğrafın "……com" isimli internet sitesinde izinsiz yayınlandığını, bu fotoğrafların "Güzel Sanat Eseri" niteliği taşıdığını belirterek tazminat talep etti.
Davalı haber sitesi ise fotoğrafların estetik bir değer taşımadığını, sahibinin hususiyetini yansıtmadığını ve basın dünyasında yaygın olarak kullanılan anonim görseller olduğunu savundu. Ayrıca kamusal bilgilendirme yapıldığını belirterek davanın reddini istedi.
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Tazminata Hükmetti
Davanın görüldüğü İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, Netanyahu'ya ait 6 adet fotoğrafın eser niteliğinde olmadığına kanaat getirdi. Ancak mahkeme, görseller eser sayılmasa bile davalı şirketin bu fotoğrafları izin almadan ticari amaçlı bir haber sitesinde kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna vararak davalı internet haber sitesinin, davacı ajansa tazminat ödemesine hükmetti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi de davalının istinaf başvurusunu reddetti.
Yargıtay Kararı Oy Çokluğuyla Onadı
Dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin ve istinaf dairesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığına kanaat getirerek ilk derece mahkemesinin hükmünü oy çokluğuyla onadı.
Karara Katılmayan İki Üye Takdire Şayan Bir Muhalefet Şerhi Yazdı
Daire Üyeleri Mehmet Tunç ve Döndü Deniz Bilir, “Fikri Mülkiyet Hukuku” adlı kitabımıza (Bkz. Karasu, Rauf / Suluk, Cahit / Nal, Temel; Fikri Mülkiyet Hukuku, 8. Bası, 2024, s. 461 vd.) de atıf yaparak çoğunluğun kararına karşı şu haklı gerekçeleri sundu:
Karşı oy kullanan üyeler; fotoğrafların İsrail Başbakanı Netanyahu ve askeri olaylarla ilgili güncel siyasi gelişmeleri yansıttığını, amacın ticari kazanç değil kamuoyunu bilgilendirmek (haber verme hakkı) olduğunu belirtti. Anayasa'daki ifade ve basın hürriyetinin, eser niteliği olmayan görseller üzerindeki mülkiyet iddialarından üstün tutulması gerektiği savunuldu. Uluslararası Adalet Divanı'ndaki "Soykırım" davası ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkındaki tutuklama kararı hatırlatılarak, küresel ölçekte "aranan bir failin" fotoğraflarının basında kullanılmasının hukuken serbest olması gerektiği aktarıldı.
Muhalefet şerhinde; daha önce Kemal Sunal'ın film karakteri görselinin pandemi afişinde kullanılması ile Lig TV'deki 16 saniyelik hakem görüntüsünün yayınlanmasının "ticari amaç taşımadığı" ve "haber sınırları içinde kaldığı" gerekçesiyle reddedildiği emsal kararlar hatırlatıldı.
Karşı oy kullanan Mehmet Tunç ve Döndü Deniz Bilir; davacının dilekçesinde sadece "eser sahipliğine bağlı telif tazminatı" (FSEK m. 68) talep ettiğini vurguladı. Mahkemenin, davacının bu yönde bir talebi olmamasına rağmen kendiliğinden "haksız rekabet" üzerinden tazminata hükmetmesinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki (HMK m. 26) "Taleple Bağlılık İlkesi"ni ihlal ettiğini savundu.
KARARA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİMİZ
Karara karşı oy kullanan üyelerin haklı olarak belirttiği üzere; davacı sadece FSEK m. 68 uyarınca "eser sahipliğine" dayalı telif tazminatı istediği ve mahkeme fotoğrafların eser olmadığını tespit ettiği halde, re'sen FSEK m. 84 uyarınca haksız rekabet tazminatına hükmedilmiştir. Hâkimin hukuku re'sen uygulama yetkisinin (HMK m. 33), davacının dava sebebini değiştirerek talep edilmeyen bir kurum üzerinden hüküm kurma salahiyeti vermediği kanaatindeyiz. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, benzer davalarda daha önce bu doğrultuda kararlar vermiştir.
Ayrıca yerel mahkeme kararı ve onu onayan Yargıtay Dairesi, fotoğrafların eser olmadığını kabul etmesine rağmen "dürüstlüğe aykırılık" ve "ticari sömürü" unsurlarını tartışmadan haksız rekabet sorumluluğuna gitmiştir. Oysa haksız rekabetin düzenlendiği TTK m. 55/1-c maddesi, iş ürünlerine mutlak bir koruma sağlamaz. Haksız rekabetten söz edebilmek için dürüstlük kuralının zedelenmesi ve paraziter bir sömürü kastı aranır. Somut olayda ise davacıya ait olduğu iddia edilen 6 adet Netanyahu görseli ticari bir meta olarak pazarlanmamış, salt günlük haber akışının tamamlayıcı bir unsuru olarak kullanılmıştır.
Dikkate alınması gereken bir diğer husus da küresel siyasi ve askeri olayların aktarılmasında, halkın haber alma hakkının, eser niteliği taşımayan iş ürünleri üzerindeki menfaat iddialarından üstün olduğudur. Dava konusu görseller sıradan fotoğraflar olmayıp; Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım yargılamalarının ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin savaş suçları kapsamında çıkardığı tutuklama kararlarının doğrudan muhatabı olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile askeri/siyasi aktörlerin sıcak çatışma bölgelerindeki anlık tespitleridir. Nitekim Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek de İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyası kapsamında, Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda düzenlenen saldırıya ilişkin yargı sürecinde kritik bir aşamaya geçildiğini belirtmiştir. Bakan Gürlek, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu sanıklar hakkında kırmızı bülten sürecinin başlatıldığını duyurmuştur.
Hem dünyada hem de Türkiye’de bu derece yüksek kamusal tartışma değerine sahip olan ve kamuoyunun anlık takip ettiği bir krizin baş aktörlerinin haberleştirilmesi, bu haberlerin görsel unsurlarla desteklenmesi halkın haber alma hakkının doğrudan bir gereğidir.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatları, yargı mercilerinin gazetecilik pratiklerine ve editoryal bağımsızlığa müdahale edemeyeceğini kesin bir dille ortaya koymaktadır (Bkz. AYM'nin 21.03.2018 t., 2014/14293 B.B. ve 01.07.2020 t., 2017/30756 B.B. sayılı kararları). Anılan kararlarda, anayasal güvencenin sadece içeriği değil, "haber ve fikirlerin iletilme usulünü de koruduğu" açıkça belirtilerek medya organlarının görsel kullanım serbestisi teyit edilmiştir.
Kaldı ki kararı oy çokluğu ile veren Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında da kamu yararı taşıyan ve ticari sömürü barındırmayan kullanımların haksız rekabet oluşturmayacağı istikrarlı şekilde kabul edilmektedir (E. 2024/929, K. 2025/162; E. 2023/7575, K. 2023/7575; E. 2010/9980, K. 2012/1650).
Sonuç olarak davalının fiili; tamamen küresel bir krizi, Türkiye ve uluslararası yargı makamlarının gündemindeki savaş suçlularını kamuoyuna aktarmaktan ibarettir. Dolayısıyla bu eylem, Yüksek Dairenin emsal kararlarında titizlikle uyguladığı "üstün kamu yararı" ve "ticari/paraziter amaç yokluğu" kriterleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmemektedir. Yüksek kamu yararı barındıran, ulusal ve uluslararası bir meseleye ilişkin haberlerin aktarılmasında salt görsel destek maksadıyla kullanılan "eser sayılmayan" fotoğraflar yönünden haber verme hakkı, mutlak bir hukuka uygunluk sebebi teşkil etmektedir.
Bu hassas dengeyi tamamen göz ardı eden yerel mahkeme ve istinaf dairesi kararlarının bozulması gerekirken, sayın çoğunluk tarafından onanması usul ve yasaya aykırıdır. Daire Üyeleri Sayın Mehmet Tunç ve Sayın Döndü Deniz Bilir tarafından kaleme alınan karşı oy gerekçesi; hem usul hukuku hem de maddi hukuk bakımından mevzuata, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına ve Yargıtay’ın müstakar kararlarına tamamen uygundur.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol