Şamil Tayyar’ın "Fon Operasyonu" Serzenişine Hukuki Katkı: Hukuki Güvenlik Açığı mı, Ahlaki Çöküş mü?

  • GİRİŞ28.09.2026 08:45
  • GÜNCELLEME28.09.2026 08:45

Şamil Tayyar’ın sermaye piyasalarındaki fon hareketlerine ve içeriden öğrenenlerin ticareti (insider trading) pratiklerine yönelik serzenişini takdir ediyorum. Sayın Tayyar’ın merhum Alev Alatlı’ya atıfla sorduğu "Bu işlemler hukuki olabilir, peki ya helal mi?" sorusu hayati bir ahlaki neşterdir.

Fon krizine sebep olan ve kamunun güvenini sarsan bu eylemler, doğrudan kul hakkı ve aldatma kapsamına girmektedir. Bir tarafın masadaki kartları önceden bildiği, diğer tarafın ise mutlak bir cehaletle kayba mahkum edildiği bu hileli asimetri, İslam iktisadının en katı şekilde yasakladığı haksız kazanç yöntemlerindendir. Kitabına uygun görünen finansal manipülasyonlar sonucunda yüz binlerce insan mağdur olduğu için manen haram sayılır.

Rızkı veren Allah’tır; ancak temiz ve helal kazancı muhafaza etmek kulun en büyük sorumluluğudur. Değerini finansal tablolarla değil, adalet ve kul hakkıyla ölçen bu onurlu duruşu yürekten destekliyorum.

Bir sermaye hukukçusu olarak, bu ahlaki yaklaşımın yasal mevzuatlar ve teknik hukuki mekanizmalarla desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Fon krizinde menfaat elde edenlerin fiilleri sadece ahlaken "haram" değil, yürürlükteki hukukumuza göre de açıkça "SUÇTUR."

23 yıl önce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan makalemizde bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler yapmışım. (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2003, Cilt 52, Sayı 4, s. 299-334)

Hukuki ve akademik açıdan durumun özeti şudur:

Bugün küresel ve yerel finansal piyasalarda 'erken bilgi akışı', 'network gücü' veya 'stratejik fon yönetimi' gibi rasyonel kavramların arkasına gizlenen içeriden öğrenenlerin ticareti, özü itibarıyla organize bir hak gaspıdır. Kamuya açık olmayan kurumsal gelişmeleri kapalı kapılar ardında öğrenip pozisyonlarını buna göre alan ve servetlerini katlayan fon zenginleri aslında hukuki olmayan bir işlem yapmaktadır. Yapılan iş ve işlemler Sermaye Piyasası Kanunu'na göre suçtur. "Stratejik fon yönetimi" veya "erken bilgi akışı" gibi kavramların arkasına gizlenerek, kamuya açıklanmamış bilgilerle kapalı kapılar ardında servet katlamak, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında net bir şekilde İçeriden Öğrenenlerin Ticareti suçudur.

Sermaye piyasalarının varlık sebebi, "bilgi edinmede eşitlik" ilkesidir. Bilgiye asimetrik erişim sağlayan fon zenginlerinin, finansal okuryazarlığı düşük yüz binlerce küçük yatırımcının birikimlerini adeta birer likidite kaynağı olarak kullanması piyasa bütünlüğünü ve piyasaya olan güveni yok etmektedir. Bugün piyasalarda şahit olduğumuz Pusula Portföy, Tera Portföy ve Bulls Yatırım gibi kurumların 131 yatırım fonunu kapsayan tasfiye süreci ve yargı operasyonları, bu "güven suistimalinin" somut bir patlamasıdır. Suni fiyat hareketleri oluşturularak kurgulanan bu likidite tuzağında; içeriden bilgi alan (insider) imtiyazlı çevreler fon çökmeden hemen önce sessizce çıkış yapmış, finansal okuryazarlığı düşük küçük yatırımcı ise sistemin altında bırakılmıştır. Adli soruşturma kapsamında Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinin geriye dönük incelenmesi, tam olarak bu organize bilgi sızıntısını ve haksız avantaj trafiğini deşifre etmeyi amaçlamaktadır.

Regülasyon ve Kamusal Denetim Şart

Hukuk, ahlaktan kopuk bir kurallar bütünü değildir. Finans dünyasında "kitabına uydurulan" her manipülatif adım, aslında hukukun ruhunun ve kanunun emredici hükümlerinin arkasından dolanmaktır.

Merhum Alev Alatlı'nın işaret ettiği ahlaki eşiği aşmanın yolu, yasaları sadece kağıt üstünde bırakmayıp piyasa adaletini tavizsiz bir şekilde uygulamaktan geçmektedir. Sayın Tayyar'ın da işaret ettiği üzere, ekonomi bürokrasisindeki "ayak sürümelerin" aşılması ve adli operasyonların kararlılıkla yürütülmesi elzemdir. SPK ve MASAK gibi düzenleyici/denetleyici kurumların, yalnızca hukuki boşlukları doldurmakla kalmayıp bu boşlukları kötüye kullanan yapıları proaktif bir şekilde denetlemesi zorunludur.

Yargı ve idari makamlar (SPK, MASAK) suçluların mal varlıklarının peşine düşüp adaleti tesis etmeye çalışmalıdır. Suçluların malvarlıklarına el konularak mağdurlara verilmez ise, gerecek adalet sağlanmış olmaz.

Gerçek adalet sadece suçluların cezalandırılması değil, piyasaların hak, adalet, mutlak şeffaflık ve helal kazanç sütunları üzerine yeniden inşa edilmesi ile mümkün olacaktır.

Sermaye piyasalarında tam şeffaflık sağlanana dek akademinin, yargının ve denetim organlarının tavizsiz duruşu şarttır.

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı

 

Yorumlar14

  • Adem Uçar 55 dakika önce Şikayet Et
    Sermaye piyasalarında güvenin temeli adalet, şeffaflık ve bilgiye eşit erişimdir. Hukuk ile ahlakın birlikte ele alınması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyan çok kıymetli bir değerlendirme. Kaleminize sağlık Hocam.
    Cevapla
  • Bircan Tuncer 1 saat önce Şikayet Et
    Güzel doğru ve adeletli tespitleriniz var hocam herkes sizin gibi düşünse
    Cevapla
  • Cemal Ay 1 saat önce Şikayet Et
    Sizin gibi gerçekHukukçuların dinlendiği hukukun işlediği bir Türkiye hayal ediyoruz hocam emeğinize yüreginize sağlık
    Cevapla
  • Celali 1 saat önce Şikayet Et
    Bir belediyede imar dairesindeki yetkililerin dışarıya haber uçurarak iiamr geçerek kıymetlenecek arazileri önceden eşine-dostuna ucuzdan kapattırmaları gibi bu bora-fon yolsuzlukları.
    Cevapla
  • A. İsaoğulları 1 saat önce Şikayet Et
    Ağzınıza ,yüreğinize ve kaleminize sağlık bilgilendirici bir yazı olmuş değerli Hocamız
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat