Anadolu'nun orta yerinden küresel pazarlara: Kayseri

  • GİRİŞ01.09.2020 09:14
  • GÜNCELLEME02.09.2020 09:43

Ülkelerin kıyasıya rekabet halinde olduğu bir dünyada yaşamaktayız.

 

 

Küreselleşme bir yandan dünyayı sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan entegre ederken, diğer yandan da yerel özellikleri ön plana çıkarmakta, yerel yönetimlerin önemini artırmakta ve şehirleri sosyo-ekonomik kalkınmanın lokomotifi haline getirmekte.

Gelinen süreçte, ülkeler arasındaki rekabet şehirlere kaymış vaziyette.

 

 

Ülkeler artık şehirler üzerinden birbirleriyle yarışmakta.

Şehirler ise daha çok yatırım çekme, ekonomik gelişimden daha fazla pay alma, daha mutlu ve huzurlu ortamlara dönüşme çabasında.

Bu çaba, vaktiyle adı sanı duyulmayan birçok şehrin, gayretli çalışmalar sonrasında dünya çapında cazibe merkezlerine dönüşmesine kapı araladı.

1980’lerde bir çöl kasabası görünümünde olan Dubai, günümüzde dünyanın en önde gelen şehirlerinden biri haline geldi.

Eski bir Japon sömürgesi olan Kore’nin başkenti Seul, Avrupa’daki birçok şehri geride bırakarak küresel şehirler liginin en üst basamaklarına tırmandı.

Eski bir İngiliz sömürgesi olan Singapur, yüz milyarlarca dolarlık sermaye hareketlerini kontrol eden küresel bir finans merkezine dönüştü.

Küreselleşme Türkiye’yi ve Türk şehirlerini de derinden etkiledi.

Türkiye Özal ve Erdoğan dönemlerinde uygulanan başarılı dışa açılma politikalarıyla önemli ekonomik atılımlar gerçekleştirdi.

Türk şehirlerinden bazıları bu süreçte büyük gelişim kat ederek küresel dünyaya hitap edecek bir ekonomik altyapı oluşturdu. İstanbul istisna tutulursa, Bursa, Gaziantep ve Kayseri bu tür şehirlere örnek olarak verilebilir.

Bunlardan Kayserinin ilginç bir gelişim grafiği sergilediği dikkat çekmekte.

Geleneksel olarak Orta Anadolu’nun sanayi ve ticaret merkezi olan bu şehir, 1980’lerde âdeta bir duraklama dönemi yaşadı.

Kayserili yerel yöneticiler ve sanayiciler, Özal’ın uygulamak istediği dışa açılma ve serbest rekabet politikalarını anlamakta, yorumlamakta ve bu süreçten en etkili şekilde yararlanma konusunda oldukça zorlandılar.

Bu durum, şehrin ülke içindeki konumunun zayıflamasına yol açtı.

Kayseri’de 1990’lar ile beraber yeni bir dönem başladı.

Yerel yönetimlerde iktidarın el değiştirmesi ile birlikte, yerel potansiyel harekete geçirildi.

Özellikle Mehmet Özhaseki’nin uzun belediye başkanlığı döneminde Türkiye’ye örnek olan bir belediyecilik tecrübesi yaşayan Kayseri, yerel kalkınmada da âdeta bir model haline geldi.

Günümüzde ise Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç şehri uluslararası düzeyde markalaştırmak için kapsamlı bir eylem planı uygulamakta.

Dikkatini asırlar boyunca ticarete ve sanayiye veren Kayserili, yeni dönemde sınaî kalkınmanın yanı sıra kültür, spor, eğitim, sağlık ve turizm sektörlerinde de olağanüstü çaba göstermekte.

Birinci Organize Sanayi Bölgesi, ülkenin en büyük üretim merkezlerinden birine dönüşürken, Mimar Sinan ve İncesu organize sanayi bölgeleri ile Serbest Bölge, Kayseri’nin “sanayi şehri” kimliğini pekiştirdi.

Melikgazi ve Kocasinan ilçelerinde kurulan sayısız esnaf sitesi, bölgesel ölçekte önem taşıyan alış-veriş merkezleri ile Kayseri’nin “ticaret şehri” kimliği güçlendi.

Erciyes Üniversitesinin yanı sıra kurulan iki devlet ve bir vakıf üniversitesi, Kayseri’deki yükseköğrenim hizmetlerinde büyük bir gelişim sağladı ve bu durum şehre önemli avantajlar kazandırdı.

Kayseri bütünüyle yerel kaynaklar harekete geçirilerek inşa edilen spor tesisleri ile ulusal ve uluslararası şampiyonalara ev sahipliği yapan bir “spor şehri”ne dönüştü.

Binyıllar boyunca şehrin yanı başında yükselen Erciyes Dağı, 1 milyar (eski para ile 1 katrilyon) TL’ye yaklaşan yatırımlarla ülkenin en gelişmiş kış sporları merkezi haline geldi.

Şehrin içinde ve özellikle Talas’ta bulunan tarihî eserlerin restorasyonu Kayseri’ye tarihî kimliğini yeniden ve daha ihtişamlı bir şekilde kazandırdı.

Etnografya Müzesi, Atatürk Müzesi, Selçuklu Müzesi, Kent ve Mimar Sinan Müzesi, Yeni Arkeoloji Müzesi, Millî Mücadele Müzesi, Ahi Evran Esnaf ve Sanatkârlar Müzesi ile yakın zamanda açılacak olan Basın Tarihi Müzesi, Paleontoloji ve Fosil Müzesi Kayseri’yi bir müzeler şehrine dönüştürmekte.

Başlı başına bir kültür ve tabiat varlıkları destinasyonu olan Koramaz Vadisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınması önemli bir başarı oldu.

Kayseri yakın bir gelecekte UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na “gastronomi şehri” olarak katılacak.

Birinci Organize Sanayi Bölgesinde Türkiye’nin en modern fuar merkezinin hizmete açılmasıyla Kayseri Türkiye’nin önde gelen fuar şehirlerinden biri haline geldi.

Türkiye’nin en büyük mobilya imalat ve ticaret kompleksi de yine Kayseri’de hizmete girdi.

Havalimanı genişletme projesinin tamamlanması sonrasında şehir, Türkiye’nin en yoğun havalimanlarından birine ev sahipliği yapacak.

Kayseri’nin sahip olduğu ekonomik potansiyel dolayısıyla haklı olarak beklediği üç büyük yatırım bulunmakta.

Bunlardan ilki; projesi çoktan tamamlanan ve finansman arayışı devam eden Ankara-Kayseri hızlı tren hattı, ikincisi Ankara-Niğde otoyolunun Kayseri’ye kadar uzatılması, üçüncüsü ise geçtiğimiz günlerde protokolü imzalanan jeotermal kaynak sondajı.

Son olarak henüz proje aşamasında olan Kayseri-Kahramanmaraş yeni yolunun hayata geçirilmesi halinde, Gaziantep ve Şanlıurfa da dâhil olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki bütün illerden İstanbul ve Ankara istikametine akan karayolu trafiğinin yanı sıra Kapıkule-Habur arasındaki uluslararası karayolu trafiği de Kayseri üzerinden işleyecek.

Bu ise hâlihazırda Türkiye’nin en önemli kavşaklarından biri olan Kayseri’ye muazzam bir avantaj sağlayacak.

Kayseri, Türkiye içindeki avantajlı coğrafî konumunu, tarihî derinliğini, kültürel zenginliğini, sınaî ve ticarî birikimini doğru istikamette değerlendiren şehirlerimizin başında gelmekte.

Emek veren herkesten Allah razı olsun.

Kalın sağlıcakla.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat