Bu yolun dönüşü yok

.

  • GİRİŞ14.09.2021 09:25
  • GÜNCELLEME15.09.2021 08:47

Koronavirüs veya uluslararası adıyla COVID-19 pandemisi yaklaşık iki yıldır dünyayı kasıp kavurmakta.

Kimilerine göre laboratuvarda üretilen bir biyolojik silah.

Kimilerine göre çok küçük bir azınlığın insanlığı dizayn etme hedefine giden yolda bir araç veya daha büyük bir vurgunun provası.

Kimilerine göre doğal yollarla ortaya çıkmış bir virüs.

Koronavirüs neden ve nasıl ortaya çıkmış olursa olsun, bir buçuk yıldır aramızdan teker teker ayrılarak ebedî âleme göç eden sayısız doktor, bilim insanı, öğretmen, mühendis, hukukçu, kısacası her birinin yetişmesi için 40-50 yıl gereken insan kaynağının kaybı, birileri için acaba hiç mi bir anlam ifade etmemekte?

Ya hastanelere, yoğun bakımlara düşerek entübe olup, hastalığın pençesinde haftalarca kıvranan insanların kâh hasta yataklarında kâh iyileştikten sonra yaptığı çağrılar, âdeta haykırışa varan uyarılar hiç mi bir anlam ifade etmemekte?

Neredeyse her aileden bir veya birkaç kişinin bu hastalığa yakalanması, tespit edilebilen vaka sayısının 7 milyona dayanması, kaydedilebilen can kaybının 60 bini aşması, haftalardır 20 bin civarında seyreden günlük vaka sayısı ve 200’lerde seyreden günlük can kaybı hiç mi bir anlam ifade etmemekte?

Sanat, spor veya siyaset camiasından birileri hâlâ çıkıp aşı olmadığını ve olmayacağını, sanki bir marifetmiş veya topluma örnek bir davranışmış gibi kasıla kasıla söylemekte, bu tavırları ile de âdeta övünmekte.

Son yüz yılda bu kadar kısa sürede bu kadar çok can kaybına neden olan bir küresel salgın yaşanmamışken, COVID-19’u hafife alanların hafifliğini anlamak mümkün değil.

Aşı olmak için yerli aşıyı bekleyen, ancak bu süreçte kişisel her türlü tedbiri alarak toplum sağlığını tehlikeye atmayanlara elbette söyleyecek bir sözümüz yok.

Ancak, yaşadığımız şehirlerin caddelerine, sokaklarına, çarşılarına, alışveriş merkezlerine, parklarına ve mesirelerine gittiğimizde, maalesef çok sayıda insanın en basit tedbirler olan maske ve mesafeye hiç dikkat etmedikleri görülmekte.

Bu insanların önemli bir bölümü de devletin ücretsiz yaptığı aşı hizmetinden, kerameti kendilerinden menkul bir gerekçe ile yararlanmamakta.

Gün geçmiyor ki kendisine “sanatçı”, “sporcu” ve “siyasetçi” diyen birleri de çıkıp aşı karşıtı bir tezviratta bulunmasın.

Sanki ıssız bir adada tek başlarına yaşıyorlar…

Sanki sayısız bilim insanından daha derin bilgi ve tecrübeye sahipler…

Sanki aşının dinen caiz olduğuna dair fetva Mars’ta verildi.

Sanki Türkiye’nin en seçkin bilim müesseseleri yerli aşı için çalışmamakta.

Sanki binlerce insan üzerinde denenen yerli aşı, seri üretim aşamasına gelmedi.

Devletin aldığı bütün tedbirlere rağmen, canla başla çalışan sağlık ordusuna rağmen, duyarlı insanların gayretlerine rağmen, yapılan aşı sayısı 100 milyonu aşmışken, aymazların ve umursamazların yüzünden toplumsal bağışıklık hedefine ulaşmakta maalesef zorlanmaktayız.

Güya topluma örnek olan, güya kendilerince şüphe ve tereddütleri olan, güya dinen caiz bulmayan, ama görünen o ki kendilerinden başka hiç kimseyi düşünmeyen aymazlara ve umursamazlara söyleyecek artık tek söz kaldı:

Bu yolun dönüşü yok.

Kalın sağlıcakla.

Yorumlar2

  • Haydar ÇELİK 1 hafta önce Şikayet Et
    Bunlar aslında zavallı olan,sevgisiz,merhamet sahibi olmayan ,unutulmakdan korkan asalaklardır mâlesef,zaman zaman böyle fikirlerleri kullanarak gündem oluşturup MESAJ VERİRLER bu tür sözde sanatçıları dikkate almak bile onlara pirim yazar,bu zavallıları görmemek,duymamak en büyük CEZADIR.❤
    Cevapla
  • Orhan 1 hafta önce Şikayet Et
    Piril piril bir dille yazilmis endişe ve temenniler.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat