Gençlerimizi ve çocuklarımızı bekleyen büyük tehlike: Dijital/sanal kumar
- GİRİŞ24.01.2026 09:03
- GÜNCELLEME24.01.2026 09:03
Son günlerde özellikle spor camiasında yaşanan gelişmeler, gündemimizi meşgul eden kumar ve bahis olgusunun tüm toplumu saran bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldığını ve özellikle çocuklarımızı ile gençlerimizi tehdit ettiği gerçeğini bir kez daha yüzümüze vurdu.
Şans oyunu, sanal bahis, talih oyunu, at yarışı, iddia vb. farklı isimler altında sunulsa da arkasında tek bir gerçek vardır: kumar
Kumar oynama yaşının git gide düşmesi ve oynayanların sayısının artması bu tehlikelinin yükselişini göstermektedir.
Kumar Bağımlığının Zararları
Kumar bağımlılığının yıkıcı sonuçları herkesin malumudur: Ailelerin dağılması, yuvaların yıkılması, ekonomik çöküntüler ve bunalıma bağlı intiharlar... Tüm bu acı gerçekler bilindiği halde, bu sosyal yara günden güne derinleşmektedir. İnsanları kumar tuzağına düşüren bireysel (patolojik), toplumsal ve ekonomik nedenler gibi temelinde yatan etkenler tespit edilmiş olmasına rağmen, önleyici önlemlerin yetersiz kalması da düşündürücüdür.
Kumar, oynayan kişi ile kalmamakta öncelikle sadece kendisine, ailesine ve yakın çevresine değil, tüm topluma ciddi zarar veren toplumsal bir soruna dönüşmektedir.
Kumar, bireyden topluma kadar geniş bir yelpazede yıkıcı etkiler yarattığı yapılan tespitler arasındadır. Kişisel düzeyde düşük benlik saygısı, suçluluk, umutsuzluk ve intihar riskini artırırken; ekonomik anlamda birikim kaybı ve borç batağına sürüklemektedir. Bunların yanı sıra aile yapısını da derinden sarsmakta, güvensizlik, şiddet ve boşanmalara yol açarak toplumsal çözülmeye neden olmaktadır. Peki, gençlerin bu yöne yöneltilmesinde hangi etkenler rol oynamaktadır? Bu sorunun cevabı, çocukların giderek daha erken yaşta ve daha kolay eriştiği dijital mecralarda aranmalıdır.
Bahis Sitelerinin Tuzak Stratejileri
Bahis siteleri, çocuk ve gençlere yönelik sistematik bir bağımlılık geliştirme modeli uygulamaktadır. Bu model; borçla para verme yoluyla ilk temas kurma, sahte kazanç deneyimleriyle pekiştirme ve nihai olarak bağımlılık tuzağına düşürme aşamalarından oluşmaktadır.
Çocukluk çağında masumane bir eğlence gibi görünen dijital kumar, gençlik döneminde tehlikeli bir bağımlılık haline gelmekte ve süreç içerisinde kumar batağına saplanmaktadır.
Oyunların içerisinde de çeşitli kumar öğelerinin olduğu bilinmektedir. Oyun görünümündeki tasarımlar, çeşitli bonuslar ve hızlı kazanç beklentisi, gençlerin kumarı masum bir hobi gibi değerlendirmesine de yol açmaktadır.
Ayrıca yüksek takipçili hesaplar üzerinde bahis ve kumar reklamlarının yapılmasının yanı sıra yasa dışı sitelere yönlendirmesi de bu tuzaklar arasındadır.
Devletin Kumar Konusundaki İkilemi
Modern toplumun temel çelişkilerinden biri, zararlı alışkanlıklarla mücadele ettiğini söylerken aynı zamanda bunları meşrulaştırmasıdır. Kumar konusu bu ikilemin en net örneklerinden biridir. Türkiye'de yasal kumarın tarihi Cumhuriyet'le birlikte başlamıştır: 1939'da Milli Piyango, 1949'da Spor Toto, 1953'te at yarışı bahisleri devlet kontrolüne alınmıştır. Günümüzde ise Milli Piyango İdaresi'nin verdiği lisanslarla özel şirketler, sanal platformlarda kumar oyunlarını hem çoğaltmış hem de çeşitlendirmiştir. Bu durum, kumarın yaygınlaşma hızı açısından oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıkarmaktadır.
Sosyal medya ve bahis sitelerinin her platformda kontrolsüzce yayılması, çocuk ve gençlerin başlangıçta masum bir merakla yaklaştıkları bu tehlikeli dünyaya adım atmalarına neden olmaktadır. Yetkili kurumların etkili denetim eksikliği, bu savunmasız yaş grubunun kademeli olarak bağımlılık bataklığına saplanmasının önünü açmaktadır.
BTK'nın bu alandaki sorumluluğunu da unutmamak gerekir. Hemen her gün bilinmeyen numaralardan gelen “kazandınız, sınırsız ödül, sınırsız kazanç, sende kazan” mesajları artık rutin hale gelmiştir. Bu dolandırıcı şebekelerin telefon hatlarını nasıl bu kadar rahat edinebildikleri ve vatandaşları hem maddi zarara uğratıp hem de kumar tuzağına düşürdükleri sorgulanması gereken önemli bir husustur.
Yeşilay’ın hazırladığı 2025 (Eylül) raporunda; YEDAM verileri kumar bağımlılığındaki tehlikeli tırmanışı gözler önüne sermektedir: 2021-2024 yılları arasında merkeze başvuranların sayısı 15.624'ü bulurken, başvuru grafiğinin her yıl daha da yükselmesi dikkat çekmektedir.
2022 ve 2025 yıllarında Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından yürütülen “15 Yaş ve Üzeri Nüfusta Sağlık Davranış Araştırması” bulguları, ilgili yaş grubundaki bireylerin %10'unu aşan bir kesiminin en az bir kez kumar oynama davranışında bulunduğunu göstermektedir.
Kumar Bağımlığının Nedenleri
Günümüzde kumar bağımlılığının bu denli yaygınlaşmasının ardında çok boyutlu nedenler yatmaktadır. İnsanları kumar oynamaya iten faktörleri şu başlıklar altında inceleyebiliriz
Teknolojik Faktörler: Dijitalleşme sayesinde kumarın her an ulaşılabilir hale gelmesi, bu davranışın normalleşmesine ve bağımlılık döngüsünün çok daha hızlı oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Elektronik mecraların yaygınlaşması ve bu platformlarda sanal oyun ile kumarların kontrolsüz reklamlarının yapılması durumu daha da ağırlaştırmaktadır.
Eğitim ve Değer Sistemi: Çocuk yetiştirme tarzımız ve eğitim sistemimizin büyük ölçüde “para kazanma–kaybetme” ekseninde kurgulanması, emek vermeden ve alın teri dökmeden lüks bir yaşama ulaşma arzusunu beslemektedir. Buna ek olarak, toplumsal değerlerdeki aşınma da bu eğilimi güçlendirmektedir.
Ekonomik Etkenler: İnsanların yaşadığı gerçek hayat ile medyada sunulan kurgusal hayat arasındaki derin uçurum, gelirin üzerinde borçlanma ve bunu ödeyememe durumu, ekonomik krizler ve gelir kaybı gibi faktörler kumar tuzağına düşmeyi kolaylaştırmaktadır.
Psikolojik ve Sosyal Faktörler: Bireysel düzeyde yaşanan yalnızlık, mutsuzluk, sorunlarla başa çıkamama durumu ve bireylerin hissettikleri haksızlık ya da yoksunluk duygusu, kumar endüstrisinin sürekli yenilenen çeşitli oyun seçenekleriyle birleşince tehlikeli bir kombinasyon oluşturmaktadır.
İnsan Doğası: İnsanoğlunun doğasındaki açgözlülük ve hırs da bu durumu beslemektedir. Nitekim ülkemizde en yüksek gelirlere sahip futbolcu ve müzisyenlerin bile bahis ve uyuşturucu bataklığına batması, bu durumun gelir seviyesiyle sınırlı olmadığını gözler önüne sermektedir.
Çözüm Önerileri
Kumar bağımlılığıyla mücadele, sadece devlete bırakılacak bir konu olmayıp toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğunu gerektiren kapsamlı bir süreçtir. Bu mücadelede izlenebilecek yollar şunlardır:
Bilindiği üzere alkol, kumar ve madde bağımlılığı gibi sosyal sorunlara en güçlü karşı duruş din, kültürel değerler ve eğitim alanından gelmektedir. Her birey sürekli kontrol altında tutulamayacağına göre bireylerin kendi kontrollerini geliştirebileceği manevi ve kültürel değerler etkin bir şekilde genç nesillere aktarılmalıdır.
Ailelerin bilinçlendirilmesi ve farkındalık oluşturulması belki de en kritik faktördür. Aileler, kumar bağımlılığının belirtilerini tanımalı ve koruyucu önlemler alabilmelidir.
Devletin sosyal medya ve diğer dijital platformlardaki kumar vb. alışkanlıkları teşvik eden uzantı ve link veren reklamları ya da herkesin yanlışlıkla tıklayabileceği bağlantıları denetlemesi, gerektiğinde ağır cezalar uygulaması büyük önem taşımaktadır. Bu denetim mekanizması etkin ve caydırıcı olmalıdır.
Okullarda öğrenci yaş gruplarına uygun şekilde bilinçli medya kullanımı eğitimi verilmeli, dijital tuzaklar ve kumar tehlikeleri konusunda uyarılar yapılmalıdır.
Toplumun yol göstericileri ve rol modelleri, özellikle çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini kullanarak kumar bataklığının zararları konusunda bilinçlendirme yapmalıdır.
Sadece devletten çözüm beklemek yerine, toplumun tüm kesimleri bu mücadeleyi desteklemelidir. Sivil toplum kuruluşları da aktif rol alarak farkındalık çalışmaları yürütmelidir.
Sonuç olarak şu gözümüze çarpmaktadır; Toplum olarak insani değerleri, dayanışmayı, helal kazancı ve paylaşmayı terk ettik. Yerine rahatlık, tüketim odaklılık ve bireysel çıkarları koyduk. Gelecek nesilleri sadece kendi kazançlarını düşünen, para odaklı bir zihniyetle büyüttüğümüz müddetçe; hırs, tatminsizlik ve sabırsızlık artacak, hızla zenginleşme ve fırsatçılık normalleşecektir. Bu tehlikeli zihniyetin sonucu olarak; rekabeti, aç gözlülüğü ve bu amaca ulaştıracak her yöntemi—ne denli kirli olursa olsun—haklı gösterecektir.
Prof. Dr. Vehbi ÜNAL
Yorumlar5