Hatırlamanın ve Dayanışmanın Adı: Bayram
- GİRİŞ21.03.2026 09:08
- GÜNCELLEME21.03.2026 09:08
Bayram; sevinci büyütürken hüznü de unutturmayan, bizi birbirimize yaklaştıran bir rahmet iklimidir. Bayramlar, insanlığımızı yeniden hatırlatan; tabiri caizse bizi fabrika ayarlarımıza döndüren kıymetli zamanlardır. Bayramı bayram yapan ise belirli bir tarih aralığı değil; hatırlamak, ikram etmek, dayanışmak, ziyaretleşmek ve birlik içinde aynı duyguyu, aynı heyecanı, aynı inancı paylaşmaktır. Çocukların heyecanına ortak olmak, büyüklerin duasına koşmak, kimsesizin kapısını çalmaktır.
Çocuklar, yaşlılar ve kimsesizler için bayram başka başka anlamlar taşır. Ekranların arasına sıkışan çocuklar için bayram; dışarıya açılan bir kapı, yeni bir heyecan, yeni bir sevinçtir. Onların gözünde bayram; şekerin tadı, yeni kıyafetin sevinci, harçlığın bereketidir. Bizlere düşen ise çocuklarımızla birlikte büyüklerin kapısını çalmak; ellerini öpüp dualarını almak ve bu inceliği yaşayarak öğretmektir.
İnsanların kalabalıklar içinde bile yalnızlaştığı bu zamanda, yaşlılar ve kimsesizler için bayram; hiç değilse kapılarının çalındığı, birkaç günlüğüne de olsa yalnızlığın hafiflediği kıymetli bir tesellidir.
Gerçek bayram; sevincimizi büyütürken hüzün coğrafyasında acıyı kuşananları unutmamak, elimizi de yüreğimizi de onlara açabilmektir. Yokluğu iliklerine kadar hisseden kardeşlerimiz için cüzdanımızı ve gönlümüzü açabilmektir. Bir garibin duasında yer almak; fakirin sofrasına katık olmak; soğukta üşüyenin yanında sıcak bir tebessüm olabilmektir. Bir yetimin başını okşayıp kol kanat germek; bize yanlış yapanı affedebilmek, bizi kıranla yeniden helalleşebilmektir. Ramazan’ın öğrettiklerini bayram günlerine sıkıştırmadan hayatın tamamına taşıyabilmektir. Bayram sofralarına garibi gurabayı davet etmek, boş kalan sofraları hatırlamak; aranmayan büyüklerin kapısını çalmak ve uzayan küslükleri bitirmektir. İşte bayramı bayram yapan takvim yaprakları değil; gönülleri birleştiren bu iyilik, merhamet ve kardeşlik hâlidir.
Modern toplumun haz ve tüketim odaklı yaşam anlayışı, bayramları giderek ‘tatil’ moduna indirgemektedir. Oysa bayramın tatile dönüşmesi, büyük bir değer kaybıdır. Bugün bayramı yalnızca tatilde geçirmeyi tercih eden genç nesil, yarın yaşlandığında kendi kapısını çalacak birini bulamayabileceğini unutmamalıdır.
Ramazan her ne kadar Kur'an mevsimi olarak adlandırılsa da, Kur'an'ın nurunu yalnızca bu mübarek aya hapsetmemeli, hayatımızın tüm mevsimlerine yaymayı gaye edinmeliyiz. Zira Müslümanlık mevsimlik değil, ömür boyu süren bir yolculuktur.
Başta Gazze, Doğu Türkistan, Lübnan ve İran olmak üzere dünyanın birçok yerinde insanlar gözyaşı dökerken bayramı hakkıyla sevinçle karşılamak içimizi burkuyor. Temennimiz; onların da insanlık adına, özgürce ve güven içinde ‘gerçek bayramlara’ kavuşmasıdır.
Rabbim, bayramı bize takvimde değil; gönüllerde yaşatmayı, sevinci paylaşırken mazlumun acısını da unutmamayı nasip etsin.
Yorumlar1