Modern çağda Kurban Bayramı'nın anlamı

  • GİRİŞ23.05.2026 08:56
  • GÜNCELLEME23.05.2026 08:56

Kurban Bayramı'nın yaklaştığı şu günlerde İslam toplumunu çocuğundan gencine, yaşlısından büyüğüne bir heyecan kuşatıyor. Modern toplumda insanın yalnızlaştığı ve madde çarkında boğulduğu günümüzde bayramlar, bir nefes alma anıdır. Bu hayatın boğucu zincirlerinden kurtulmak için kendini sorgulama zamanıdır. Kurban Bayramı özelinde ise daha farklı bir manevi yolculuğa çıkış seferidir. Tüketim toplumunun hüküm sürdüğü günümüzde, Kurban Bayramı bize paylaşmanın değerini hatırlatır. Sahip olduklarımızı bölüşmek, yoksulun sofrasına umut taşımak, bu bayramın özünü oluşturur. Kurban, sadece bir ibadet değil; toplumsal dayanışmanın ve merhamet duygusunun yeniden yeşerdiği bir vesiledir. Asıl zenginlik, paylaştıkça çoğalan gönül zenginliğindedir. 
Modern toplumun kaybettiği, burun kıvırarak görmezden geldiği saygı, itaat ve fedakârlık değerlerinin yeniden hayat bulduğu bir zaman dilimidir Kurban Bayramı. Hz. İbrahim'in en sevdiği varlığından vazgeçişi fedakârlığın, Hz. İsmail'in ilahi iradeye ve babasına teslimiyet göstermesi saygı ve itaatin sembolüdür kurban. Baba ve oğlun birlikte Allah'ın iradesine boyun eğişidir. İnsanın dünyevi hırslarından sıyrılarak Yaratıcı ‘ya yaklaşma azmini göstermesidir. En çok sevdiğini bile Allah rızası için feda etmeye hazır oluşudur.
Kurbanın psikolojik, sosyolojik ve ekonomik boyutları ile toplumsal hayata katkıları tartışılmazdır. Kurbanın psikolojik boyutlarından söz ederken rahmetli Prof. Dr. Ali Murat Daryal hocamızı anmadan geçemeyeceğim. Hocanın "Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri" adlı değerli eserini okumalarını şiddetle tavsiye ederim. Kurban, psikolojik perspektiften bakıldığında insanın sahiplenme içgüdüsünü ve bencil eğilimlerini dizginlemesini sağlayarak, değer verdiği şeyleri başkalarıyla paylaşma erdemini kazandırır. Bununla birlikte fedakârlık, itaat ve güven gibi temel değerleri pekiştirir. Bireysel düzlemde ise malına düşkünlükten arınma yoluyla nefis terbiyesi; Yaratıcı'ya karşı şükran ifadesidir. Tüm bu psikolojik ve sosyal boyutlarına rağmen kurbanın özünde bir ibadet olduğunu unutmamak gerekir. 

Toplumsal ve ekonomik açıdan bakıldığında Kurban Bayramı, zengin ile yoksulun aynı sofrada buluştuğu, aynı duyguları paylaştığı ve kırgınlıkların son bulduğu, toplumsal barışa katkı sunan önemli bir zaman dilimidir. Büyüklerin ellerini öpme, kimsesizleri hatırlama, kapalı kapıları açma ve yalnızlıkları gidermedir. Özellikle yoksul kesimin ulaşamadığı imkânlara bayram vesilesiyle el atılması büyük önem taşır. Kurban, zengin ile fakir arasında sosyal adaleti sağlayan bir köprüdür. Tüm Müslümanların aynı günde aynı duyguları paylaşması ve aynı ibadeti yerine getirmesi, barış ve kardeşliğin pekişmesine vesile olur. Kültürel mirasın yeni nesillere aktarılması, geleneksel değerlerin yaşatılması ve toplumsal hafızanın canlı tutulması açısından da bu bayramın rolü tartışılmazdır. Kurban Bayramı, sadece dini bir vecibe olmaktan öte, kültürel kimliğimizin ve toplumsal değerlerimizin gelecek kuşaklara intikalinin de teminatıdır. 

Bu manevi ve sosyal boyutun tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için kurban kesiminde ve bayram sürecinde dikkat edilmesi gereken bazı önemli hususlar bulunmaktadır. Hayvan diğer hayvanların gözü önünde kesilmemeli, hayvanın önünde bıçak bilenmemeli, profesyonel kasap tercih edilmelidir. Etin dağıtımı konusunda Hz. Peygamber'in tavsiyesi doğrultusunda üçte biri aileye, üçte biri akraba ve komşulara, üçte biri de yoksullara verilmelidir. Özellikle muhtaç ailelere öncelik verilmeli, sadece kendi et ihtiyacı için kurban kesilmemelidir. Çevre kirliliğine de dikkat edilmelidir. Bayram için ise akraba ziyareti, küs olanların barıştırılması, yaşlı ve hastaların ziyaret edilmesi, çocukların sevindirilmesi sosyal ilişkilerin iyileştirilmesi açısından önemlidir. Özellikle seyahatlerde ve trafikte kul hakkına daha fazla dikkat edilmelidir.

Sonuç olarak Kurban Bayramı, sadece dini bir vecibe olmaktan öte, toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve manevi arınmanın yaşandığı müstesna bir zaman dilimidir. Modern dünyanın bireyi yalnızlaştıran, maddileştiren ve duyarsızlaştıran etkilerine karşı bir nefes alma, kendini yeniden keşfetme fırsatıdır. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in fedakârlık ve teslimiyet öyküsünden ilham alan bu bayram, bize en değerli varlıklarımızı bile paylaşmayı, nefsimizi terbiye etmeyi ve toplumsal adalete katkı sunmayı öğretir. Kurban Bayramı'nı sadece kesim ve et dağıtımına indirgemeden, onun psikolojik, sosyolojik ve manevi boyutlarını da yaşayarak asıl anlamına kavuşturmak hepimizin sorumluluğudur. Tüm İslam âleminin bayramını en içten dileklerimle kutlar, mazlum coğrafyanın mazlum insanlarını yürekten anar, bu mübarek günlerin barış, huzur ve kardeşlik duygularını güçlendirmesini temenni ederim.

Prof. Dr. Vehbi ÜNAL

Yorumlar1

  • Tahir Yenice 44 dakika önce Şikayet Et
    Kurban bayramı ve yaşayan ve yaşatılması gereken değerler üzerinde durmuşsunuz hocam, gönlünüze sağlık.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat