Gazze: Sessizliğin Suça Dönüştüğü Yer; Unutmayacağız, Unutturmayacağız

  • GİRİŞ01.08.2026 09:04
  • GÜNCELLEME01.08.2026 09:39

Gazze adaletsiz bir dünyanın en ağır tanığıdır, acının sıradanlaştığı yerdir. Sadece bir coğrafya değildir artık tarihin utanarak anacağı yerdir Gazze. Sadece bombaların değil, vicdanların da tükendiği yerdir. Suskunluğun bir suç olduğunu bile bile dünyanın susmayı seçtiği, kelimelerin anlamsızlaştığı, sessizliğin katile ortak olduğu yerdir Gazze.

Orada acı artık acı değil, sayıya dönüşmüştür. Ölenlerin acısı, enkaz manzarası sıradanlaşmıştır. Ve belki de en acı durum buna alışmak. Kanın rengine, enkazın tozuna, yokluğun acısına alışmak. Yaklaşık üç yıldır devam eden tahribatın sadece binaları yıktığını görüyoruz; oysa asıl enkaz, gözle görülmeyen yerde yüreklerde ve kaybolan insanlığımızda.

Abluka maalesef devam ediyor. İnsani yardımlar kapıda beklerken, içeride halk; ekmeğe, suya, ilaca hayatın en temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor. Çocuklar enkaz altında büyüyor, yaşlılar soğukta can veriyor, hastalar ilaçsız kalıyor, yaralılar ameliyatsız bekliyor. Ateşkes kâğıt üzerinde kalıyor; katliamsa toprak üzerinde sürüyor. Gazze her sabah biraz daha can çekişiyor, her gece biraz daha yalnız ve korku ile uyuyor. Günden güne ağırlaşan yaşam şartları, bu halkın direncini kıramamış; tam aksine, yıkılmaz bir irade ve tarihin hiçbir sayfasında eşi görülmemiş bir sabır doğurmuştur.

Dünya ise İran gerilimi, NATO zirvesi, vs. kendi gündemleriyle meşgul. Sanki bu gürültü tesadüf değil, sanki Gazze'nin üstü örtülsün diye birileri bu sesleri yükseltiyor. Gazze, gücün karşısında insanlığın nasıl eğildiğini, vicdanın nasıl ertelendiğini, sessizliğin nasıl bir suça dönüştüğünü tarihe not düşüyor.

Gazze'de ateşkes sağlanması, İsrail'in duracağı anlamına gelmez. Bunu bilmek için müneccim olmaya da gerek yoktur. Tarihe bakıldığında görülür ki Siyonist saldırganlık hiçbir zaman tek bir coğrafyayla sınırlı kalmamıştır. Gazze'nin kanı kurumadan İran'a saldırılar düzenlendi, Lübnan yerle bir edildi, Yemen bombalandı, Suriye'nin güneyi işgal edildi. Türkiye'ye yönelik sözlü tehditler ise bu coğrafyada kimin hedef alınabileceğinin bir işareti olarak okunmalıdır. Mesele yalnızca bir halkın hayatta kalma mücadelesi değildir artık. Fırsat buldukça toprak gasbeden, sınırlarını her seferinde biraz daha genişleten zihniyettir. Bölgedeki her ülke için, her millet için somut bir tehdit olmaya devam etmektedir. Bu nedenle barış haberlerinin yarattığı rahatlama yanıltıcıdır. Asıl gereken; uyanıklık, teyakkuz ve bölge halklarının ortak bir bilinçle hareket etmesidir. Zira tarihin bize gösterdiği şudur: Maalesef saldırganlık, sessizlikten güç alır.

Anadolu'nun güvenliği Kudüs'ten başladığı unutulmamalıdır. Tarih bize defalarca göstermiştir ki bu coğrafyada kaybedilen her karış toprak, bir sonraki hedefe açılan kapıdır. Kudüs düşerse sıra Şam'a, Şam düşerse sıra başka bir şehre gelir. Buraları kaybetmek, yalnızca bir halkın yurdunu yitirmesi değil tüm bölgenin dengesinin alt üst olması demektir. Gazze bugün direniyorsa, Anadolu yarın daha güvende demektir.

İsrail'in yayılmacı politikası yalnızca toprak genişletmekten ibaret değildir. Siyonist lobiciliğin uluslararası arenada çok daha sinsi ve çok katmanlı bir işleyişi vardır. Kendi politikalarına karşı çıkan ülkelerde kaos tohumları ekilmekte, muhalif yöneticiler yıpratılmakta; yalan, iftira ve baskı araçlarıyla hedef alınmaktadır. Gerektiğinde bu araçların suikaste kadar uzandığı, tarihin karanlık sayfalarında kayıtlıdır. Güncel gelişmelere bakıldığında bunun örnekleri kendiliğinden ortaya çıkmaktadır: UCM Başsavcısı Kerim Han, İsrail liderlerine yönelik tutuklama kararı talep etmesinin hemen ardından cinsel istismar suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Zamanlama, tesadüf kelimesiyle açıklanamayacak kadar manidar. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Filistin'i tanıyan, İsrail'e silah ambargosunu destekleyen bir lider olarak öne çıktıktan kısa süre sonra eşi yolsuzluk suçlamalarının hedefi oldu. Bu örnekler, birbirinden bağımsız vakalar olarak değil; hesap soran her sese karşı devreye giren sistematik bir baskı mekanizmasının parçaları olarak okunmalıdır.

İsrail meselesi, yalnızca Ortadoğu'nun bir sorunu değildir. Asıl güç, çok daha derinlere kök salmıştır. ABD'de İsrail lobisinin siyaset üzerindeki etkisi artık örtülü bir sır olmaktan çıkmıştır. Öyle ki bu gerçeği dile getiren isim, marjinal bir muhalif değil; ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in ta kendisidir. Vance, İsrail'in ABD siyasetini etkileme konusunda çoğu ülkeden çok daha etkili olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu sözlerin ardından üzerine yönelen saldırılara verdiği yanıt ise son derece çarpıcıydı: "Cehenneme kadar yolunuz var." Bu tepki, lobi baskısının ne denli güçlü ve ne denli alışılmış olduğunu gözler önüne sermektedir. Zira böyle bir baskıya maruz kalan çoğu siyasetçi susturulur, geri adım attırılır ya da itibarsızlaştırılır. AIPAC (Amerika İsrail Kamuoyu İlişkileri Komitesi) onlarca yıldır Kongre seçimlerinde belirleyici bir güç olarak faaliyet göstermektedir. Desteklediği adaylar seçilir, karşı çıktığı isimler ise büyük mali baskıyla karşılaşır. Bu yapı; ABD'nin Ortadoğu politikasını, BM'deki oy kullanma biçimini ve uluslararası yaptırım kararlarını doğrudan şekillendirmektedir. Sonuç olarak; İsrail'i durdurmak isteyenler, yalnızca bir devletle değil; o devletin arkasındaki küresel bir nüfuz ağıyla karşı karşıyadır. Siyonist lobinin gücü yalnızca silahta değil; medyada, yargıda, siyasi kulislerde ve uluslararası kurumların içindeki nüfuzundadır. Bu gerçeği görmeden bölgesel ya da küresel bir adalet mücadelesi yürütmek mümkün değildir.

Ancak bu karanlık tablo, bizi yılgınlığa sürüklememelidir. Aksine, önümüzdeki yolun ne denli zorlu olduğunu açıkça görmek; daha kararlı, daha örgütlü ve daha bilinçli hareket etmemizi zorunlu kılmaktadır. Birlik ve dayanışma yalnızca bir erdem değil, bu mücadelenin olmazsa olmaz temelidir. Bütün bu karanlığın içinde, insanlığın henüz teslim olmadığını gösteren ışıklar da yanmaktadır. Gazze'nin acısı; artık yalnızca Müslümanların, yalnızca Arapların, yalnızca mazlumların meselesi olmaktan çıkmıştır. Liderler konuşuyor, sanatçılar sahneye çıkıyor, sporcular susmuyor, akademisyenler yazıyor, çiziyor, hukukçular isyan ediyor. Bu sesler dağınık görünse de hepsi aynı vicdanın yankısıdır: İnsanlık ölmedi. Bu uyanışın en güzel ve en beklenmedik yansımalarından biri de geçenlerde futbol sahasında yaşandı. Dünya Kupası'nda İspanya'nın zafer sevinci, Filistin'in acısıyla birleşti. O an yalnızca bir şampiyonluk kutlaması değildi; katil devlete karşı dünyanın dört bir yanından yükselen sessiz ama derin bir tepkinin simgesiydi.

Gücün ve ahlaksızlığın hüküm sürdüğü bir dünyada adalet beklemek bilmiyorum ne kadar doğrudur; ama bu sessiz öfkenin bir gün toprağı yarıp çıkacak bir filize dönüşeceğine inanıyorum. Gözlerimizi kapatsak da güneş yok olmaz. Gazze'de yaşanan insanlık trajedisini görmezden gelmek, onu ortadan kaldırmaz yalnızca vicdanımızı karartır. Bu acıyı görmek artık bir tercih meselesi değildir; görmemek ise bir suç ortaklığıdır.

Dünya tarihinin belki de en şerefli direnişini sergileyen bu insanlara karşı sorumluluğumuz açıktır: Elimizi uzatmak; insani yardımı kesmemek, ulaştırmak için her yolu denemek. Cebimizi açmak; güvenilir kanallar aracılığıyla gücümüzün yettiği kadar ile maddi destek sağlamak. Yüreğimizi koymak; bu davayı unutmamak, unutturmamak, gündemde tutmak. Ve bir o kadar önemli olan şu: Siyonist vahşeti finanse eden, destekleyen ürünlere, markalara boykotu kararlılıkla sürdürmeliyiz. Her vazgeçilen ürün, her boş bırakılan raf sessiz ama güçlü bir mesajdır. Ekonomik baskı, vicdanın en somut eyleme dönüşmüş halidir.

Gazze yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır. Unutmayacağız, unutturmayacağız.

 

Yorumlar3

  • Ekolayzer 25 dakika önce Şikayet Et
    30 senedir boykot ediyoruz ancak girdiğim her ortamda görüyorum ki İslami cephe dahil düğünlerinde boykot mallarına iş yerlerinde boykot ürünlerine hatta tarim Kredi marketleri bile boykot ürünlerini satıyor satmaya devam ediyor. Ben şahsi olarak ölene kadar asla boykot ürünleri almamaya devam edeceğim keşke canımızı verebilsek ancak bunu yapabiliyorum
    Cevapla
  • Sade vatandaş 1 saat önce Şikayet Et
    Ya KAHHAR c.c.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Ben 1 saat önce Şikayet Et
    Gazzede gazze degil insanlıgı bambaladılar vizdanı bombaladılar insanları test ettiler bunu nekadar daha yapabiliriz ve can alıcı nokta aslında müslüman bir ülke oldugu için müslüman ülkeler bile çıkar ugruna hiçbirşeyi görmediler çünkü çikar onlar için önemli
    Cevapla Toplam 10 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat