Devlet ve siyaset hayatı alkol bağımlılığını kaldırır mı?

  • GİRİŞ02.03.2026 09:14
  • GÜNCELLEME02.03.2026 09:14

Kimseyi işaret etmiyorum, belirli bir kişiyi belirtmiyorum. Bu gün haklarında alkol bağımlısı oldukları iddia edilen, başka zaafları ile tanınan, siyasi kimlikli kişilere gönderme yapmıyorum. Sadece genel bir duruma değinmek istiyorum. Ama elbette kıymetli okuyucunun bu yazıyı kimle, nasıl irtibatlandırarak okuyacağına karışamam… 

Aziz mübarek ramazan gününde bu konu oluyor mu şimdi diyecek muhterem okurlar da olacaktır, epeyce tereddüt ettim bu konuyu ele almaya ama ramazanda dahi ayık olmayı beceremeyenlerin, ağızlarından çıkana hakim olamayanların, inançlara saldırganlığı kendilerine hak olarak görenlerin pervasızlaştığı bu günlerde yazmak da vazifeye dönüştü…

Alkolün zararları tartışmasızdır. Çok tüketildiğinde ortaya çıkacak sorunlara ise milyarlarca örnek mümkündür. Sıradan insanların hayatlarında bile alkol tutkusu, bağımlılığı varsa maliyetleri konusunda söylenebilecek her söz söylenmiştir. 

Bu nedenle sıradan olmayan devlete, millete karşı sorumlulukları olan, karar mercilerinde bulunan, siyaset üreten kişilerin zaafları bunların hepsinden daha önemlidir. 

Sıradan insanın alkol tesiriyle yapıp ettikleri toplumun genelini ilgilendirecek neticeler doğurmaz, çok daha sınırlı kalır da sözgelimi yönetimde ve siyasette önde gelen isimlerin bağımlılıkları tam da “şişede durduğu gibi durmaz” ikazını haklı çıkaran sonuçlar üretir…

Devlet ve siyaset yönetimi, hukuki düzenlemeler, idari prosedürler ve örgütsel hiyerarşilerden oluşan teknik bir yapı değildir. 

Modern yönetim bilimi, özellikle kamu yönetimi literatürü, devleti ve siyaseti yüksek riskli bir karar ekosistemi olarak tanımlar. 

Bu ekosistemde karar vericilerin kişisel özellikleri, davranış kalıpları ve özdenetim düzeyleri, sistem performansını doğrudan etkileyen kritik değişkenlerdir. Bu nedenle yöneticilerin psikolojik ya da davranışsal zaafları, bireysel alanın ötesinde kurumsal risk faktörleri olarak değerlendirilir.

Bu bağlamda alkol bağımlılığı, salt ahlaki bir mesele olarak değil; yönetişim kapasitesini etkileyen yapısal bir risk unsuru olarak ele alınmalıdır. Yönetim bilimi açısından mesele, bir yöneticinin veya siyasi karar mekanizmasındaki kişinin ne tükettiği değil; bu davranışın karar kalitesi, kurumsal istikrar, hesap verebilirlik ve kriz yönetimi üzerindeki etkileridir. 

Bağımlılık, süreklilik arz eden ve kontrol kaybı üreten bir davranış örüntüsü olduğundan, yüksek düzeyli kamu yöneticileri ve üst düzey siyasetçiler söz konusu olduğunda, sistemin bütününe yayılan sonuçlar doğurur.

Klasik rasyonel karar modeli, karar vericilerin tam bilgiye sahip, tutarlı tercihleri olan ve fayda maksimizasyonu güden aktörler olduğunu varsayar. Ancak modern kamu yönetimi ve siyaset literatürü, özellikle sınırlı rasyonalite, bilişsel sapmalar ve örgütsel davranış kuramları, bu varsayımın gerçekçi olmadığını göstermiştir. Karar vericiler, zaman baskısı, bilgi eksikliği ve kendi psikolojik durumlarından etkilenir.

Davranışsal süreklilik kazanan bir bağımlılık durumu, karar süreçlerinde öngörülebilirliği azaltır. Öngörülebilirliğin azalması, kamu yönetiminde ve siyasette en tehlikeli durumlardan biridir; çünkü sistemler, istikrarı kişisel öngörülebilirlik üzerine inşa eder. Liderin davranışları öngörülemez hâle geldiğinde, kurumlar savunma refleksi geliştirir, kararlar ertelenir, bürokrasi ve siyaset müessesi içe kapanır ve yönetsel felç ortaya çıkar.
Max Weber’in tanımladığı rasyonel–hukuki otorite modeli, yöneticilerin kişisel karizmalarından değil, kurumsal meşruiyetten güç aldığını varsayar. Bu meşruiyet, hukuki yetkilerle ve yöneticinin tutarlılığı ve davranış güvenilirliği ile korunur. Sürekli tekrar eden kişisel zaaflar, yöneticinin otoritesini değil, kurumun itibarını aşındırır.
Kurumsal itibar kaybı, görünmez maliyet üretir, güven azalır, dış ilişkiler zayıflar, bürokratik bağlılık çözülür ve iç denetim mekanizmaları işlevsizleşir. Bu tür kayıplar devlet kapasitesini doğrudan düşüren sonuçlar doğurur.

Modern kamu yönetimi ve siyaset anlayışı, büyük ölçüde risk yönetimi disiplinine dayanır. Stratejik riskler, operasyonel riskler ve itibari riskler, kurumların temel analiz alanlarıdır. Yüksek düzeyli yöneticilerin davranışsal zaafları, bu üç risk türünü aynı anda tetikleyen nadir faktörlerden biridir.

Bağımlılık, dış müdahaleye açıklık yaratır; şantaj, bilgi sızdırma ve yönlendirme riskini artırır. Bu durum, bireysel bir zayıflıktan ziyade kurumsal güvenlik açığı anlamına gelir. Bu tür açıklıklar, sistem tasarımındaki en kritik zafiyetler olarak kabul edilir.

Lider davranışı, örgüt kültürünü belirleyen temel unsurlardan biridir. Yönetici zaafları, alt kadrolarda norm kaymasına yol açar. Bu kayma, etik standartların gevşemesi, performans ölçütlerinin bulanıklaşması ve sorumluluk zincirinin kopması anlamına gelir. Böyle bir ortamda kurallar değil, kişisel ilişkiler belirleyici hâle gelir.

Bu süreç, kurumsal çürüme olarak adlandırılır. Çürüme, yolsuzlukla sınırlı değildir; disiplinin, liyakatin ve hesap verebilirliğin aşınmasıdır.

Hata, yanlış ve zaaf arasında net bir ayrım vardır.  Hata, sistem tarafından telafi edilebilir; zaaf ise sistemin kendisini dönüştürür. Devlet ve siyaset hayatı, hataları absorbe edecek mekanizmalara sahiptir; ancak süreklilik kazanan davranışsal zaaflar, bu mekanizmaların bizzat hedefi hâline gelir.

Bu nedenle devlet ve siyaset hayatı, kusursuzluk değil; öngörülebilirlik, tutarlılık ve özdenetim gerektirir. Çünkü modern devlet, kişisel iradelerin toplamı değil; kurallar, kurumlar ve denge mekanizmaları üzerine kurulu bir sistemdir. Bu sistemin işlemesi, aktörlerin keyfî davranışlarına değil; belirlenmiş normlara, sürekliliğe ve hesap verebilirliğe bağlıdır.

Zaaflarını yönetemeyen bir aktörün, karmaşık ve yüksek riskli bir sistemi yönetmesi, sürdürülebilir değildir. Zira siyasal kararlar bu günü olduğu gibi uzun vadeli toplumsal dengeleri, ekonomik istikrarı ve kurumsal güveni de etkiler. Dürtüsel, öfke temelli ya da kişisel hesaplarla alınan kararlar, kısa vadede güç gösterisi gibi görünse bile, orta ve uzun vadede sistemsel kırılmalara yol açar. 

Devlet ve siyaset aygıtı, bireysel psikolojinin uzantısı olamaz. Devlet ve siyaset kurumu;

kişisel zaafları telafi eden değil, onları sınırlayan bir yapıdır. Bu yüzden devlet adamı ve siyasetçi, kişisel karizma veya mutlak irade üzerinden değil; kurumsal akıl, denge-denetim ve hukuk üzerinden meşruiyet kazanır. Aksi hâlde siyaset etme, rasyonel bir faaliyet olmaktan çıkar; kişisel ihtirasların ve duygusal dalgalanmaların yön verdiği kırılgan bir yapıya dönüşür.

Güçlü siyaset ve devlet yönetimi yapısı, “hatasız insan” varsayımına değil; hatalı insan gerçeğini dengeleyecek kurumsal mimariye dayanır. 

Siyaseti de, siyasetçiyi de, devleti de, devlet adamını da ayakta tutan amiller bireylerin erdemi ile birlikte sınırlarını bilen ve yöneten sistemlerin varlığı ile ortaya çıkar. 

Ama şayet siyasetçinin ve devlet adamının bariz bir alkol problemi varsa, üstüne bir de farklı ahlaki zafiyetler söz konusu ise bir de buna inançlarla ilgili sorunlar eklenirse, ayrıca demokrasi kavramı ile ilişkileri tümden yitmiş ise durum vahimdir…

Prof. Dr. Zakir AVŞAR / Haber7

 

Yorumlar9

  • CHP 12 dakika önce Şikayet Et
    Benim bildğim CHP liler hem alkol hem sigarayı çılgınca tüketiyorlar,rakı onların vazgeçilmezi zaten CHP ye yüksek oy çıkan illerinde gelirlerinde Alkol üretimi fabrikaları dersek nedir bu alkol bağımlılığı kimleri rol model alıyorlar???Birbirlerini mi?Batıyı mı????
    Cevapla
  • bestami gunduz 30 dakika önce Şikayet Et
    Bu yazı, alkol alan liderlerin kararlarının hatalı olduğu iddiasını değil; süreklilik kazanan davranışsal zaafların, yüksek riskli karar ekosistemlerinde kurumsal risk ürettiği gerçeğini tartışmaktadır. Kişisel tercihler değil, karar süreçlerini etkileyen örüntüler ele alınmaktadır. Metnin belirli kişi veya olaylara bağlanması, yazarın değil, okurun yorum alanıdır.
    Cevapla
  • Ahmet 1 saat önce Şikayet Et
    Tüm ülke vatandaşlarına uyuşturucu testi yapılmalıdır. Bunun kararı şimdi alınmalı ve iki yıl süre verilmelidir. Bırakıp tövbe edenler iki yıl sonra temiz çıkar. Birakmayanlar test sonucu ilk uyarı ile iki yıl sonra olacak testte de birakmazlarsa mesleklerinden sgklarından olur. Bu şekilde bu bela azaltılabilir.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • sondefa 2 saat önce Şikayet Et
    Alkol bütün kötülüklerin anasıdır alana satana içene taşıyana sebeb olana hatta tekel bayinin adresini söyleyene bile günah ve haramdır
    Cevapla Toplam 7 beğeni
  • BAYBURT SEVDALISI 2 saat önce Şikayet Et
    Ürtimiyasaklansınalkolun
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat