Nükleer zulmü!

  • GİRİŞ03.03.2026 09:52
  • GÜNCELLEME03.03.2026 09:52

Umman Sultanlığı’nda ABD-İran arasındaki sulh müzakerelerinde bir netice alınamayınca, toplantının 26 Şubat’ta Cenevre’de yapılması kararlaştırılmıştı. Bu İsviçre şehrinde 28 Şubat 2026’da diplomatik görüşmeler devam ederken evvela İsrail, günün erken saatlerinde İran’a siber saldırı yaptı.

Ardından Amerikan güçleri, İran’ın başkent Tahran dâhil önemli şehir ve stratejik noktalara, hatta kız çocuklarının okuduğu ilk mektebe, hastanelere varıncaya kadar saldırıları başladı. 170 öğrenci, 555 sivil ve İran dinî lideri Ali Hamaney, neredeyse bütün ailesiyle birlikte katledildi. Keza genelkurmay başkanı, eski Cumhurbaşkanı Ahmedi Necat ve 42 üst düzey devlet adamı da öldürüldü. 2024’te görevdeki Reisicumhur İbrahim Reisi’nin bulunduğu uçak suikasta uğradıktan sonra İran, ikinci defa cumhurbaşkanını kaybediyordu. Ali Hüseyn Hamaney, dinî liderlik mevkiine gelmeden önce cumhurbaşkanlığı makamındaydı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’tan başlayarak yaptığı hava taarruzlarında İran’ın bir günde kaybettiği eski-yeni devlet ve hükûmet adamıyla bürokrat sayısı, bugüne dek belki de hiçbir ülkede yaşanmamıştır. Rusya ve Ukrayna 12 yıldır çarpışıyorlar ama hiçbiri bu kadar yetişmiş kadrosunu yitirmedi.

Görünen şu ki İran, tarihindeki en büyük tahribatla karşı karşıya. Savaş, devam ediyor. ABD, İsrail, İngiltere sıkı ittifak hâlindeler. Fransa ve bazı AB ülkeleriyle Hindistan, Avustralya, Kanada, Ukrayna, ABD-İsrail ittifakına destek veriyorlar. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Norveç, Venezuela, Filistin ve Ermenistan ile daha başka devletler de İran’a destek olmaktalar. Bu liste her iki taraf için de uzayıp gidiyor. Bazı devletlerin İran’ın yanında yer almaları, İran aleyhine konuşmamaktan ibaret. AB-Avrupa Birliği Sözcüsü U.G. Leyen ve Fransa gibi bazı ülkelerse yalnızca İran’ın Körfez ülkelerine vaki hücumlarını kınamakta fakat ABD ve İsrail’in taarruz ve katliamlarını görmezden gelmekteler. O kadar ki masum ilkokul çocuklarının hayatlarına kıyılması bile görmezden gelinmekte. İspanya, Gazze Soykırımında olduğu gibi bu defa da tavrını cesaretle ortaya koyarak haksızlığı dile getirdi. Ankara ve Madrid adaleti utandırmıyorlar. Türkiye, yine hakem ve yine aklıselim yolunda. Tarafları, masaya getirmeye gayret ediyor. İslam ülkeleri, hemen tamamıyla İran’a destek oluyor gibiler ama bunlardan kaçı samimi, kaçı kaç yüzlü çok da meçhul değil. Siyonist İsrail’in eli kanlı katil başbakanı Netanyahu’nun ABD’nin İran’a bir an evvel saldırması için Washington’a 7 kere gidip Trump’la görüştüğü, O’na baskı yaptığı malum. Arada telefon konuşmaları da var. İran’a olan bu saldırıların hukuk tabiriyle birinci derecede azmettirici Netanyahu’dur. Netanyahu’yu Suudi Veliahd Prensi Selman bin Abdülaziz’in takip ettiği ileri sürülüyor. Asılsız olmasını temenni ederiz fakat bir yalanlama olmadı. İslâm içi iki aşırı zıt uç, Vehhabilerle Şiiler birbirlerine kem gözle bakarlar. Bunu herkes bilir. Ne var ki şu gün haçı bilemenin kabul edilir tarafı olamaz.

Diğer yandan İran, ŞİÖ Şanghay İşbirliği Örgütü’nün üyesidir. Hindistan da bu teşkilatın içindedir. Lakin, İsrail’in cephesinde. Hem de sıkı sıkıya. Teşkilatın esas ağırlıklı iki mensubu Çin ve Rusya. Bunların İran’a istihbarat, silah ve sözlü destek verdiğine dair görünürde bir kıpırdanma yok. Sıradan kınamanın da kimseye faydası olmuyor. Rusya, Ukrayna’dan dolayı çok kan kaybettiği için sıkıntıda olabilir. Belki mazurdur. Çin’in hiçbir mazereti olamaz. Olsa olsa Şarkî Türkistan’a yardım edilmesinden çekinebilir. Korkmasına gerek yok; bahsi geçenler, o mazlumları umur etmezler…

2026 baharına girerken bölgemiz, adı verilmedik bir Haçlı-Siyon saldırısı yaşıyor. Başına buyruk giden İran yönetimleri, İran’a ve halka ziyan verdiler. Hâlbuki şunu dünyaya iyi anlatmalılardı:

-ABD ve Koalisyon Güçleri, 19 Mart 2003’te de Saddam Hüseyn Irak’ını Irak’ta nükleer silahlar var! ithamıyla işgal ettiler. Bir milyon insan, katledildi. Irak’ın yer altı ve yer üstü talan edildi. Komşumuz, bu suçlamaya maruz kalırken nükleer silah sahibi İsrail’e ilişilmiyordu. 28 Şubat 2026’da bu defa bize, Ali Hüseyn İran’ına nükleer silahların var! dendi ve Petrolü, Çin’e değil bana satacaksın! tehdidiyle saldırılar başlatıldı…

Dikkatlerden kaçmamalı ki ABD, İran’la savaşırken dolaylı olarak Rusya ve bilhassa borçlu da olduğu Çin ile de savaşmaktadır. Washington, tekrar iki kutuplu dünyanın kurulmasını da çok kutuplu dünyanın olmasını da istemiyor.

Çünkü borçlu.

Türkiye, inşallah kalkınmaya ve savunma sanayiinde büyük gelişmeye devam edecektir. Bu da hazmedilemez. Haramiler, bir gün bizim de yolumuzu kesebilirler!

En kötü durum ihtimalini her zaman hatırda tutmalı.
 

Rahim Er / Türkiye Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat