Libya’da ne işimiz var sahi?
- GİRİŞ19.12.2019 09:46
- GÜNCELLEME19.12.2019 09:46
Türkiye ile Libya arasında imzalanan güvenlik ve askeri işbirliğine yönelik mutabakat muhtırası, CHP’yi fena halde germişe benziyor. Elemanların, TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen ve 25 Aralık Çarşamba günü Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek olan mutabakata apar topar muhalefet şerhi hazırlamalarından belli ne kadar tutuştukları zaten.
Yatıyorlar kalkıyorlar, aynı türküyü söylüyorlar. Kâh “İktidar partisi, ideolojik kaygılardan kaynaklanan Libya anlaşmasını, Libya hükümetini devrilmekten kurtarmak için yaptı” iddiasını ortaya atıyorlar. Kâh “Anlaşma kapsamında Libya’ya asker gönderilmesi bölgede istikrarsızlığa yol açabilecek riskli bir adım olur” herzesini yumurtluyorlar.
Türkiye bu adımı atmadığı takdirde, her geçen gün artan bölgedeki istikrarsızlık daha da içinden çıkılmaz bir hâl alacak oysa.
CHP’liler bunu biliyor. Hem de bal gibi biliyor. Ama işlerine böylesi geliyor.
Aslında CHP’lileri Türkiye’nin yararına olan her isabetli karar rahatsız ediyor.
•
Görüyorsunuz, milli meselelerde ne uzuyor, ne kısalıyorlar. Türkiye karşıtı tutumlarında hiçbir değişiklik olmuyor. Bu yüzden de Zeytin Dalı Harekatı’nın başladığı sıralarda Afrin’e neden girilmemesi gerektiğini anlatıp, sınırlarımızı belli bir derinlikte güvence altına almamızı salık veren zatın genel başkanlığını yaptığı parti, bu defa da “Libya’da ne işimiz var” sakızını çiğniyor.
Aynı tas aynı hamamlar sizin anlayacağınız.
•
“Biz, Mehmetçiğimizin başka ülkelerin topraklarında bulundurulmasına, o toprakları korumaya görevlendirilmesine karşıyız. Mehmetçiğimizin görevi sınırlarımızı korumaktır, sınırlarımızdan gelecek terör dahil her türlü tehdide karşı ülkemizi savunmaktır” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak başta olmak üzere bir kısım CHP’lilere şu gerçeği hatırlatmakta fayda var:
Türkiye terörle mücadele konseptini “terörü sınır dışında önlemek” şeklinde revize edeli hayli zaman oldu. Üstelik bugüne kadar, bu konsept mucibince çok sayıda girişimde de bulunduk. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtları bunlardan sadece birkaçıydı.
İşte Libya ile yapılan anlaşma da “terörü sınır dışında önleme” stratejisinin bir parçası olarak mütalaa edilmeli. Zira Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin kuşatılmaya çalışılmasının önüne geçmek için Libya ile her türlü işbirliği çıkarımıza.
Kıbrıs’ın geleceğini ancak böyle teminat altına alabiliriz. 7 düvel kilometrelerce öteden gelip Libya’da at oynatırken, biz kulağımızın üstüne yatamayız.
Söylesenize, herkesin Libya’da hak ve menfaati var da Türkiye’nin yok mu? Kıyısı olmayan ülkeler bile Doğu Akdeniz’deki her işe burnunu sokarken biz yaşananlara seyirci mi kalacağız?
Unutulmasın ki, Osmanlı Devleti, müdafaasını Kafkas, Filistin ve Trablusgarp gibi cephelerden başlatmasaydı, belki bugünkü topraklarımıza dahi sahip olamayacaktık. Yahut İsmet İnönü, Yunanistan’la aramızda yıllardır çeşitli krizlere sebep olan ve yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu idaresinde kalan Ege Denizi’ndeki 12 Ada’yı İngilizlerle ters düşmemek için altın tepside sunmasaydı, şimdi çok farklı bir senaryoyu konuşacaktık.
Neyse, lafı fazla uzatmak yersiz.
Libya’nın, içinde bulunduğumuz konjonktürdeki kilit rolünü merak edenler, bir asır önce Osmanlı askerlerinin kıt imkânlarla Libya’ya niçin gidip çarpıştıklarına ve bu savaşı kaybedince nasıl paramparça olduğumuza dönüp bir baksalar çok ama çok iyi ederler.
YENİ AKİT GAZETESİ
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol