Sen git torun büyüt Meral Hanım!

  • GİRİŞ09.01.2020 12:00
  • GÜNCELLEME09.01.2020 12:00

Türkiye’de, Suriye sorununun ancak ve ancak Esed’le görüşülerek çözüleceğine inanan tuhaf bir kesim var. Söz konusu kesime göre, Esed’le masaya oturmamız halinde, bugün artık uluslararası boyut kazanmış ve içinden çıkılmaz bir hale gelmiş olan problem, birden bire ortadan kalkacak.

Bu ütopik tezi en fazla dillendirenler CHP’lilerdi biliyorsunuz. Hatırlarsanız, Suriye konusu her gündeme geldiğinde, lafı döndürüp dolaştırıp bir şekilde “Esed’le görüşelim”e getiriyordu bu partinin mensupları. 

Basmakalıp ifadelerle sürekli aynı sakızı çiğniyorlar, yaptıkları yüzeysel açıklamalardan asla ve asla geri adım atmıyorlardı.     

Dış politikada karşılığı olmayan bir argümandı CHP’ninki. Şimdi şimdi görüyoruz ki, CHP, bu “Esed’le görüşelim” sevdasında yalnız değilmiş. Meğer İYİ Parti de CHP ile aynı yolun yolcusuymuş.

Meral Akşener’in “Sayın Erdoğan! Sinirini, enaniyetini yenemiyorsan, rasyonel olamıyorsan, ben Suriye’ye gidip Esed’le bir araya gelmeye, bu problemi çözmeye hazırım” çıkışı bunu gösteriyor. 

Düşünsenize, kadın açık açık “Siz gitmezseniz, bari ben gideyim” demeye getiriyor. 

İYİ Parti Genel Başkanı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan hissiyatı, duygusallığı, siniri bir kenara bıraksın. Rasyonel, gerçekçi ve sağduyulu davranarak Esed’le barışsın” önerisini hiç çekinmeden ortaya atabiliyor. 

Akşener’in tüm bunları “Türkiye’nin sağduyusu olmak” ve “bu milletin yanında durmak” için yaptığını söylemesi ise galiba işin tuzu-biberi oluyor.

Bir defa şunu net bir şekilde belirtmek lazım: Türkiye’nin Esed’le görüşmesinin, Suriye meselesinin halline hiçbir katkısı olmaz. Daha doğru ifadesiyle olamaz. Esed’le yeniden ilişki tesis edilmesi, Türkiye’nin eline hiçbir şey geçirmez.

Unutulmamalı ki, Esed bugün tek başına hiçbir ağırlığı olmayan bir aktördür. Kendisinin devlet başkanlığı dahi semboliktir. Bu zatın, ülkesinde hiçbir gücü ve yetkisi yoktur. Ezcümle, Rusya ve İran olmasa, koltuğunda bir dakika bile duramaz mezkur eli kanlı katil. 

Peki, Esed’in tasması Rusya ve İran’ın elindeyken, biz de Türkiye olarak bu iki ülkeyle zaten görüşüyorken, Esed’le de temasa geçmenin bize pratikte ne faydası olacak? 

Türkiye yeni bir şey kazanmıyorsa, Esed’le niçin görüşsün? 

Elbette dış politikada ebedi düşman veya ebedi dost yoktur. Lakin dediğimiz gibi, Esed’le görüşmenin Türkiye’ye şu an için hiçbir yararı bulunmamaktadır. Hatta yararı bir tarafa, zararı vardır.  

Evet evet, zararı vardır.  

Mesela, yüzbinlerce insanın ölümünden sorumlu olduğu için meşruiyeti tartışılan Esed’e arka çıkmak, Türkiye’nin güvenilirliğine darbe vuracaktır.

Örneğin, Türkiye Esed’le masaya oturursa, İdlib’deki çatışmasızlık durumu rafa kalkacak ve milyonlarca insan daha sığınmacı konumuna düşecektir. 

Esed’le barışmak, aynı zamanda PYD/YPG ile mücadelemize de olumsuz bir şekilde tesir edecektir. “PYD ile birlikte Türkiye’ye karşı savaşacağız” diyen Esed, sınırımızdaki teröristleri ordusuna dahil ettiğinde elimiz-kolumuz bağlanacaktır.

Türkiye’de bulunan Suriyelilerin Esed başta olduğu müddetçe geri dönmesini de kimse beklemesin. Esed Türkiye ile anlaşıp mültecilerin tamamını almayı kabul etse dahi, Suriyeliler bir diktatöre güvenip ülkelerine dönmezler.

Diyeceğimiz o ki, kadın-çocuk ayırt etmeksizin neredeyse bir milyon insanı acımasızca katleden, 8 milyon Suriyelinin de vatanlarını terk etmesine sebep olan bir savaş suçlusuyla müzakerede bulunmak kimseye artı değer katmaz. 

Sırf hükümeti eleştirmek maksadıyla Türkiye’yi sonu belirsiz maceralara davet etmenin mantığı da âlemi de yok. 

Putin bile Esed’in avukatı olmadığını söylerken, içimizdeki Esed avukatları bu gerçeği kafalarına soksalar iyi ederler.  

YENİ AKİT GAZETESİ

Yorumlar1

  • Taşkesen 6 yıl önce Şikayet Et
    Hay ağzına sağlık.Bunu anlamak için aklını kiraya vermemiş olmak lazım.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat