Bir köprünün iki yakası

  • GİRİŞ29.01.2012 09:30
  • GÜNCELLEME29.01.2012 09:30

Havaya uçurulmayı bekleyen bir köprü... Yıkılmamış, ama yıkılmaya hazır... Tüm heybetiyle orada... Savaş artığı bir köprü... Savaştan artmış, sular köprünün altından değil, köprünün üstünden akıyor. Sızıyor. Çirkef sularının arasında yetişmiş cılız dalların oluşturduğu sivrisinek yuvası... Köprünün üstünde yüzyıllarca birlikte gezmiş tozmuş, birbirini sevmiş, âşık olmuş insanlar... Köprüler kavuşmayı simgelemeliyken neden savaşı çağrıştırıyor? Kavuşmayı sağlayan bu yapıların niçin her şeyden önce yıkılması gerektiği düşüncesi ön alıyor? İnsanlar köprü yapmayı tasarlarken bir yandan da onu berhava etmeyi düşünüyor olmalı... Başlangıçta köprü iki yar arasındaki açığı kapamaya matuf bir hizmeti amaçlayarak kurulmuştu, gene de öyle. Onun asal işlevi iki açıklığı bitiştirmek, birleştirmek, kavuşmayı sağlamak olmuşken, sonradan bu hizmetin ortadan kaldırılmasını amaçlayan hedefler ön almaya başladı.

Sonra?

Köşe yazısının tamanını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Rasim Özdenören - Yeni Şafak  


Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat