Belgeler olmasa ‘komplo' savunması tutabilirdi

  • GİRİŞ01.08.2013 09:37
  • GÜNCELLEME01.08.2013 09:37

Dün, MEB Hukuk Müşavirleri'nin 28 Şubat sürecinde baskılara maruz kalarak öğretmenlikten atılan Nazım Erol'un de görevine dönmesine engel oldukları haberleri basında yer aldı. Benim elimde de başka örnekler var.

Önceki yazılarımızı okumayanlar için açıklayalım. Söz konusu olay, Danıştay'ın, "başörtüsü memuriyetten atılma sebebi olamaz" şeklindeki kararına MEB hukuk müşavirinin itiraz etmesinin tarafımızdan deşifre edilmesiydi. Biz isim bahsetmeden, temel hak ve özgürlükler bağlamında başörtüsü özgürlüğünü de savunan Ak Parti iktidarında, bürokratların yasakçı ve hukuksuz 28 Şubat zihniyetini uygulamaya nasıl devam ettiklerini göstererek tedbir alınmasını amaçlamıştık.

Bu arada Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın görevinden alındığını açıkladığı MEB 1.Hukuk Müşaviri Osman Çelik basına yaptığı açıklamada,  “Bana komplo kuruyorlar. Hakkımda söylenenlerin hepsi yalan, palavra” demiş ve kendisinin 2003 yılında MEB Hüseyin Çelik döneminde göreve başladığını açıklamış.

Açıklamayı okuyunca, ‘komplo kuran, yalan ve palavra yazan' olmadığımı delilleriyle, belgeleriyle değerli okuyucularımla paylaşmak istedim.

İyi ki elimde delil varmış, belge varmış. Aksi halde, bireyin en temel haklarını görmezden gelip yönetmelikleri BÇG talimatları doğrultusunda keyfi olarak uygulayarak memuriyetten çıkarma karalarına imza atanlar zeytin yağı gibi üste çıkmak için ayıplarını ortaya çıkaranlara ‘yalancı, iftiracı' demekten geri kalmayacaklar.

Aşağıda kupürünü göreceğiniz, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun 04.04.2001 tarih ve 2001/21 Dosya numaralı kararında 1.Hukuk Müşaviri olarak kimin ismi ve imzası yer alıyor lütfen bakınız. Yoruma hacet yok, kim yalancı, iftiracı komplocu göreceksiniz.

Göreve 2003 yılında başladığını söyleyen 1. Hukuk Müşaviri 04.04.2001 tarihli karara nasıl imza atıyor benim açıklamam imkansız. Bunu açıklama başarısını ancak ‘hepsi yalan, palavra, komplo' diyen becerebilir.

Bir başka belge 08.11.2000 tarihli memuriyetten çıkarılan M.S.Y. isimli öğretmen hakkındaki MEB Yüksek Disiplin Kurulu kararı.

Başörtüsü nedeniyle memuriyetten çıkarılan M. S. Y'nin  vekili Av. Süleyman Arslan Bey de, dosyadaki belgeleri iyi bildiği için ‘yalan, palavra, komplo' açıklamalarına şaşıranlardan. Cevabını almak istediği diğer soruları yanında aşağıdaki soruların cevaplanmasını istiyor:

“1- Kendisi 2003'te bu göreve geldiğine göre, müvekkilim M.S.Y'ın Devlet Memurluğundan Çıkarılma teklifinin kabulüne karar verilen 08/11/2000 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararının altında imzası olan 1. Hukuk Müşaviri Osman Çelik kendisi midir? Yoksa ondan önce 1. Hukuk Müşavirliği'ni işgal etmiş bir başka Osman Çelik mi vardır?”

“2- Kendisinin 1. Hukuk Müşavirliği'ne Hüseyin Çelik döneminde geldiği doğruysa, 2005'te M.S.Y adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığımız müracaattan haberi yok mudur? Türkiye'nin mahkum edilme riskinin olduğu uluslararası bir davadan 1. Hukuk Müşavirinin haberi olmaz mı? Haberi vardıysa bu müracaatımıza karşı tutumu ne olmuştur? Son karar için "Benim haberim olsa bakana mutlaka götürürdüm" dediğine göre bizim davamızı bakana veya müsteşara götürmüş müdür? "Her dava gitmez bakana." dediğine göre AİHM'de görülen bir dava da bakana götürülmeyecek bir dava mıdır?” 

Siyasi iradeyle örtüşmeyen bu tür bürokratik skandalların sadece MEB'da olmadığını da ifade edelim. Diğer bakanlıklar ve il valiliklerinin uygulamalarında, AİHM'de Türkiye aleyhine sonuçlanan pek çok davada benzer olayları görürüz. Hak adalet ve hakkaniyetin gerektirdiği uygulama ve talepler yerine alışılmış devletçi refleks ile talep, itiraz ve temyiz yollarına başvurulduğu ve mağduriyetlerin devamına sebep olunduğu örnekler vardır.

Bu olay üzerine Sayın Nazlı Ilıcak da kendi yaşadığı örneği yazdı.

Nazlı Ilıcak; “Benzer bir durum, milletvekilliğimin düşürülmesi üzerine AİHM'de açtığım dava sırasında başıma gelmişti.

Ben,  AİHM'de, Anayasa Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu söylerken, Dışişleri Hukuk Müşavirliği, Türkiye adına yaptığı savunmada, Fazilet Partisi'nin  kapatılmasının ve partinin laikliğe karşı odak haline gelmesine sebebiyet veren benim de cezalandırılmamın haklı olduğunu ileri sürmüştü. Yıl 2007 idi.” Diyor ve soruyor: “2007'de Ak Parti iktidarı yok muydu ?”

Ak Parti'nin de aynı gerekçelerle kapatılması için dava açıldığını hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum.

Davul siyasi iktidarın, Ak Parti'nin boynunda, tokmak kimlerin elinde.

‘İktidarsa kadrolarını kursun ve kontrol etsin'  dediğinizi duyar gibiyim.

Ben de bunu söylemeye çalışıyorum.

 

 Reşat Petek - Haber 7

petekresat@gmail.com

www.resatpetek.net

Yorumlar4

  • adam turk 12 yıl önce Şikayet Et
    BAŞÖRTÜ SORUNU ÇÖZÜLÜNCE EĞİTİM SORUNU ÇÖZÜLECEK Mİ BELLİ DEĞİL. Maden imtihanlar test yapılıyor, derselerin ortalama başarı puanlarına bakın,kazanan öğrencilerle anket yapın özel öğretmen tutmadan kazanan var mı görelim? kimin ne giydiğine indirgemek sanırım ayıbımız gözden kaçırma refleksi. 2 milyon öğrenci sınava giriyor ilk 20 bin kişi içindeysen kurtuluyorsun, değilsen kendine mezar ara! hiç bir kesim işin gerektiği gibi öğretmiyor, herkes politik kurnazlık peşinde,açıkçası kimse eğitimin ne noktaya geldiğinin de umurunda değil, çünkü göstergeler yerli yerinde Ayarlanıyor(!) müfettişlerin istediği her türlü dekor hazır, dilimizde tüy bitti anlatamadık, sanki birileri el birliği etmiş türk çocuğu adamakıllı birşey öğrenmesini istemiyorlar, veli olarak bizleri öğretmenlerin dünya görüşü ilgilendirmiyor, öğrencimiz ne kadar etkili öğretilmiş ona bakarız, asla ve asla kaliteli biR şey öğretilmiyor, işe yarar okul sayısı her kademede 50 yi geçmez.
    Cevapla
  • Mehmet Ali Samaci 12 yıl önce Şikayet Et
    Bakan Avci serbest kiyafete ayiracagi zamani bu islere ayirsa daha iyi is yapar!. Bu militanlar onlari yetistirip yerlestirenler icin var orada. onlar icin ulke menfeatinin hicbir önemi yok!
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • adam turk 12 yıl önce Şikayet Et
    TÜRK EĞİTİMİ KÖTÜ İNANAN OLMADI. şu an tür keğitiminde ne kadar dış devlet ajanı sızmış sayısını bilmiyoruz, eğitimde kalite sıfıra düştü, eksiye gidiyor, oldum olalıda böyle devletin şifresini bilenler parolayı söyleyip imtihansız geçiş yapıyor bilemeyenler, kapıda bekliyor, paran varda özel etkili ders alıyorsan değme bölümler senin yoksa boşa uğraşma git kendine meşgale bul, okullarda hiç birşey öğretilmiyor bunu bilinçli ve iddalı olarak yazıyoruz, mesele çok ciddi, herkes öğrencinin tembelliğine sığınarak maaş alıyor zehir olsun!
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • VEHBİ HAFIZOĞLU 12 yıl önce Şikayet Et
    EHİL BÜROKRATLAR. Maalesef bu durum bütün bakanlıklarda söz konusu.Siyasi iktidarın kendi dibini kazan bürokratları takip etmesi gerekir.Uygulamalarda iktidarın oplitikasının tersine icraatlada bulunuluyor.Özellikle Milli Eğitimde sendika referansı ile atanan Müdür ve Şube Müdürlerine dikkat etmeleri gerekir.Çünkü bu davanın çilesini çekmişler şu an için nadastalar.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat