Laiklik sopası ne zaman son bulacak?

  • GİRİŞ13.04.2021 11:34
  • GÜNCELLEME13.04.2021 11:53

Kamuda başörtüsü serbestliğine yönelik bir ufak gündem değerlendirmesi elzem oldu. Danıştay 2’nci Dairesi, kamuda başörtüsü serbestliği itirazını karara bağladı. Yapılan görüşmede oy çokluğu ile ret sonucu doğdu. 

Bu süreçte bazı marjinal guruplar da boş durmayarak başörtüsü serbestliğiyle ilgili piyon görevini üstlendi.

Bilindiği üzere 21 Ocak 2017 yılında Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline başörtü serbestliği getiren düzenlemelerin iptali talebiyle açılan davanın ardından gündem yine başa sardı. Dönüp dolaşıp geldiğimiz noktada bazı meseleler, laik yönetim sisteminin çıkmazı olarak karşımızda duruyor.

Ve ne yazık ki Başkanvekilinin karara şerh koyarak, ‘Kamuda başörtü şüpheye yol açar’ demesi bu sorunun devam edeceği anlamı taşıyor. Bu da önümüzdeki süreçlere yönelik vesayetçi bir anlayışa mesaj veren ileti haline geliyor. Yapılan açıklamalar, laiklik açısından tehdit olarak bir yerlere not ettiriliyor.

İşte bu marjinal düşünce yapısının ve siyasi kalıpların başrolündeki piyonların, toplumun uzlaştırılmasından ziyade sinir uçları ile oynadığı anlamına geliyor. 

Buna bağlı olarak inanç değerlerimiz itibarı ile batı merkezli Siyonist yönetim odaklı ülke içi sorunların kaşıması da tesadüf değildir. Bu sebeple başörtüsünün sorun olarak gündemde tutulması veya başkanvekilinin halen bir tehdit olarak görmesi kabul edilir bir durum değildir.

Bu kabul edilemez duruma karşı dairenin kararında yönelik yapılan açıklama da manidardır ki o açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), “laiklik taraftarı” olmanın bir “kanaat” olduğunu belirttiğine işaret edilerek, “Bir kanaat ya da inanç korunurken, diğer bir kanaat ya da inancın korunmaması temel hak ve özgürlüklere aykırılık teşkil eder. Din ve vicdan özgürlüğünün dışsal boyutu, kişinin dinini, inancını ve düşüncesini dışa vurma şeklidir. Başörtüsü takmanın da bu özgürlükler kapsamında bir dışavurum şekli olduğu açıktır” denildi. 

Gerekçede, ayrıca mevzuatta, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin başı örtülü olarak çalışmasını açıkça yasaklayan bir kanun hükmü bulunmadığı ifade edilse de daha kesin karara ihtiyaç duyulmaktadır, ki bu da kişisel yoruma açıktır.

Gelelim başkan vekilinin itiraz gerekçesine… Karara usul yönünden muhalefet eden Başkanvekili, karşı oy yazısında şu ifadelere yer verdi: 

“Her ne kadar davalı idarece, düzenlemenin dini inanç ve ibadet hürriyetini güvence altına alarak, kadın personele istemesi halinde belirli şekilde ve şartlarda başını kapatma özgürlüğü tanıdığı belirtilmekte ise de idarenin düzenleme alanının kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararıyla sınırlı bulunması, kamu hizmetinin ana ilkelerinden olan tarafsızlık ilkesinin idarece öncelikle gözetilmesinin gerekmesi nedeniyle, kamu hizmetini yürütmekte bulunan ve bu statüye girerken belirli ilkelere uymayı kabul eden kamu görevlilerinin, din ve vicdan hürriyetinden bahisle dinsel mensubiyetlerini öne çıkarmalarına olanak sağlayacak şekilde kural getirilmesi, Anayasa’nın 2. Maddesinde yer alan “laiklik ilkesi” varlığını korudukça, hukuken kabul edilemez.

Din ve vicdan özgürlüğü bağlamında kamu personelinin dinsel aidiyetini göstermesine imkân tanınmasının; kamu görevini yerine getirirken ne kadar tarafsız davranırsa davransın, hizmetten yararlanan kişilerde şüpheye yol açabileceği ve bundan da kamu hizmetinin zarar göreceği açık olduğundan, dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.”

İslam düşmanlığı üzerine kurulu olan bir anlayışın, sözde laik, sosyalist zihniyeti bu genetik özelliğini günümüzdeki uygulayıcılarına da aktarıyor. CHP’ye yakın bilinen medya organları, laiklik adına milleti tehdit ederek vesayetin gücünü koruyor. Sözde laik olan bazılarının, başörtüsüne nasıl çirkin sözler sarf edildiğini unutmayalım. Sözde aydın denilen zihin fukarası Fikri Sağlar’ın, başörtülü hakimleri nasıl hedef aldığını da gördük.

Her fırsatta İslam›a olan kinlerini kusan, camileri ahıra çeviren, ezanın aslını değiştiren, âlimleri asan, başörtüsünü yasaklayan CHP’nin bir asırlık bu tıynetini ırsi olarak içerisinde barındıran günümüz İslam düşmanları, her fırsatta İslam›a olan kinlerini kusuyor. Çok net söylüyorum, halen başörtülü öğretmeni aşağılayan ve sağlık çalışanlarına muhtaç olduğumuz bir dönemde bile başörtülü sağlık çalışanına mobing uygulayan birçok kamu kurumu biliyoruz…

Birçok kamu kurumunda başörtüsünün hâlâ hazmedilemediğini görüyoruz.

Buradan Cumhur İttifakına sesleniyorum; laiklik adı altında millete giyotin olarak dayatılan kavram savaşına son verin.

Bu had bilmezlere karşı gerekli önlemleri alın. Emekli YÖK üyelerinin bildirisi veya emekli büyükelçilerin bildirisi veya son olarak emekli amirallerin bildirisi… Yani kısacası sonu gelmeyen tehdit ve şantajlara noktayı koyun.

Oynan oyunları başlarına çevirin ve tarih sizleri millet adına hizmetkar olarak görsün diyorum. 

Kamu düzeninde başörtüsü sağlam maddeler üzerine oturtulmadığı sürece her iktidar kendine göre yorumlayacaktır.

Kanunlaşmadığı sürece hiçbir çözümün ilkesel olarak teminat altında kalmayacağı, bu düşünce yapısının birer siyasi dil olarak din ve vicdan hürriyeti üzerinde bir sopa olarak kullanılacağı gözardı edilmemelidir. Bu hadsizlerin elinden laiklik sopasını alın.

 Vesselam…

Yeni Akit

Yorumlar3

  • İbrahim Alkılıç 4 yıl önce Şikayet Et
    Iktidar değişirse, bütün başlar açılacak derse o anda yapılacak bir şey yok. Bu başörtüsü konusu sağlam bir kazığa bağlanmalı ki, kimse artık kurcalamasin.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • abdullah 4 yıl önce Şikayet Et
    Sabri bey şuurlu Müslümanların düşüncelerini ne güzel ortaya koymuşsunuz.
    Cevapla
  • vatansever 4 yıl önce Şikayet Et
    Kamu düzeninde başörtüsü sağlam maddeler üzerine oturtulmadığı sürece her iktidar kendine göre yorumlayacaktır.Asıl derdimiz bu, inşallah yetkililer sesinize, sesimize kulak verir, zira düşman diş bilediğini her fırsatta açık ediyor.Çıkıp biri diyor mu, başörtüsü takmayan bir kamu görevlisinden ben şüphe duyuyorum diye..Bu hazımsızların toplumu bölmesine artık dur denilmeli.Sadece emekli asker değil, emekli ya da değil kim olursa olsun darbe çağrısı yapan herkesin burnunun kayaya çarpacağını gösterecek yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalı..
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat