Ekonomide 2019 yılı ilk dönem değerlendirmesi ve yılsonu beklentiler

  • GİRİŞ09.07.2019 10:45
  • GÜNCELLEME09.07.2019 10:45

2018 yılının son çeyreğinde yaşanan ekonomik türbülansın ardından, 2019 yılının biraz zor geçeceği bekleniyordu. Özellikle ilk çeyrekte yerel seçimlerin olması, tekrarlanan İstanbul seçiminin ikinci çeyreğe denk gelmesi ve S-400 ile ilgili problemler, 2019 yılının ilk dönem ekonomi beklentilerini olumsuz etkilemiştir.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, açıklanan Yeni Ekonomi Programı’yla faiz, enflasyon ve kurun kontrol altına alınması başarılmıştır. Hatta yılsonu hedeflerinin altında gerçekleşmeler ilk yarıda görülmeye başlanmıştır. Turizm son yıllardaki en önemli artışını bu dönemde yaşarken, ihracatta rekorlar kırılmaya devam edildi. Cari açık haziran ayı itibariyle büyük olasılıkla pozitif gerçekleşecek. Şimdi Türkiye ekonomisindeki bu gelişmeleri değerlendirip, yılsonunda nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızı az çok tahmin etmeye çalışalım.

2019 yılının ilk çeyreğinde GSYİH cari fiyatlarla %16 artarak 914 milyar 699 milyon TL oldu. Ekonomik büyüme ise, bir önceki çeyreğe göre %1,3 arttı. Böylece Türkiye ekonomisi teknik resesyondan çıkmış oldu.

Geçen yılın Ekim sonunda %25,24 ile zirve yapan yıllık enflasyon oranı, haziran ayında %18,71’den %15,72’ye sert bir düşüş gösterdi. Enflasyon oranında 3 puanlık bu ciddi düşüşle, beklenen dezenflasyon sürecine hızlı bir başlangıç yapmış olduk.

Ancak, Temmuz ayında otomotiv, beyaz eşya ve mobilya sektörlerindeki ÖTV ve KDV indirimlerinin bitmiş olması ve elektriğe yapılan %15 zammın etkisiyle enflasyonda kısmi bir yükseliş yaşanabilecektir.

Fakat devamında, yıllık enflasyon oranının, kur ve petrol fiyatlarındaki destekleyici görünümün yanı sıra devam edecek baz etkisinin de katkısıyla, Eylül-Ekim döneminde tek haneli rakamları görme ihtimali yüksektir. Tüm etkiler dikkate alındığında, yılsonu enflasyon oranının %14,5 veya biraz altında gerçekleşme ihtimali bulunmaktadır.

TCMB’nin Temmuz ayı PPK toplantısında, faiz indirimi ile ilgili beklenti gittikçe güçleniyor. lIımlı gelen Haziran enflasyonu ile birlikte baz etkisi, TL’deki değerlenme, petrol fiyatlarının ılımlı seyri, bunları destekleyici yönde değişen küresel koşullar ve düşük faiz ortamının devamıyla, TCMB’nin 25 Temmuz PPK toplantısında 100-150 baz puan arası faiz indirimi yapmasını bekliyoruz.

Bu noktada ifade etmek gerekir ki TCMB’nin yeni Başkanı Sayın Murat Uysal’ın yerli ve milli hasletlere sahip iyi eğitimli, iyi yetişmiş, sektörün içinden gelen ve son üç yıldır da TCMB’de başkan yardımcısı olarak çalışan biri olması büyük bir şans. Çok önemli katkıları olacağını düşünüyorum. Bu olumlu gelişmelerle birlikte yıl sonuna kadar toplam indirim oranının 450 baz puan civarında gerçekleşeceği beklenmektedir.

Ekonomide dengelenme sürecine girilmiş olmasının etkisiyle cari işlemler dengesinde 2018 yılında başlayan toparlanma 2019 yılında da devam etti. Yılın ilk yarısında ihracatta %12 civarında artış gerçekleşirken, ithalatta %19,3 gerileme yaşandı. İhracattaki artış ve ithalattaki düşüşün bu etkisiyle; 2018 yılı Mayıs ayında 87,2 milyar dolar olan 12 aylık dış ticaret açığı, 2019 yılının aynı döneminde %63,9 azalarak tarihinin en düşük seviyesi olan 31,5 milyar dolara geriledi.

İhracatı destekleyici yeni program anlayışı, ılımlı enerji fiyatları ve baz etkisi, yılın ilk yarısındaki cari açık düşüşünde belirleyici oldu. Yılın ikinci yarısında ise; mevsimsel etkilerin görülmeye başlandığı yaz sezonunda artan turizm gelirlerinin, cari işlemler dengesi üzerindeki olumlu etkisi ile mayıs ayında olmasa da haziran ayı itibariyle ilk defa cari fazlanın verildiği bir ay olacak. Bu durumda da, 2017 yılsonunda %5,6 düzeyinde olan ancak 2018 yılını %3,6 seviyesinde tamamlayan cari açık oranı, 2019 yılsonunda %2,6’lar seviyesine kadar inebilir.

2019 yılı mayıs ayında bütçe açığında ve faiz dışı açıkta artış yaşandı. Bütçe açığının yıl sonunu 80,6 milyar TL ile bitirilmesi planlanmasına karşın, Ocak-Mayıs döneminde 66,5 milyar TL açık verilmesiyle bu hedefin %82,5’inin ilk beş aylık dönemde gerçekleştiği görülüyor. Bununla birlikte, bu yılın ikinci yarısında görülecek olan ekonomik canlanma, ÖTV indirimlerinin sona ermesi ve vergi dışı diğer gelirler bütçe açığının toparlanmasını sağlayacaktır.

2018 yılında ekonomik aktivitede yaşanan yavaşlamanın olumsuz etkileri, istihdam piyasasında hala hissedilmeye devam etmektedir. Bu bağlamda, ekonomik aktivitede 2019 yılının birinci çeyreğinde görmeye başladığımız toparlanma, işsizlik oranlarına henüz sınırlı şekilde yansımıştır. İşsizlik oranlarına olumlu yansımayı sınırlı da olsa işsizlik oranı üzerinde aylık bazda görüyoruz.

Ekonomik aktivitenin önemli öncü göstergelerinden olan PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi), 2019 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 2,6 puan arttı. Yine ekonomik güven endeksinin de haziran ayında görülen %7,6’lık artışı önemli bir gelişme. Son iki haftada risk primindeki (CDS) 120 puanlık düşüş ve tahvil faizlerindeki hızlı düşüş de, olumlu gelişmeler için önemli göstergeler.

Sonuç olarak; gelinen noktada finansal piyasaların normalleşmeye başladığını ve bu normalleşmeyi, ekonomik göstergelerde de 2019 yılının ikinci yarısında daha somut bir şekilde göreceğimizi söyleyebiliriz.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat