Doğu Akdeniz, Joe Biden ve muhalefet partileri

  • GİRİŞ18.08.2020 11:02
  • GÜNCELLEME18.08.2020 11:23

Türkiye, son 18 yılda Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sadece ekonomik ve sosyal anlamda gelişmedi. Aynı zamanda Türk Milleti’nin en önemli hasleti olan bağımsızlık ve egemenlik duygusunu çok daha fazla yaşadı ve hissetti. Son yirmi yıldaki yaşananlara bakacak olursak; Davos’ta İsrail liderine karşı “one minute” çıkışı, Birleşmiş Milletlerde “dünya beşten büyüktür” çıkışı, Avrupa Birliği’ne karşı tavizsiz dik duruşu ve daha birçoğu aslında Türk insanının yıllardır batıya karşı ezilmişliğinin bir haykırışıydı.

 

 

Son dönemde Yunanistan’ın başı çektiği ülkelerin, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yok sayan tavırları karşısında ülkemizin gösterdiği mücadele ve aldığı tavır da bu yaklaşımın en önemli ayağıydı.

Türkiye, tüm saf dışı bırakılma çabalarına rağmen, Doğu Akdeniz’de, Kuzey Irak’ta, Suriye’de, Libya’da ve hatta Kafkaslarda Azerbaycan’ın yanında Ermenistan’a karşı yürüttüğü mücadeleyle, karşısında duran ülkelerin bu saldırılarına karşı en sert tavrını ortaya koydu.

 

 

Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yalnız bırakmak isteyen ülkeler bir araya gelerek çeşitli anlaşmalara imza atsalar da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, Türkiye’nin dış siyasette daha aktif, daha kararlı bir tavır takınması, bu ülkeleri fazlasıyla rahatsız etmektedir. Ayrıca bu ülkeler haricinde içerde ve dışarda belirli güç odakları da Türkiye’nin politikalarından ve haklarına sahip çıkmasından rahatsız oluyor. Bu bağlamda;

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj ve sismik arama faaliyetlerine karşı çıkan Yunanistan, çareyi Avrupa ülkelerinden destek aramakta buldu. Avrupa Birliği’ni acil toplantıya çağırarak, Türkiye’nin bölgedeki haklı arayışını engellemeye çalışmakta. Bunun yanı sıra,

Yunan yönetiminin, bölgede Türkiye’ye karşı işbirliği yaptığı Mısır ile Akdeniz’de deniz yetki alanı anlaşması imzalaması,

Son dönemde Doğu Akdeniz’e sahildar olmayan Fransa’nın, Doğu Akdeniz’de askeri varlıklarını geçici olarak artıracaklarını söyleyerek Yunanistan ve Rum yönetimine destek vermesi,

Diğer taraftan İsrail’in, Doğu Akdeniz doğalgaz boru hattının inşası için Ocak ayında Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile imzalanan anlaşmayı geçen ay onaylaması,

Yine İsrail’in, deniz bölgelerinde ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırmasında Yunanistan’a tam desteğini ve dayanışmasını ifade etmesi,

Bir başka Doğu Akdeniz ülkesi olan Suriye’de Amerikan yönetimi aracılığıyla, bir Amerikan şirketi ile YPG/PKK’nın ana omurgasını oluşturduğu SDG arasında Fırat’ın doğusundaki petrollerin işletilmesine dair bir anlaşma imzalanması,

İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki ilişkilerin tamamen normalleşmesi için anlaşmaya varılması, bölgedeki tansiyonu ister istemez yükseltiyor.

Bir tarafta Yunanistan, İsrail, GKRY ve Mısır’ın olduğu, diğer tarafta ise Doğu Akdeniz’in en büyük ekonomisi olan Türkiye’nin yer aldığı bu tabloda; Doğu Akdeniz’i daha fazla kaosa sürükleyecek adımlar atmakta geri durmayan bölge dışı ülkeler olan ABD, Fransa, BAE ve Rusya’nın oluşan bu gerginliklerdeki rolü unutulmamalıdır.

Türkiye, Doğu Akdeniz’deki haklı ve uluslararası sözleşmelere ve hukuka uygun bu mücadelesinde ABD, İngiltere ve Almanya’nın desteğini almak için diplomatik görüşmelerini daha da artırmalıdır. Buradan sağlayacağı destekle Doğu Akdeniz’de oluşan bu bloku içerden parçalayarak yeni anlaşmalara zemin oluşturmalıdır.

Özellikle BAE’lerinin bölgede Türkiye aleyhtarlığı ve Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerine oturttuğu politikanın, bölge halklarında karşılık bulmaması, Libya’da olduğu gibi diğer Müslüman ülkelerle de Türkiye’nin yeni anlaşmalar tesis etmesinin önünü açabilir.

Ülkemizin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini garanti altına almak için verdiği bu mücadelede, ülke içi muhalefetin de desteği sağlanmalıdır. Muhalefetin de bölgedeki gelişmeleri iyi analiz ederek, uygulanan yanlış politikalar yüzünden Türkiye’nin yalnızlaştığı söyleminden bir an önce kurtulması gerekmektedir. Çünkü CHP ve HDP’nin dışardaki güç odaklarının ağzıyla konuşması, dışardaki Türkiye karşıtı cepheyi cesaretlendirmektedir.

Nitekim muhalefetin ne işimiz var Suriye’de, Irak’ta, Libya’da yaklaşımıyla, ABD Demokrat Parti Başkan adayı Joe Biden’ın; Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl izole edecekleriyle ilgilenmeleri gerektiğini söylemesi ve bunu Türkiye’deki muhalefete verecekleri destekle gerçekleştireceklerini belirtmesi, muhalefetin tavrıyla örtüşmektedir.

Yenişafak

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat