Otomobiller ikiye ayrılır

  • GİRİŞ03.07.2011 09:24
  • GÜNCELLEME03.07.2011 09:24

Toyota Auris için, alt alta sıralanan dizindeki ilk kelimeleri aldığınızda genel yargılar oluşmuş oluyor.

Yenilenen Auris

Auris’e yenileme operasyonu yapılalı 1 yıldan fazla oldu. Fakat otomobilin bu modelini kullanmak ancak kısmet oldu. Zira aracın programı hala çok yoğun (?)

Geçen yıl 1,6 ve 124 PS, benzinli, 4 ileri otomatik vitesli modelini kullanmıştım. Onun donanım seviyesi daha güçlüydü. Üzerinde, entegre bir navigasyon sitemi de bulunuyordu.

Auris’in ayrıca 1,33 litrelik benzinli bir motoru daha mevcut.

Şimdi bahsedeceğim, 3800 devirde 90 PS güç üretiyor. 1,4 litre hacimli dizel motora sahip, düz vitesli ve daha ekonomik.

İlk izlenimler

Otomobille kısa birlikteliğimizde edindiğim izlenimleri yine “kısaca” aktarmak isterim.

Auris’in sürücü koltuğuna oturduğunuzda, ilk dikkatinizi çeken derin ön kokpit ve altı düz, şık spor direksiyon oluyor. Ardından vites kutusunun bulunduğu ve vites değiştirme işlemini keyfe dönüştüren yüksek orta konsol göze çarpıyor.

Sağa, sola ellediğinizde iç mekan malzemesinin sert fakat ince yumuşak bir malzeme ile örtülü olduğunu fark ediyorsunuz. İlk kez karşılaştığım bir şey, özel bir muhafaza olup olmadığını öğrenemedim.

Toyota’nın, diğer üst modellerde kullanılan “start stop” çalıştırma düzeneği, Auris’in bu donanım seviyesinde kullanılmamış. Otomobili çalıştırmak için daima cebinizde taşımak zorunda kalacağınız bir anahtara ihtiyacınız var.

Hareket ettiğinizde, dizel motordan gelen gürültünün aslında kulağı fazla tırmalamadığına şahit oluyorsunuz. Direksiyon tepkileri de oldukça iyi. Biraz hızlandığınızda ve otobana çıkıp hızınızı saatte 120 kilometrenin üzerine çıkardığınızda aracın yolla sağladığı uyumu rahatlıkla hissedebiliyorsunuz.

Üstelik hızınızı bir miktar daha artırdığınızda otomobilin güven hissinize pozitif katkı yaptığına içtenlikle şahit olabilirsiniz.

 

D4-D Dizel Motor

Auris’le birlikteliğimizin ardından bir gün geçmesi üzerine yakıt ibresine göz attığımda hayretler içerisinde kaldığımı söylersem inanmayın. Zira “D-4D” dizel motorların ne kadar tutumlu olduğunu önceki deneyimlerimden çok iyi biliyorum. Otomobille 150 km. yol kat etmeme rağmen ibre yerinden bile oynamamıştı.

Altıncı vitesin varlığı ise daha yüksek hızlarda tüketimi dizginleyen bir başka etken kuşkusuz.

Manuel vitesli otomobillerde doğru zamanda vites değişimi konusunda sizi uyaran bir sistem var. Bu Toyota’nın birçok modelinde kullanılıyor. Auris’te de var. Gerekliliği tartışılsa da ara sıra göstergelere göz atma alışkanlığı olanlar için faydalı olabilir.

Çift yönlü klima sıcak yaz günlerinin katmerli keyiflerinden biri. Tamamen dijital ve oldukça da kullanışlı.

Seyir esnasında, çayımı, kahvemi ya da her neyse, şöyle sağ elimle huzurla içemiyorum. Çünkü ara konsolda bardaklık yok. Araçta, ön konsolun solunda ve sağında olmak üzere iki adet kızaklı bardak tutucu bulunuyor. 

Sıcak ve yorucu bir günün ardından otomobili stop edip eve uğramanın vakti geldi…

Auris’in bez koltukları klimaya rağmen bunaltıcı olabiliyor. Sırtımın hafifçe terlediğini hissediyorum.

Auris’in ilk şakası

Otomobili park etmeliyim ama eyvah! Kalan park alanı oldukça dar. Ne yapmalıyım? Auris’in bu modelinde park sensörü de yok. Geri görüş kamerası gibi bir şey imdadıma yetişir mi diye sağıma, soluma, aynaya göz atıyorum ama nafile. Artık kaderimle başbaşayım. Auris’ten yediğim ilk kolpa bu oluyor.

Neyse ki aracı park edip stop ediyorum. Otomatik katlanabilen aynalar biraz keyfimi yerine getiriyor.

Tam bu sırada anahtarı elimden düşürüyorum. Koltuğun altına kaçan anahtarı almak için kızak kolunu kaldırmamla küt diye geriye yapışmam bir oluyor. Aman Allah’ım! Kesin bubi tuzağı bu... Derken koltuğu öne çekerken durumu fark ediyorum. Kızak aşırı kaygan ve dengesiz. Koltuk öne ve arakaya kayarken resmen yalpalıyor. Bu ikinci kolpadan sonra Auris’in şakası olmadığını anlıyorum.

Eve gidip dinlenmeliyim. Birikmiş yazılar var onları yazacağım, üstelik aracı sabah erken teslim etmek zorundayım.

300 kilometreye 3 çentik

Otomobili teslim ettiğimde, kilometreye ve yakıt ibresine son bir kez daha göz attım. Şehir içinde tam 300 kilometre yol gitmişim. Dijital ibrenin dokuz çentiğinden üçünün yerinde olmadığını görüyorum. Varın hesabı siz yapın. Otomobilin yakıt depo kapasitesi 55 litre.

Aracı bıraktığımda Toyota henüz mesaiye başlamamış. Saat sabahın sekizi, iç mekandan birkaç kare fotoğraf almak niyetiyle Nikon D 5000 DSLR fotoğraf makinemi çantasından çıkarıp işe koyuluyorum.

Bu esnada, güvenlik görevlisi tonton mu tonton sempatik arkadaş aracın etrafına bir göz atıp kilometreyi kontrol ettikten sonra, yanıma sokulup, elimdeki makineyi göstererek, bu kaç GB alıyor? Diye sorunca ben de gayri ihtiyari, 32 diyorum. Yuh bana. Oysaki içinde sadece 2 GB’lık SD bir hafıza kartı vardı.

Bu arada TYT İletişim’den Nilhan Altıntoprak’a da aracı perşembe sabahı bıraktığımı itiraf ederek rahatlamış oluyorum.

Sonradan öğrendiğime göre Auris’in arka koltukları da geriye yatırılabiliyormuş. Harika…

Yeni bir yazıda görüşmek üzere, dikkatli sürün lütfen.

Salih ÖZDERYA
sozderya@yahoo.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat