Ermenistan açılımı: Fırsatlar ve riskler
- GİRİŞ02.09.2009 08:31
- GÜNCELLEME02.09.2009 08:31
Türkiye ile Ermenistan arasında önceki gün varılan yeni mutabakat, ikili ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde geçen nisan ayında ilk kez belirlenen “yol haritası”nı bir adım daha ileriye götürmüş ve somutlaştırmış bulunuyor.
Gene İsviçre’nin arabuluculuğuyla gerçekleşen yeni mutabakat, iki protokolle, “yol haritası”nın içeriğine ve hedeflerine açıklık getiriyor. Bu hedeflerden biri, iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurmaktır. Diğer amaç da çeşitli alanlarda ikili ilişkileri geliştirmektir ki buna sınırların açılması da dahildir.
Yeni mutabakat bütün bu işler için bir yöntem ve takvim de öngörüyor. İç siyasi istişareler 6 haftada tamamlanacak, imzalanan iki protokol iki ülkenin parlamentolarına sunulacak, onaylandıktan iki ay sonra da hayata geçirilecek...
Ekleriyle birlikte bu iki protokol, ilk bakışta (nisan ayındaki mutabakata oranla) daha olgunlaştırılmış belgeler olarak görünüyor. Ancak diplomatik bir dille yazılan bazı maddeler, farklı yorumlara -ve kuşkulara- müsait. Nitekim daha yazılanların mürekkebi kurumadan, gerek Erivan’dan, gerekse Bakü’den -hem de resmi ağızlardan- bazı çatlak sesler gelmeye başladı bile...
Bu, daha yolun başında, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesinin, tarihi bir fırsat olduğu kadar ciddi riskler de taşıdığını ortaya koyuyor.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Yorumlar1