Film boyunca düşündüm, Türk kimdir?

  • GİRİŞ28.11.2011 05:52
  • GÜNCELLEME28.11.2011 05:52

Çağdaş demokratik bir ülkeye gittiğinizde garip bir eksiklik hissedersiniz...

Bir süre sonra da o eksik şeyin ne olduğunu anlarsınız...

Alıştığınız bir duygu yok olmuştur içinizde.

Yasaklarla, baskılarla, hapishanelerle, darbelerle, işkencelerle, insanların insanlara ettiği zulümlerle dolu bir ülkede büyüyen çocukların çoğu gibi sizde de ‘tedirginlik duygusu’ yapınızın doğal parçası olmuştur.

Yasaksız, baskısız, insanların birbirlerini haksız yere yargılamadığı bir yere gittiğinizde bu alıştığınız tedirginlik duygusu birden kaybolur.

Çünkü o ülkelerde insanlar düşüncelerini rahatça söyleyebilmekte, istedikleri her şeyle rahatça dalga geçebilmektedirler.

Oralarda düşüncelerinizden, yaptıklarınızdan dolayı yargılanmazsınız...

Biz güya çağdaşlaşma yolunu neredeyse tamamlamış, hatta çağdaşlaşmış bir ülkeyiz ama her türlü baskı hala sürüyor.

Milliyetçilik adına sürüyor en başta...

Kürtsen ya da Kürtlerin haklarını almasını destekleyen bir Türksen bu baskı ağır biçimde hissediliyor...

Benim için anlaşılması her zaman zor bir meseledir milliyetçilik.

Milliyetçilik nedir gerçekten?

***


Bundan tam 222 yıl önce, 1789 yılında gerçekleşen Fransız İhtilaliyle doruğuna ulaşıp bütün dünyayı etkilediğinde, bu anlayış, toplumlar arası ekonomik çatışmaların politik bir ifadesiydi.

Birçok imparatorluk, milliyetçilik vurgunu yiyerek parçalanmıştı.

Yeni ulus devletler oluşmuştu.

Başta Avrupa haritası olmak üzere bütün dünyanın haritası değişmişti.

Küçük küçük parçalara ayrılmıştı.

Sonra 90’lı yıllara geldiğimizde küçük parçalara ayrılan milletlere bölünen Avrupa yeniden bütünleşmeye karar verdi.

Geçmiş 200 yılda birbirleriyle savaşa giren Avrupa ülkeleri, kendi istekleriyle tek bir Avrupa devleti kurmaya karar verdiler..

Avrupa’da 1789’da açılan milliyetçilik parantezi, 1990’larda gene Avrupa’da bitti aslında.

Bütünleşerek bitti.

Hatta bütünleşme arayışı sadece Avrupa’yla sınırlı kalmadı, dünyanın çeşitli kesimleri bu bütünleşmenin peşine takıldı o yıllarda.

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle dünyada “ekonomik sistem” de ikili bir yapıdan çıktı.

Eski komünist ülkeler serbest piyasa ekonomisini benimsedi .

Ülkeler birleşti, sistemler bütünleşti 90lı yıllar içinde.

Fransız şair Eluard’ın mavi bir portakala benzettiği dünya 200 yıl dilim dilim ayrıldıktan sonra tekrar mavi bütün bir portakal oldu.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Sanem Altan / Vatan

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat