Yerli malı yurdun malı G.Saray

  • GİRİŞ13.03.2013 10:45
  • GÜNCELLEME13.03.2013 10:45

Üstü kapanabilen, hareket edebilen zemini ile mükemmel bir ortamı olan G.Saray ve Schalke forması giyen taraftarların aynı tribünlerde yeraldığı, coşkunun had safhada olduğu bir ambiyans vardı dün gece Veltins- Arena Stadı'nda.

İşte böyle bir ortamda başlayan mücadelenin ilk dakikalarında maçın hakemi G.Saray'ın kafadan maçı koparmasının önüne geçti. Daha sonraki dakikalarda kendisini toparlamaya çalışsa da bu defa her iki taraf için de saçma sapan düdükler çalmaya başladı. Hakem Eriksson dün gecenin en kötüsüydü.

10. Dakikada Burak'a yapılan penaltıyı vermedi, Neustadter'in golü öncesinde de Drogba rakibi tarafından itildi ve sonrasında gol geldi. Hakem Melo'nun eline çarpan topu da görmedi. Yani dün gecenin kötüsünün de kötüsüydü hakem.

Gecenin en müthiş anı, Hamit Altıntop'un futbol olarak doğduğu, isim yaptığı Schalke'de attığı enfes goldü. Hamit bu golü ile kale direklerine artık yeter mesajı veriyordu.

Burak'ın ısrarcılığı ile gelen ikinci gol ise  G.Saray'ın kişiliğini yansıtıyordu. G.Saray zoru sever, Burak Yılmaz'da golü diyordu adeta. Kolay iş değil. Şampiyonlar ligi gibi üst düzey bir futbolun oynandığı organizasyonda üst üste 6 maçta gol atıyorsun ve gol krallığında 8 golle Real Madrid'li Ronaldo ile yarışıyorsun.

G.Saray'ın en büyük sorunu ise atağa kalkarken kaybettiği toplar ile savunmasının hazırlıksız yakalanması. Dün geceki maçta bu tarz pozisyonları fazlasıyla gördük. Daha seri ve kontrollü paslarla G.Saray topu rakip kaleye taşımalı. Zira bu yetenekte oyuncuları ziyadesiyle var. G.Saray'ın en zayıf noktalarından biri de Riera'nın koruduğu sol kanat. Fatih Terim bu kanada Selçuk ile takviye yapmayı planladı ama G.Saray yine en büyük sıkıntıyı bu kanatta yaşadı. Önümüzdeki sezon kaçınılmaz bir gerçek var; bu mevkiinin adamını transfer etmek.

Terim'in ikinci yarı yolun yarısını geçtik, koşun mücadele edin, yolu tamamlayın dediği aşikar. Zira Drogba ve Sneijder gibi isimler bile ikinci yarının hemen başında geriye yaslandı ve koştu. Zira Terim iki gol bulması gereken rakibinin erken gol bulmak için sağlı sollu saldıracağının farkındaydı. G.Saray bu dakikalar da üzerine gelen rakibe karşı fazla alan bırakmamak ve Burak'ı uzu toplarla buluşturmayı tercih etti.

Ne var ki işler Terim'in istediği gibi gitmedi. Geriye yaslanınca G.Saray topu rakip alana taşımayı beceremedi ve üstüste Schalke'nin atakları yağmaya başladı. Maçın kırılma dakikaları 50. ve 60. Dakikalar arasına Schalke özellikle G.Saray'ın sağ kanadına çok yüklendi ve ceza sahası dışında şut olanakları da buldu. Bu dakikalar tam anlamı ile ölüm kalım dakikaları idi. Muslera özellikle 53. Dakikada Pukki'nin enfes şutunu mükemmel kurtararak G.Saray'a hayat öpücüğü verdi. Oysa sarı kırmızılı ekipte oyunu soğutacak bir çok oyuncu varken hiçbir oyuncu bu cesareti gösteremedi. Terim'i bu dakikalarda anlamakta zordu. Zira orta sahayı kalabalık tutabilir Amrabat'ı oyuna erken alabilirdi.

Golü isteyen arzulayan bastıran Schalke 63. Dakikada Lyon'dan gelen oyuncusu Bastos ile golü buldu. Oyunun son on dakikasında Schalkeli oyuncular yüksek tempolarını düşürdü.  Schalkenin hocası iki oyuncu ile oyuna müdahale etti ama bu oyuncular üst düzey oyuncular değildi. İşte bu dakikalar, rakibin yorulduğu anlar bizim için nefes alma imkanı sağladı. Terim'in imdadına açıkça belirtmek istiyorum rakibin aşırı efor sarfetmesi ve yorulması yetişti. Sahada ağır kalan tüm topları ezen Drogba'nın sözleşmesinde oyundan alınamaz maddesi mi var ki Fatih Terim, Drogba'yı değil, Burak Yılmaz'ı oyundan aldı. Bu tercihe hiçbir şekilde anlam veremedim ve görünen köyde kılavuz istemiyordu. Drogba iyi niyetli, dürüst futbolcu, kendisi de geçen yıl kupayı aldıkları Chelsa'daki performansından çok uzakta olduğunu biliyor. Zamanla bu gücüne tekrar kavuşursa G.Saray için büyük bir silah olacağı kesin ama şu an için oyundan alınmayacak bir oyuncu değil.

Sonuçta sahanın kenarında, maçın tüm anlarını yüzünde rahatça gözlemleyebildiğimiz, hırslı ve azimli bir teknik direktörün ve sahada tüm gücünü ortaya koyan inanmış bir kadronun zaferi yaşandı dün Almanya'da. G.Saray bir kez daha Türk futbol tarihine geçecek bir zafere imza attı. Şampiyonlar liginde bu sene hiç mağlubiyet yüzü görmeyen Schalke'yi Almanya'da 3 golle geçti. Ve G.Saray adını Barcelona, Real Madrid, Juventus gibi dev kulüplerin arasına yazdırdı. Burak'ıyla, Umut'uyla, Hamit'i, Selçuk'uyla yerli malı yurdun malı Galatasaray bir kez daha göğsümüzü kabarttı.

Seçkin Çakır - Haber 7

seckincakir52@hotmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat