Galatasaray’ın bu sorusu ne olacak?
- GİRİŞ15.12.2011 09:50
- GÜNCELLEME15.12.2011 09:50
Kümeden düşme kaldırılsın mı kaldırılmasın mı tartışmaları sürerken, Galatasaraylı yöneticiler geçen sezonu hatırlatarak haklı olarak bir soru yöneltiyor...
Sizler de çok iyi gözlemliyorsunuzdur. Temmuz ayında başlatılan ve bir çok tutuklanmayı beraberinde getiren futbolda şike operasyonu farklı bir boyuta geldi. İş AK Parti hükümetinde çatlak var demeye kadar getirildi. Hatta bu yetmedi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün veto kararı sonrası Cumhurbaşkanı ve Başbakan karşı karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Yani herkes bu işten kendisine ne çıkar sağlıyorsa olaya bu gözle baktı. Oysa ortada duran gerçek nedenler zamanın akışında unutulmaya yüz tutuldu. Ve her gün hangi amaca hizmet ettiği belli olan senaryolar üretilmeye başlandı.
Yaşanan bunca süreç sonrası yasadaki değişiklik gerekçe gösterilerek tahliyeler ardı ardına geldi. Yasada yapılan değişiklikle cezalar düşünce mahkeme olunmadan yattıkları süre göz önüne alınarak bazı isimler serbest bırakıldı. Sonuçta mahkeme iddianameyi kabul etti. Yargı yine kararını verecek. Önemli olan kimin ne kadar hapiste kalıp kalmayacağı değil, önemli olan Türk Futbolu bu süreç ve sonrasında temiz bir futbola kavuşabilecek mi? Aslında cevabının bulunması gereken soru bu. Oysa bugün geldiğimiz bu noktada yine çıkar hesapları yapılıyor. İnsanların hapisten çıkartılıp çıkartılmamaları tartışılıyor. Ama ne yazık ki, yasanın özüne hiç değinilmiyor. Yasanın amacı spordaki şiddeti önlemeyi, şikesiz temiz bir futbolu öngörmüyor muydu? Asıl gaye bu değil miydi? Meclis’te bu konu yeniden tartışılırken bile şiddet vardı. Hepimiz gördük gecenin bir yarısı meclis oturumunda bardak kırıldı. Maalesef bu meselenin tartışmasını yaparken bile medeni olamıyoruz, ekranlarda, köşe yazılarında, haberlerde neler görmedik neler. Yasanın özü gitmiş, sen ben kavgası başlamıştı.
Bugün geldiğimiz noktada senaryolar yine yazılmaya başlandı. Büyük takımlar olmazsa ligin heyecanı olmazmış. Yayıncı kuruluş zarar eder, takımların gelirleri düşermiş. Yine herkes kendi çıkarını düşünüyor. Peki ya meclisi ilk halinde olduğu gibi bu yasayı çıkartmaya zorlayan nedenler ne oldu, bir anda uçtu mu? En son Trabzonspor- Galatasaray maçında Tolga’nın yüzüne gelen plastik su bardağı, ya Tolga’yı kör bıraksaydı. Ne diyecektik, ne cevap verecektik. Yaşasın futbol mu diyecektik. Eğer bu iş birilerine haksız yere kazanç sağlarken, birilerini ekmek paralarından ve emeğinden ediyorsa ne diye hala futbolun peşinden koşalım. Ne diye bu işe sahip çıkalım.
İşte işin bu kısmında Galatasaraylı yöneticilerin bir sorusu bizi tekrar düşünmeye itiyor.
Galatasaray Takımının yöneticileri özellikle Kulüpler Birliği toplantısında dillendirilen ve şike yapan kulüplerin Süper Lig’den düşmesinin kaldırılması ile ilgili fikirlere katılmadıklarını açıklarken geçtiğimiz yıldan örnek vermişler. Demişler ki, Bizim durumumuz sadece futbolla alakalıydı şu anda ise şike iddiası bulunuyor. Şimdi ‘Büyükler’ olmadan lig güzel olmaz diyenler eğer G.Saray geçen sezon küme düşseydi aynı şeyi söyleyecek miydi? Son 3 maçımızı kazanıp ligde kalmayı garantiledik. O zamanlar böyle konuşmalar hiç olmuyordu” diyerek tepkilerini dile getirmişler.
Evet soruyorum G.Saray geçen sezon küme düşseydi, kulüpler birliği toplanıp Galatasaray küme düşürülmesin, yayıncı kuruluş zarar eder, bizler de gelirimizden olacağız diyecekler miydi?
Maalesef ülke olarak iyi bir sınav veremedik. Çıkarlarımız olması gerekenin yine önüne geçti..Herkes için adalet lobi faaliyetlerine yenildi. Yarın, bu ve benzeri bir durum yine karşımıza çıktığında acaba merak ediyorum, bu sefer sorunu nasıl çözeceğiz ve kime göre çözeceğiz. Adalet süper ligdekine ayrı amatör kümedekine ayrı uygulanıyorsa buna adalet denilebilir mi? Soruyorum, soruyorum ve yine soruyorum, ‘acaba hep güçlü olan mı kazanır?’
Seçkin Çakır / Haber 7
seckincakir52@hotmail.com
Yorumlar3