"6'lı Masa Erdoğan'a çalışıyor!" muş!

.

  • GİRİŞ13.11.2022 09:03
  • GÜNCELLEME13.11.2022 09:03

Uzaktan kumandayla dolaşırken, CHP’lilerin itibar ettikleri bir kanala rastladım.

Birileri konuşup duruyordu.

Hayli kızgın, bezgin, buruk…

Güvendikleri bir anket şirketinden “Cumhur İttifakı Millet İttifakı’nı geçti!” sonucu çıkmış.

Altılı masanın, özellikle de bir “Genel Başkan”ın (adeta) seçimi Erdoğan’ın kazanması için çaba sarf ettiğini öne sürecek kadar ileri gittiler.

“Masanın içindeki truva atı” demediler ama aynı anlama gelecek birçok şey söylediler.

Kalp kırdılar!

Sayın Cumhurbaşkanı’nın son zamanlarda hamle üstüne hamle yaptığını, iktidarın seçimi kazanmak için her yolu denediğini öne sürdükten sonra, “muhalefetin kaybetme ihtimalinin gün geçtikçe arttığı” yönündeki kanaatlerini dile getirdiler.

Artı, HDP’nin anahtar parti olduğunu, “masa”daki bir “Parti”nin HDP’den uzak durmasına anlam veremediklerini söylediler.

*

Geçen yazımızda, “Masa İttifakı”nın iyice gerildiğini, gerginleştiğini, özellikle Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helâlleşme” dönemindeki “ılımlı” üslubunu terk ettiğini hatırlatmıştık.

Şu bölüm bir önceki yazımızdan:

“Üç beş ay öncesine kadar, ‘helalleşme’ kavramına yaslandırılan farkı çevrelere açılma arzusu dikkat çekiyordu.

Sayın Kılıçdaroğlu, ‘başörtüsüne kanuni güvence’ çıkışının başarısızlıkla neticelenmesinin ardından ‘taktik’ değiştirdi.

Adımlarının bırakın farklı kesimlerden oy getirmeyi, elde olanı da kaybettirdiği tespitinden hareketle bu yola girmiş olabilir.

Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak yani…

Böyle bir endişenin etkisi altında kalmış olabilir.

Masa’daki genel başkanlardan biri, ‘psikolojik üstünlüğün’ Cumhur İttifakı’na geçtiğini söylemişti geçtiğimiz günlerde.

Masaya destek veren yazarlar da endişelerini sıkça ifade eder oldular; ‘Bu masadan bir numara çıkmaz!’ cümlesiyle özetlenebilecek çıkışlar epeyce arttı oralarda.”

*

Evet, böyle demiştik.

CHP’lilerin itibar ettiği kanalın yayını da bunun üzerine geldi.

Oralarda psikolojinin hayli bozulduğunu ve “Bu kadar yorgun bir iktidara, vatandaşın geçim sıkıntısının bu kadar arttığı bir süreçte de yenilirsek, hiç yapmayalım bu işi, tası tarağı toplayıp köyümüze dönelim” havasının hâkim olmaya başladığını görüyoruz.

Bu ruh hali, “komplo teorilerini” de beraberinde getiriyor haliyle.

“Acaba, masadaki genel başkanlardan biri ya da bir kaçı alttan alta Erdoğan’a çalışıyor olabilir mi?”

“Öyle abi, başka izahı var mı yaptıklarının!”

*

Hatırlarsınız, bir ay kadar mı oluyor, ne kadar oluyor, Sayın Kılıçdaroğlu CHP çevrelerindeki bazı gazetecilerin “kripto” olduklarını iddia etmiş…

Bunların aslında AKP’ye çalıştıklarını öne sürmüştü.

Bu sözleri üzerine alınanlardan bazıları da, Kılıçdaroğlu’ndan kendilerini kast edip etmediğini açıklamasını istemişti!

Hatta…

CHP’ye yakın gazetelerden birinde köşe yazan bir meslektaşımız, Kılıçdaroğlu’nu yakalayarak “Kast ettiklerinizden biri de ben miyim?” yollu bir soru yöneltmiş…

Aldığı “Hayır, siz değilsiniz?” cevabına yazısında yer vermek suretiyle memnuniyetini ifade etmişti.

*

Dikkatinizi çekiyordur mutlaka…

Beş altı ay önce…

Sayın Erdoğan’ın alana fazla müdahale etmediği, ülke gündeminin neredeyse tamamını “zamların” oluşturduğu ve birçok kamuoyu anketinden “Millet İttifakı açık ara önde, bu iş bitti!” sonuçlarının çıktığı günlerde böyle bir hava yoktu.

Masa civarındaki yazarlardan, yorumculardan “Millet İttifakı’ndan birileri Erdoğan’a mı çalışıyor?” yollu cümleler sâdır olmuyordu.

Sayın Kılıçdaroğluda, etraftaki gazetecilerden bazıları için “kripto” demiyordu.

CHP’lilerin itibar ettiği bir Gazete ile Muhterem Ekrem İmamoğlu birbirlerine girmemişti.

O Gazete’nin Genel Yayın Yönetmeni, “Ekrem İmamoğlu ile yaklaşık iki aydır problemimiz var. Bize neler neler yaptığı, kendisine sorun, neler yaptığını duysanız sizin de çok ağırınıza gider, gazeteci olarak bize hak verirsiniz!” demiyordu.

*

Bundan beş altı ay öncesine kadar, eski başbakan ve cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in “Tencerenin deviremeyeceği hükümet yoktur!” cümlesi her fırsatta tekrarlanıyor…

“Bu iş bitti, biz iktidarda ne yapacağımıza bakalım!” yollu değerlendirmeler ağırlık kazanıyordu.

Masadaki baraj problemi bulunmayan unsurlar ve oy oranları epeyce az olan unsurlar, sokaktaki vatandaşın dertlerine çok daha fazla dikkat çekiyor, çarşı pazarla çok daha yakından ilgileniyor…

Siyasi İktidarı buralardan epeyce sıkıştırıyorlardı.

Şimdilerde ise, vatandaş geri plâna itilmiş durumda.

“İktidarı Anadolu’da değil, Washington’dan, Londra’dan arıyorlar!” yollu iddialara kuvvet kazandıracak temaslarla ve dışarıya yansıyan iç çatışmalarla gündeme geliyor masa…

“Erdoğan’a çalışan masa genel başkanları, Erdoğan’a çalışan kripto yazarlar!” atışmaları, çatışmaları….

Masa muhalefetinin gündeminde bunlar var…

*

O kadar gergin ki ortam…

Bu durum “tabanlara” da yansıyor.

Sosyal medyada her karşı olduğuna küfürler yağdırmak eskiden de görülen bir haldi.

Son birkaç ayda bu hâl gittikçe arttı.

İçteki sıkıntılar iyice dışarıya taştı!

*

Bu yazının iki satırlık finali var:

Öfkeyle kalkan zararla oturur.

Keskin sirke küpüne zarar!..

Milat

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat