Türkiye’nin Libya ve Somali politikaları üzerine…
- GİRİŞ01.01.2026 10:06
- GÜNCELLEME01.01.2026 10:06
Ülke yönetmekle bakkal dükkânı yönetmek arasındaki farkı göremeyenleri ya da sırf “muhalefet olsun” diye görmezlikten gelenleri izliyoruz…
“Dün böyle diyordu, bugün böyle” muhabbeti yapıyorlar, geyik muhabbeti kıvamında!
Geçenlerde bunlardan birinin “Libya’da tuttular, Hafter’i karşılarına aldılar, Trablus Hükümeti’ni savunmak için başımızı belâya soktular! Şimdi de, Trablus’a sıkışmışlardan medet umuyorlar!” yollu lâflar ettiğini gördüm.
Youtube yayını yüzbinlerce izlenme almıştı ve altına döşenen yorumların neredeyse tamamı klişe ifadelerle bu “kişi”ye hak veriyordu.
Sloganlar, evreleri gözden uzak tutan yaklaşımlar maalesef prim topluyor.
Gerçekler ise yine maalesef çok az biliniyor.
Gelin Türkiye’nin Libya Politikası’nın son aşamalarına bir bakalım, öyleyse:
• Nisan 2019'da Hafter, Trablus'u ele geçirmek için saldırı başlattı.
• Kasım 2019'da Türkiye, Trablus hükümetiyle Deniz Yetki Alanları Anlaşması ve Güvenlik İşbirliği Anlaşması imzaladı. Bu, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin konumunu güçlendirdi, Soykırımcı İsrail ile saldırgan Hafter'i haliyle endişelendirdi.
• 2020 başında Türkiye, TBMM tezkeresiyle asker gönderdi; İHA'larla ve diğer unsurlarla Trablus'u destekledi.
• Bu müdahale, Hafter'in ilerleyişini durdurdu; Trablus çevresinde kazanımlar elde edildi, Hafter püskürtüldü ve ateşkes sağlandı.
• Bu evre, Türkiye ile Hafter arasında doğrudan askeri ve diplomatik gerilim dönemiydi.
• 2020 ateşkesi sonrası Türkiye, Trablus'taki varlığını (eğitim, üsler) sürdürdü.
• Libya’nın toprak bütünlüğünden yana olan Türkiye, 2022'den itibaren doğuyla temaslar başladı. Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih Ankara’yı ziyaret etti. (2022 ve Aralık 2023).
• Hafter'in oğlu Saddam Hafter’le 2024 İstanbul Saha Expo, Ekim 2024 Ankara görüşmelerinde askeri-teknik işbirliği konuşuldu.
• Türkiye, böylece önce Hafter’in Trablus’u ele geçirmesine engel oldu, ardından da diploması yoluyla, Libya’nın çatışan tarafları arasında “arabulucu” konumuna doğru ilerledi.
• 2025'te ilişkiler hızla derinleşti: Saddam Hafter, Nisan 2025 Ankara’yı ziyaret etti. Haziran-Temmuz 2025'te doğu Libya'dan askeri heyetler Türkiye'ye geldi.
1 Ağustos 2025’te Türkiye, İtalya ve Libya arasında İstanbul’da düzenlenen zirvenin ardından MİT Başkanı İbrahim Kalın Bingazi'de Hafter'le görüştü. Ziyaretin amacı, Türkiye'nin "Tek Libya, Tek Ordu" hedefini desteklemek ve Türkiye ile Libya arasında Doğu Akdeniz konusunda imzalanan mutabakatı güçlendirmekti.
• Tobruk Meclisi, 2019 Deniz Anlaşması'nı onaylama sürecini başlattı; bu, Türkiye'nin doğudaki meşruiyetini artırdı.
• Türkiye, Trablus'taki milis çatışmalarında arabuluculuk yaptı, doğu-batı uzlaşısında etkin rol üstlendi.
• Türkiye, bugün Trablus'la güçlü bağları korurken, doğuyla (Hafter) işbirliğini artırarak ulusal birlik için arabulucu konumuna yaklaşıyor. Kendisini Doğu Akdeniz’den, haklarından tamamen uzaklaştırmak isteyen soykırımcı İsrail ve müttefiklerinin oyunlarını bozmaya çalışıyor.
Türkiye’nin Libya politikası adımlarını bu şekilde özetlemiş olduk.
Trablus’un işgal edilmesini engelleyip “arabulucu” pozisyonuna gelmiş oluyor Türkiye, stratejik hamleleri sayesinde.
SOMALİ, SOMALİLAND VE İSRAİL!
Libya meselesini anlatmışken, şartların gereğini yerine getirmenin bariz örneklerinden biri olan “Somali Politikası”na da bakalım mı?
İsrail, Somaliland’ı tanıyan ilk ve tek (Devlet) (!!) olarak yayılmacılıkta bir adım daha attı biliyorsunuz.
Somaliland denilen yer her bakımdan büyük önem taşımakta.
Burası Aden Körfezi'nde uzun bir kıyı şeridine sahip; doğrudan Yemen'in karşısında yer alıyor.
Bab el-Mandeb Boğazı'na (Kızıldeniz'in girişi) çok yakın.
Bu boğaz, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya ticaretinin çok önemli bir geçiş noktası. Dünya petrol ticaretinin önemli kısmı ve küresel tedarik zincirleri buradan geçiyor. Soykırımcı İsrail’e erken uyarı, istihbarat ve operasyonel üs imkanı sunacak bir bölge.
Somaliland limanları Etiyopya gibi denize çıkışı olmayan ülkelere erişim sağlıyor.
Bölgeyi kontrolü altında tutan, bu bakımdan da büyük avantaj elde ediyor.
Somaliland'ın İsrail tarafından tanınması, tam karşısındaki Yemen'i de tehdit ediyor. Bu adım oradaki ayrılıkçı hareketleri güçlendirme vaadinde bulunuyor. Uzmanlar, İsrail'in yeni bir adım olarak Güney Yemen'i de tanıyabileceğini vurguluyor.
Somaland’ı tanıma adımını atan İsrail, Müslüman çoğunluklu bir bölgede yeni müttefik kazanma avantajına kavuşmayı hedefliyor.
Abraham Anlaşmaları'nı bu yolla da genişletmeye çalışıyor.
İsrail’in stratejisinin özeti: “Böl, parçala ve yut””
Somaliland denilen yer çok çok kritik bir noktada yani.
İsrail bunun için orayı “ eyaleti” haline getirmeye çalışıyor.
Türkiye’ye gelince…
Biliyorsunuz, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın davetiyle Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştirdi.
Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde görüşmeler ve ortak basın toplantısı yapıldı.
Bu görüşmelerde öne çıkan konu İsrail’in Somaliland’ı tanımasıydı.
Sayın Cumhurbaşkanı, bu adımın “gayrimeşru ve kabul edilemez” olduğunu vurgulayarak, Somali ile ilişkilerin daha da geliştirileceğine vurgu yaptı.
Bu çerçevede, Somali'de bir uzay limanı kurmayı öngördüğümüzü belirtti.
Türkiye, Somali’de de İsrail Terör Örgütü ile kıran kırana bir mücadele içinde yani.
*
Selçuklu’nun, Osmanlı’nın devamı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
“Libya’da ne işi var, Somali’de ne işi var, Suriye’de ne işi var, şurada ne işi var, burada ne işi var?!”
*
Gel de bunları birilerine anlat!..
Görmek istemeyenden daha kör, duymak istemeyenden daha sağır kim olabilir?
Serdar Arseven / Milat Gazetesi
Yorumlar1