Türkiye’nin en önemli sorunu?

  • GİRİŞ23.06.2026 08:43
  • GÜNCELLEME24.06.2026 09:19

Düzenli olarak anket sonuçları yayımlayan ASAL Araştırma adlı şirket, iki bin vatan evlâdına “Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” diye sormuş.

Bana sorulsaydı…

Verilen “sorun” alanlarını önem sırasına göre şöyle dizerdim:

1-Ahlâk erozyonu,

2-Eğitim,

3-Adalet-Hukuk sistemi…

*

Şıklar arasında “Aile’nin yıkılması”, “Doğum artış oranın dibe çakılması” da olsaydı, bunlar da “Ahlâki değer kaybı”ndan hemen sonra gelirdi.

Zira “ahlâk erozyonu” uzun vadede ekonomiyi de çökertir.

Güven eksikliği  işlem maliyetlerini artırır.

İşler rüşvetle yürür, vergi ahlâkı bozulur.

Kurumlar çürür.

Liyakatsizlik ve yalakalık prim yapar, ekonomi verimsizleşir.

Aile yapısının zayıflaması, nüfus artış oranlarının dibe çakılması, gençlerde amaç kaybı…

Bunlar gelir yine ekonomiyi vurur.

"Para-pul" hırsı kaynakların heba olmasına yol açar.

Ahlâk çöktükçe gösteriş hevesi artar.

Gösteriş hevesi arttıkça israf artar.

İsraf arttıkça hane halkı ekonomisi bozulur!

Yani…

“Önce Ahlâk ve Maneviyat” arkadaş!

Önce Ahlâk ve Maneviyat!

Ankete katılanların çoğu benim gibi düşünmüyor maalesef.

Yüzde 60.4’lük oranla “Ekonomi-Hayat Pahallılığı” demiş kitle.

İşsizlik, emekli maaşları da eklenince yüzde 70’e yakın bir oranla “hane halkı ekonomisindeki sıkıntılar” denmiş oluyor.

“Ahlâki değer kaybı”nı ise sadece yüzde 3’lük kesim “birinci derecede sorun” olarak görüyor.

Ekonomi yüzde 70, “ahlâki değer kaybı” sadece yüzde 3!

Ekonomi, ahlâktan 35 kat daha mühim!

Anket sonuçları gerçeği yansıtıyor mu sizce?

Bence yansıtıyor.

Zira, benim aldığım karşılıklar da aşağı yukarı bu şekilde oluyor.

Vatandaşlarımızın çoğu için öncelikli mesele ekonomi!

Hemen şunu ifade edeyim:

Geçim sıkıntısı çekmeyenler, orta halliler, hatta zenginler de böyle düşünüyor.

Hatta onlar çok daha fazla böyle düşünüyor!

Varsa yoksa ekonomi.

Sohbetlerde “ahlâk erozyonu”ndan şikâyet var ama iş pratiğe gelince “para-pul” işleri çok daha fazla önemseniyor.

Parayı bulanlar, ha bire servet biriktiriyor.

Arsa, arazi, bina işleri olunca gözler dört açılıyor.

“Memleketin ahlâken çöküyor olması”, dillerde önemseniyor ama gönüllere pek de sıkıntı vermiyor.

Ahlâk erozyonu, zemini altlarından kaydırırken “para-pul”dan başka pek de bir şey düşünmüyor, zenginlerimiz de…

Hatta şunu söyleyebilirim ki…

Fakirler, bizdeki zenginlerden çok daha zengin.

Geçim sıkıntısı çekenin, faturalarını nasıl ödeyeceğini düşünenin, evlâdını maddi yetersizliklerden-işsizlikten dolayı evlendiremeyenin “ekonomiyi” birinci sıraya almasını anlarım da…

Ya zenginlerimize ne oluyor?

Garibanın sofrasında karnınız doyuyor ama zenginlerin çoğu lokma sayıyor.

İnce hesaplar yapıyor.

Bir arkadaşım var…

Ha bire arazi biriktiriyor…

Filanca araziyi aldığı fiyatla bugünkü fiyatı arasındaki farka büyük gururla dikkat çekiyor.

Kendisine, “Yaşını başını almışsın arkadaş, şuraya yaşayacağın ne kadarlık süre kaldı Allah bilir. Bu kadar çok araziyi ne yapacaksın? Çocuklara, birbirlerini yesinler diye bol bol miras mı bırakacaksın?” dediğimde…

İlginçtir “Vallahi çok haklısın, ölümlü dünya!” diyor.

Diyor ama arazi biriktirmekten de geri durmuyor!

“Gel, üç beş genç yetiştir. Manevi Vatan’ın kaleleri olacak gençlere yatırım yap!” dediğimde, “Haklısın öyle yapmak lâzım!” diyor ama yapmıyor!

Yapamıyor.

Bana övgüleri de ilginç…

“Bunca tanıdığın var, bunca sözü geçen bir gazetecisin.  Para ilişkilerine girmemeni inan takdirle karşılıyorum!” diyor.

Bir vakitler, insanlarımızın kaybedecek çok da bir şeyleri yoktu.

Onun için her biri mücahit, mücahideydi.

Sonra…

Başka dönemler geldi.

Dindarlar

Muhafaza-KÂRlaştı…

Bazıları önemli makamlara oturdu, çoğu servet sahibi oldu.

Böyle olunca da kaybetmekten korktukları çok şeyleri oldu!

Kaybetme korkusu ile biriktirdikçe biriktirdiler…

Birbirlerinin hukukunu çiğnedikçe çiğnediler.

Öte yandan, 28 Şubat zihniyetinde zaten “ahlâki değerler”den eser yoktu.

Onlar aynı hattan devam ettiler.

Sonuçta…

Kahir ekseriyetiyle, “ahlâki erozyonu” önem sırasında altlara düşüren bir toplum olduk.

Bu anafora kapılmayanlara, omurgalarını koruyanlara, “ölümü-hesabı” unutmayanlara da “tuhaf tuhaf” bakar olduk!

*

Bu kasvetli yazıyı soruyla bitireyim bari:

“Ahlâk erozyonunu o kadar da önemsemeyen toplumun nice olur hali?”

 

Yorumlar25

  • Zeki Çakır 1 ay önce Şikayet Et
    Teşekkürler ağabey, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), Kur'ân-ı Kerîm'de "en yüce ahlak üzere" övülmüş ve bizzat kendisi "Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuştur. O, örnek kişiliği ve yaşantısıyla tüm insanlığa rehber olmuştur. Hayata dair en önemli görevimiz İnsan olabilmektir !
    Cevapla
  • 1299 ERDOĞAN 1 ay önce Şikayet Et
    Çooooook geç kalındı sokaklar perişan insan başını kaldırıp bakmaya utanıyor rabbim ihlâs etsin inşallah
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • emre 1 ay önce Şikayet Et
    Ekonomik sorunların çoğunun ahlaki erozyona uğramış kişilerden kaynaklandığını da düşünemiyor insanlar. ahlaksız tüccar, ahlaksız esnaf vsvs
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Ahmet Nair 1 ay önce Şikayet Et
    Memlekette teşhircilik ve sigara sorunu da hadsiz düzeyde artmış. özellikle kadınlar ve gençlerin sigaraya bağımlılığı çok fazla seviyede.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • oflu1 1 ay önce Şikayet Et
    aileyi korumak için acele kesin olacak şekilde bir kanun çıkması gerekiyor. Yoksa bu çöküş çok hızlı olacak. Kanun esnek olmayacak. RTÜK acilen ailenin temelini sarsan filim ve reklamları engellemesi gerekiyor.
    Cevapla Toplam 11 beğeni
  • lafonte 1 ay önce Şikayet Et
    eskiden RTÜK mü vardı da toplum ortalama düzgün yetişiyordu. RTÜK engellese şifreli yetişkin yayın yapsa parasını ödeyip Şifresini çocuğa veren ebeveynler var .Maalesef ,ebeveynler olarak bu nesli biz bu hale getiriyor sonra da eserimizden şikayet ediyoruz. ilim ,değerler eğitimi beşikte başlar
    Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat