Bu pazar seçim olsa?

  • GİRİŞ03.11.2026 09:05
  • GÜNCELLEME03.11.2026 09:05

İyi nabız tutarım.

Vatandaşın nabzını yanlış tuttuğum, seçim sonucu tahmininde yanıldığım hiç olmamıştır.

Şirketim yok, kimseden para almıyorum, kimsenin gözüne girmek gibi bir derdim de olmadı hiç. Bundan dolayı da etki altında kalmıyorum.

Neyi görüyorsam onu söylüyorum.

Bugüne kadar hep böyle oldu.

Allah ömür ve sağlık verirse bundan sonra da böyle olacak.

Son zamanlarda okuyucularımızdan, iktidar partisinin oy kaybedip kaybetmediğini, kaybettiyse ne kadar kaybettiğini ve bu oyların nerelere gittiğini tahmin etmemi isteyen nice mesaj alıyorum.

Okuyucumuza karşı boynumuz kıldan ince.

Hemen yerine getirelim taleplerini.

Şu fon krizinden, hayat pahalılığının bir türlü frenlenememesinden, açıklanan enflasyonla sokaktaki vatandaşın hissettiği enflasyon arasındaki farktan, metal yorgunluğundan, biraz sıkılmışlıktan, biraz da bıkkınlıktan dolayı…

Ve daha nice etkenden dolayı iktidara yönelik seçmen ilgisinin azaldığı ortada.

Bunun böyle olmasından daha tabii bir şey yok.

Dile kolay, 25 sene bu…

Zemini böylesine kaygan bir ülkede 25 yıl boyunca iktidarda kalabilmek büyük başarı.

Bu büyük başarı, zorlukları da beraberinde getiriyor haliyle.

Sözünüzün tesiri azalıyor, geçmiş konuşmalarınızla bugünküler arasında zıtlıklar ortaya çıkıyor, yoruluyorsunuz, yorgunluğunuz her halinizden okunuyor.

Dahası, “Peki ya 5 yıl sonra?” sorusuna cevap oluşturamıyorsunuz.

Kendinizi yeni nesillere anlatamıyorsunuz, bazen kendinize bile anlatamıyorsunuz!

Makamlara gelenler gidenleri aratıyor, her gelen sizi bıktırıyor.

Zorlukları aştıkça daha büyükleriyle karşılaşıyorsunuz.

İçeride, sizden sonrasına ilişkin nice çekişmenin yaşandığını da biliyorsunuz.

Böyle bir durum işte…

25 yıl boyunca bütün genel seçimleri kazanarak iktidarda kalmak, sırtınızdaki yükü artırdıkça artırıyor.

Pedal çevirmediğiniz takdirde bisikletten düşmek kaçınılmaz.

Onun için de “Durmak yok, yola devam!” diyorsunuz.

Yola devam ettikçe de yorgunluğunuz artıyor.

Yaptığınız güzel işlerin bir genel seçim yenilgisiyle berhava olma ihtimali sizi endişelendiriyor.

Bu durum da dikkatli bakışlardan kaçmıyor.

Peki, buraya kadar bir kısmını sayabildiğim sıkıntıların sonucu olarak AK Parti, 2027 sonu ya da 2028 başında yapılacak seçimleri kaybeder mi?

Bugünkü tablo bunu gösteriyor mu?

Bence hayır, göstermiyor!

Vatandaşın tepkisi var ama AK Parti'den koparak “yüzer gezer” hale gelen oyların yönelebileceği belirgin bir adres yok.

Bizde seçimlerin yakın olmadığı her dönemde, “oy vermeyecek olanlar ve kararsızlar birinci parti” denir.

Vatandaş, ortada sandık yokken, biraz da sesinin duyulması, taleplerinin dikkate alınması için tepki dolu ifadeler kullanır.

İş ciddiye binince de oturur, ince ince hesap yapar.

Seçmen için “defalarca destek verdiği partiden artık memnun olmamak” yeterli değildir. “Hangi parti daha iyisini ya da daha az kötüsünü yapar?” sorusu mutlaka cevaplandırılmalıdır.

Bugün için bu soruya gönül rahatlığıyla “Şu parti yapar.” diye karşılık verenlerin oranı çok azdır.

İktidar partisinden başkalarını tercih edenlerin büyük bölümü de “ehven-i şerci”dir.

Kimileri, “Bu iktidar gitsin de kim gelirse gelsin!” demektedir.

Ancak meseleye böyle bakanların oranı çok düşüktür.

Muhalefetin yüzde 25 ile yüzde 30 arasındaki bölümünü temsil eden ana gövdesi parçalanmış durumdadır.

Ufukta bir araya gelebileceklerine, güç birliği yapabileceklerine dair güçlü işaretler görülmemektedir.

DEM, kendisine meşruiyet alanı açılmasından dolayı hayli memnun durumdadır.

Bu fırsatı değerlendirip tek başına büyümeye çalışmaktadır.

Bu partinin öncülünün CHP'yle ittifak yaptığı dönemler artık gerilerde kalmıştır.

Daha önce ağırlıklı olarak CHP'yle birlikte hareket eden yapı, oradan uzaklaşmıştır. Bu durum da iktidarın işini kolaylaştırmaktadır.

Buraya kadar AK Parti, CHP, Yeni Parti ve DEM'den birine oy verecek olan kabaca yüzde 70'lik kesime işaret ettik.

Geriye kalan yüzde 30'un en az yüzde 7'si MHP'nin geleneksel oyudur.

Cumhur İttifakı'nın seçimlere kadar bozulması için bugün itibarıyla belirgin bir sebep görünmemektedir.

Bu durumda geriye yüzde 23'lük kesim kalmaktadır.

Bunların ne kadarını kararsızlar, ne kadarını sandığa gitmeyecek olanlar, ne kadarını da diğer partilere oy verecek olanlar oluşturuyor, şimdiden bilinmez.

Ancak seçim sandığı göründüğünde bu kesimin tercihlerinin de büyük ölçüde netleşmesi beklenir.

Bahsini ettiğim partilerin dışında kalan partilerin yüzde 10-12 civarında bir oyu paylaşabilecek durumda olduklarını görüyorum.

Bütün bu değerlendirmeler ışığında iktidarın, karşı karşıya bulunduğu zorluklara ve bünyesini saran olumsuzluklara rağmen yüzde 30’luk seçmen tabanını koruduğu, bunun yanında sandık başına taşıyabileceği ilave bir oy potansiyelinin de bulunduğu kanaatindeyim.

Bu tablo bize ne söylüyor?

İktidarın ciddi sorunları var.

Seçmen tepkili.

Oy kaybı ihtimali ortada.

Ancak iktidarın karşısında, bu tepkiyi ortak bir siyasi tercihe dönüştürebilecek güçlü ve bütünlüklü bir alternatif henüz görünmüyor.

Bu tablo, derin bir muhalefetsizlik tablosudur.

Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri de budur.

Hani var ya, kuracaksın şu bizim Tabela Partisi’ni…

Muhalefet görecek cümle âlem!

 

Yorumlar5

  • konuk 14 dakika önce Şikayet Et
    çok güzel bir yazı, kaleminize sağlık
    Cevapla
  • Türk 28 dakika önce Şikayet Et
    Vatan Partiside var.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat