Kandırmanın maliyeti
- GİRİŞ02.09.2011 10:43
- GÜNCELLEME02.09.2011 10:43
İsteklerinle aranda duran herkesi ve her şeyi "yok ederek var olmak" mümkün müdür? Aslında mümkündür!.. Bir yere kadar. Devleti kandırırsın; teşvikli arsa alırsın, yıllarca çivi çakmaz sonra da teşvik amacı dışında arsa spekülatörlüğüne soyunursun.
Becerirsin de...
Hele ki küresel fırtına ortamında, mesela rakibini pazardan silmeye odaklanırsın. Daha fazla pazar payı için rakibinin kaybetmesi gerekir diye düşünürsün. Başarırsın da.
Mesela müşterini, "benim olması gereken parayı cebinde taşıyan insan" olarak tanımlamışsındır, ürününü satar, paranı alır ve ondan kurtulmak istersin. Başarırsın da.
İş ortağınla imzaladığın sözleşmeye ve ortaklık beyanına uymak zorunda hissetmezsin kendini. Ortak kazançtan sana daha fazla pay düşmesini istiyorsan, ona kazık atarsın, onu kandırmaya kalkarsın. Başarırsın da.
Bu yaklaşım, "kazan/kaybet" oyunudur; "benim kazanabilmem için, karşımdakinin kaybetmesi gerek!"
Ancak birlikte kazanma ilkesiyle iş yapıyorsan, ve küresel fırtınada ayakta kalmak istiyorsan, işini doğru dürüst yapmak bu defa rekabet avantajın haline geliyor.
Küresel fırtınada olup bitenlerin ardından dünyanın gündemine daha yoğun olarak gelen dürüstlük kavramı, iş yapma tarzını derinden etkilemeye başladı.
Yığınla yabancı firmada peş peşe patlak veren skandallar, Türkiye'de yaşanan örnekler, dürüstlüğü sadece bir moda değil aynı zamanda aranılan bir nitelik haline getirdi. Dürüstlüğün alt başlıklarında ise şeffaflık ve hesap verebilirlik var.
(Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz)
Şeref Oğuz - Sabah
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol