Başarısız olduğumuz tek alan siyaset!
- GİRİŞ17.05.2013 09:28
- GÜNCELLEME17.05.2013 09:28
Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları son sürat ilgi çekmekte... Başarılığından veya haklılığından değil, tam aksine …….. Gülelim mi istiyor, ağlayalım mı ben anlayamadım. Sayın Kılıçdaroğlu; aman dikkat; sarfettiğin sözler , “inci” olsun derken, döner dolaşır “Kılıç” olur, nefesini keser!
“Başarısız olduğumuz tek alan siyaset …” Demiş... Hay yaşa! İnsanın kendini tanıması muazzam da bir de çaresine bakabilse …
“Bütün komşularımızla barış içinde olmalıyız!” Yaa değil mi? Öyle de; biz daha ülke olarak barış içinde yaşamıyoruz! Öyle de; TGB denen sözde sizden olan gençlik daha yeni Suriyeli mültecilere saldırmadı mı? Bu içinde olamamız gereken “barış” nasıl bir “barış”? Sosyal medyada gezinen videolarda ayan beyan o gençlik değil mi durup dururken saldıran? Bunun üzerine siz de kalkıp demediniz mi; “Sayın Başbakan geri gönderiyor mültecileri.” Diye? Sayın Kılıçdaroğlu videolarla ispatlı olaylarda saldırıda bulunan gençlik “Türk Gençlik Birliği” nin ideolojileri ve kendilerince vâr olan siyasi görüşleri itibariyle tek destek alabileceği sizlersiniz. Başbakan onlara “olay çıkartın, huzursuzluk çıkarın” dese eminim tam tersini yaparlar. Bu durumda, provakasyonun çıkışı, mantık silsilesi itibariyle size geliyor gibi ..
“Sayın Swoboda ile görüşmeyi reddettim. Düşünceyi açıklama özgürlüğünü koruyamıyorsanız sizinle neden görüşeyim.” Gerçekten siyasette başarısızsın. Sayın Swoboda ahlaki değerlerden bahsediyor, siz ne diyorsunuz? Basın özgürlüğü yok diye Esed'i Başbakan'a mı benzettin? Bu ülkede senelerce olmayan basın ve fikir özgürlüğünü savunmak şimdi mi aklınıza geldi?
Sizin başında bulunduğunuz parti; bu ülkenin daha sonradan “Sultan-ı Şuara” ödülü alacak fikir ve edebiyat adamına senelerce zulmetmedi mi? Sırf aleyhinizde yazmasın diye Üstad'a bir tomar para teklif eden; sizin adamınız olan, Nazi Almanyası, Faşist İtalyan politikasını yürütmeye çalışan Sayın Peker; kabul etmediği takdirde de açıkça tevkif edileceğini söylemedi mi? Siz kalkıp da basın özgürlüğü diye ağlayamazsınız! Ağlarsak biz ağlarız! Madem ki aynı dertten muzdaripsiniz, o zaman Üstad'ın dediği gibi, çıkıp tarihinizle yüzleşir hatalarınızı kabul eder ve o geçmişi silip sadece halk için vârolduğunuzu kabul edersiniz, o zaman da oturur diz dize ağlarız!! Basın fikir özgürlüğümüş!!!
Bu partileri biz seçmiyor muyuz? Biz derken şahsımdan bahsetmiyorum pek tabii. Bu ülkenin çoğunluk oyuna göre dağılım yok mu? O zaman bu partiler koca bir ülkenin çocukları gibi değil mi? CHP de, AK Parti'de de, MHP de bu ülkenin, bu ailenin parçaları. Yeni çağın modern anneleri daha bilinçli ebeveynlik yapmaya çalışırken şu öğretilir, “çocuklarınızı yabancıların yanında eleştirmeyin, ve asla başka çocuklarla, kardeşler arasında bile mukayese yapmayın!” Komşuya gidip de kendi ailenden şikayet etmek de neyin nesi Sayın Kılıçdaroğlu? Komşun da sana diyor ki, ailenin sırrını benim evimde açık edemezsin! Sen ne diyorsun; fikir özgürlüğü... Buna öyle demezler, edebsizlik derler. Kendi içimizde kızarız, bağırırız, gerekirse küseriz ama kalkıp da komşunun kapısında dövünmeyiz!
Büyük çocuğunuz eve geliyor, zayıf olan matematik ders notunu yükselttiğini söylüyor. Ve siz de kalkıp, “Daha Fizik zayıf.” Diyorsunuz. Çocuğunuz eve geliyor, fizik notunu da düzelttiğini söylüyor, ve siz “Ama Türkçe” diyorsunuz. Siz çocugunuza, bu ülkenin seçtiği bir partiye aynen böyle davranıyorsunuz. Bu çocuk Türkçe'yi de düzeltse, Takdir de alsa hep horlanan, hep kızılan ve hep bağırılan bir çocuk. Ve siz de hiç mutlu olmayan ve mutlu bireyler yetiştirebilmek için çocuğunuza nasıl davranmak gerektiğini bilemeyen cahil ebeveynlersiniz. Ve siz hep mutsuz, hep şikayetçi, hep mukayeseci, ve çocuğu tarafından ne olursa olsun sevgi beklenen anne babalarsınız. O hal ki halimiz; kardeşler birbirini yaralayabilmek için mahalle serserilerine bir şişe şarap ısmarlayıp, kuyu kazmanın planlarında .. O haldeyiz ki; partiler birbirini kırmak için provakasyona, halka yapılan zulme, göz yummakta ..
Ve kahrolan bir aile .. Ve kahrolan bir ülke …
O haldeyiz ki; kardeşler kiralık katiller tutup, birbirlerinin sırtlarına basarak bir yere ulaşmak derdinde .. Aile bilinci yok olmuş… Kardeşine imkan verilmişken başarı için elinden tutmak bir kenara, ayağını kaydırmak için elden ne gelirse yapılmakta ..
Ve parçalanmış bir aile .. Ve parçalanmış bir ülke …
Evimize misafir gelmiş, iki gün sonra toplanmış gidiyorlar. “Nereye?” “Sizin oğlan bize eziyet etti!” Bu lafı duyduktan sonra hangisi olduğu fark eder mi? Sonuç olarak bizim evimizde eziyet gören misafirlerimiz çıkıp gitti! Üstelik gidecek yerleri yok!
O yaptı, veya bu yaptı ; sonuçta ateşe geri dönen mülteciler .. Vicdan nerede?
Kardeşler o kadar kendi egoları uğruna savaşmakta ki, aile ismini atmışlar kenara, anne baba ne kadar üzülürse üzülsün, umurlarında değil. Yalnızca kendi başarıları .. Anne baba kahrından ölse gören yok!
Bu ailede huzur yok!
Bu ailede mutluluk yok!
Bu ailede vicdan yok!
Bu ailede merhamet yok!
Bu ailede dirlik yok!
Bu ailede edep yok!
Bu ailede ahlak yok!
Bu ailede iman yok!
Bu aile sınıfta kalmaya mahkum!
Tek istikamet kabe;
Ve tek örnek sahabe...
Böyle yükseldi sütun,
Böyle kuruldu kubbe.
Derken nuru kararttı
Yobazda kara cübbe.
Tuzağa düştü aslan;
Sorguç takıldı kelbe.
Vatan yüzelli yıldır
Manada bir harabe.
Artık iman ve ahlak,
Türbedarsız bir türbe.
Ne hatıra maziden,
Ne isim ne kitabe...
Düşmek,yükselmek oldu
Uçurumda mertebe...
Ağla ey koca tarih
Bu acıklı nasibe!
Nerdesin ulvi fikir
Çilekeş murakebe?
Sahte devrimler boyu
Tarihi muhasebe?
Bağlıdır bu felaket,
Tek tipe tek sebebe.
Bir tip mücerret model
Batı ajanı kahbe!
Sürüyü teslim eden,
Avrupalı celebe...
Hele bak,şu hale bak;
Eve,yurda,mektebe!
Bizde profösör derler
Kitap yüklü merkebe.
Lisan diye hırlayış;
Kültür diye alfabe...
Pazar müflis,kent deli,
Köy boş karakol izbe...
Bir çatışma boğuşma;
Şeytan uğrunda cezbe.
Karışmış gazetede
Necaset mürekkebe.
Ne bulduk parti parti,
Eyledik de tecrübe?
Bir kısmı Ebu Cehil,
Bir kısmı İbn_i Sebe.
Gerçeğe aykırılık;
Uygunsuzluk mezhebe...
İslam,gidip gelen top,
Bir hizipten bir hizbe.
Hak yolunda bir lider;
Memur,hakkı tahribe.
Düne kadar dıştandı,
Şimdi de içten darbe.
Diyanet işleri ki,
Uymaz farza, vacibe.
İlminde gaiplerin
Haşyet duymaz gaibe.
Yeni bir mamul eşya;
Fetvaları şaibe.
Bu muydu Büyük Doğu,
Kırk yıllık muhasebe?
Deli olsa yanaşmaz
İşlerini tasvibe!
Ya sanayi masalı;
Derya rolünde habbe?
Saksı içinde çınar;
Görülmememiş acibe...
Nefes almadan vermek...
Sor bu işi tabibe!
İş arayan bir millet;
Diyar diyar göçebe...
Şerefli ortak Pazar;
Ona aş, sana küsbe!
İçyüzü bu davanın,
Köle olmak salibe...
Dünkü sultan bugün kul,
Ta meşrıkten mağribe.
Rüşvetle maaşa zam,
Enflasyonla debdebe.
Yüz lira ona iner
Daha inmeden cebe.
Gidere tabii gelir
Dibi sökülmüş heybe.
"Doğa"da buldukları
Zelzele ve seylabe.
Biçare demokrasi,
Karanlıkta körebe.
Parti, bölücü alet
Batıdan bize hibe.
Gel de ey gerçek parti,
Partiyi batır dibe!
Her türlü sahteliği
Yıkmak sana vecibe!
Bu işi ne temizler,
Hangi ok,hangi harbe?
Hangi yel,hangi ateş,
Hangi söz,hangi hutbe?
Bir nesil bekliyoruz,
Büyük nizama gebe.
Nedir o nizam,nedir?
Boyun eğmektir Rabbe!
Milliyet ruha bağlı
Kıymet sadece kalbe.
Fatih'te erimiştir,
Cengiz Han ve Kurt Cebe.
Davet gücü İslam'da;
Koministi edebe.
Her şey herşey İslam'da;
Ferde ve kavme rütbe.
Bizde, kutsi emanet;
Bizde yarın galebe!
Gün geldi,saat çaldı;
İşte yol koş takibe!
Yetmez mi esaretin;
Ey Türkoğlu,davran bee!
1975
Şema Kısakürek Sönmezocak - Haber 7
seymakisakureksonmezocak@gmail.com
Yorumlar5