Üstad'dan sardalya kutusu Müslümanlar ve çaremiz

  • GİRİŞ20.06.2013 09:40
  • GÜNCELLEME20.06.2013 09:40

Ertesi gün de papazlar bir nümayiş yapmaya kalktılar . Hükümet papazlara “sizi menetmek zor” dedi; “ fakat dün onlara bu muameleyi yaptık. Siz nümayiş yapmayın!” dinlemediler papazlar. Hükumet ne yapsın? Yüzlerine, itfaiye ile su püskürttü papazların.. Yani kılıç yerine su ... Şimdi görür gibiyim. Hala gözümün önünde papazlar ... Üstlerinden sular akarak, ilahilerini okuya okuya çekip giderlerken birden(Sorbon) Üniversitesinin talebeleri yetişti ve itfaiye arabalarını, hortumlarını makarna gibi kopara kopara (Sen) nehrine attılar. “Biz papazlara el sürdürmeyiz!” diye ....

İşte laik memleket...

Halbuki, bizde, her Allah'ın günü yazan, çizen gazeteler .. “Falan imam filan rezaleti yaptı!” diye .. Ne o imam, ne o rezalet .. Dava tektir; ve doğrudan doğruya dine hücum davasıdır!...

Ve biz susarız buna ... Biz müslüman mıyız?

Bir de aramızda “Sahte Müslümanlar” dediğimiz tipler türemiştir. “İslam sosyalizmi” ,  “İslam Demokrasisi” gibi laflar .. Ve daha neler neler ... Bunlar büyük hikmet meseleleridir. Uzun izahlara muhtaç meseleler .. İzaha vaktimiz yok ... Ama şu kadarını söylemek lazımdır ki; dünyada sonu “...izm'le biten ne varsa ve ne arıyorsa, aradığının kendisinde olanı değil, takip olduğu cennetin hakikatini topyekun İslamiyette bulabilir! Ve bu İslam Demokrasisi gibi manalara gelmez! İslamın hakikati manasına gelir!

İslamiyet kuruluşundan bugüne, üstüne bir sürü pası ve küfü yığılmış olan bir müessesedir! Dava onu, meşhur heykeltraş (Rodin)in heykeli, bir taş yığınından çıkartması gibi soyup bütün asliyetiyle meydana çıkarmak ve tek noktası üzerinde pazarlık kabul etmemek ... İşte böylesine müslüman olmak! Şimdi bunlar bütün kuvvetlerini bir tek kaynaktan alıyorlar . Evvela bunu bilelim . Kuvvetlerini nereden alıyorlar? Halkımızın ve Müslüman geçinenlerin gafletinden ..  Biz gafletteyiz!..

Bakarsanız yüzde doksan dokuz Müslümanız. Ben bunlara musalla taşı müslümanı diyorum. Evet, musalla taşında yüzde doksan dokuzumuz müslüman .. Yani, haberimiz olmayacak zamanda ..   Bu yüzde doksan dokuzun yüzde biri, dinine aşkla, alakayla, alışmalar ve tesir dışında bağlı olan yüzde biri, bu yüzde birin de binde biri aradığımız gerçek ve halis Müslüman ..

Ve çaremiz? Baş sual .. Anadolu'da nereye gittiysem, hep aynı sual; “Ne olacak halimiz?”, “Nedir çaremiz?”  (Şekspir)in sorduğu soruda bu, (Sokrat)ın sorduğu da...

Evet, çaremiz kanun yolundan zuhurdur!

Kanun yolundan! Kanuna tam bağlılık halinde muazzam zuhur! Anayasa vicdan hürriyetini, din hürriyetini vaz'etmiştir. Kanuna yalan söylüyor denmez! Bize kanunun yalan söylemediğini ispat kalıyor. Söylemediğini veya söyleyemeyeceğini .. Basın kanunu ve konuşmaların vereceği mesuliyetleri bilen bir insan olarak söylemek isterim ki; göğsünüzü gere gere bağırabilirsiniz; “Ben kanunun doğru söylediğini ispata memurum. Onu tefsire değil!”

Bugün camiye kilise kadar hürriyet temin etmenin didinmesi içindeyiz ve gerçek Müslüman halinde zuhura mecburuz! Bunun için de kendimizi sahte benzerlerden ayırmsk mecburiyetindeyiz ve herşeyden evvel “sardalya kutusu Müslümanları”nı kendimizden uzaklaştırmalıyız! Nedir “sardalya” yahut “konserve kutusu müslüman”? İzahı: Birçok “Müslümanım” diyen, bir kutuya benziyor. Içi boş bir konserve kutusuna .. İçine kadınların dikiş takımlarını koydukları bir teneke kutu ... Ve boyası sıyrık bir “Müslüman” yazılıdır dışında ...

İlk iş olarak yılgınlığımızı tedavi etmek lazımdır!

Yılgınlığımızı tedavi etmek lazımdır! Ve bu davanın tarihi, içtimai, ruhi, umumi fikriyatına malik olmak .. İdeolojisine .. Yani aklımızı işletmek .. Devlete, hükumete müdahaleden tamamen uzak şekilde, kadrolaştığımızı, batmış bir geminin vinçle sudan çıkarılışı gibi, suları iki tarafa atarak çıktığını göstermek .. Bal peteğimizi çizgi çizgi şekillendirmek ve balla doldurmak .. Bunun için, yeni kültür ve heyecan neslini, gençliğimizi yoğurmak .. Ve mutlaka yepyeni bir gençlik hamurkarlığına teşebbüs etmek ...

Bunun için ruh ve kültür mihraklarını teşkilatlandırmak lazımdır. Gazete, mecmua, film, tiyatro, konferans vesaire .. Yani ruh iklimini kurmak için gereken herşeyi, bir mühendis hesabiyle, bir kuyumcu tekniğiyle çizgi çizgi yontmak ... Bu işde de İslam sermayesini harekete geçirmek .. Sırası gelmişken söylüyorum; Harikulade ruha malik birkaç tüccar müstesna, Müslümanların elindeki sermaye korkaktır. Bir de komünist ve yahudi sermayesini düşünün siz .. Ne kadar faal. Bizim sermayemizde ise şuur yoktur ve bu tek kelimeyle bir faciadır.

Şimdi, bütün bu yeni oluşlar içinde, bütün ümitsizliğime rağmen, bir müşahade sahibiyim. Bunu ilk defa birkaç sene evvel Erzurum konferansımda hissettim. İçimi, bunca çilelere, didinmelere rağmen büyük bir ümitsizlik kaplıyordu . Ne olacaktı bu hal? Baktım ki, hiçbir şeyi zayi etmeyen Allah, ilahi muhasebesi içinde, tek noktanın hesabını mahfuz tutan Allah, her şeyi yerli yerine koymuş ... Her konferansımda tekrar ettiğim gibi, ağzımızdan serseri kuşlar gibi dökülen tohumlardan, kayalıklar üzerinde ormanlar peydah olmuş.

Evet, bir yeni nesil gelmektedir. Hiçbir rehberi olmadığı halde, Allah'ın doğrudan doğruya ok gibi attığı, yeni bir nesil .. Bizim de bunda ufak bir hizmetimiz varsa, ebediyen kurtuluşumuzun beratı demektir.

Her kemalin mutlaka bir zevali vardır. Her zevalin de bir kemali.. Bu kadar iniş, düşüş, temenni edelim ki artık kemalinde olsun ve çıkış başlasın. Küfrün zevali başlasın!

Kendisinden ümit kesilemez olan Allahın selamı üzerinize olsun.

Şeyma Kısakürek Sönmezocak - Haber 7

seymakisakureksonmezocak@gmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat