Yıldız Camii suikastı detayları

  • GİRİŞ15.11.2013 09:03
  • GÜNCELLEME15.11.2013 11:01

Tabi bu olay, bahsolunduğu kadar basit bir olay değildir. Olayın oluşumu, sonuçları , kısacası detaylandırılmış halini, meraklısına sunuyoruz.

Berlin kongresinin 61. maddedeki;  Doğu Anadolu'da Ermenilere muhtariyet hakkı tanıma noktasında, hep dik ve kararlı olan Sultan II. Abdülhamit Han'ın, Alman elçisine söylediği; " Ölürüm de 61. maddeyi uygulatmam!" mesajı; 1904 yılında Sofya'da yapılan Taşnak Kongresinde padişaha karşı artık yoğun eylemler yapılması kararının alınmasını kesinleştirir. İstanbul temsilcisi, Kristafor Mikaelyan'ın teklifi ise suikasttir. Bu teklif kabul edilmiş, ayrıca suikastin arkasından da Bâbıâli, Galata Köprüsü, Tünel, Osmanlı Bankası, yabancı büyükelçilikler ve bazı resmi ve özel idarelerin havaya uçurulması da kararlaştırılmıştır. Böylece İstanbul'da müthiş bir kargaşa yaşanacak, ihtilal çıkacak ve yabancı devletler duruma müdahale edeceklerdir.

Suikast kararının bazı aracılarla duyrulduğu da biliniyor. Henri Adolf, bir mektup yazarak Ermeni komitecilerin suikast niyetlerini ifşa eder. Ahmed Celaleddin Paşa da gönderdiği mesajda Jön Türk ve Ermeni komitecilerin padişaha suikast düzenleyeceğinin haberini sızdırır. Daha sonraları Ermeni gazetelerinde de bahsolunan bu suikastin, asıl sır tarafı ise nerede, ne zaman ve nasıl olacağıdır.

Alınan karar doğrultusunca Samuel (Kristafor Mikaelyan), kızı Robina, Lipa Rips (Konstantin Kabulyan) gibi Rusya  Ermenileri, Belçikalı Edward Jorris ile temas kurup, onu da yanlarına alıp suikast hazrlıklarına başlarlar. Padişahın hareketlerini izleyen suikastçılar, Yıldız Camii'ne geleceği bir Cuma selamlığında uygulamaya karar verirler. Padişahın namazdan çıkıp arabasının yanına varmasının ve hareket etmesinin tam olarak 1 dakika 42 saniye tuttuğunu tespit ederler. Bu tespitle birlikte, Camii önüne içinde bir saatli bomba olan araba yerleştirilecek, ve padişah tam oradan geçerken patlatılarak hem kendisi hem de maiyeti yok olacaktı!

 

Yaygın olarak bilindiği gibi, Padişah o gün, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile ayaküstü konuşunca, bomba dışarıda müthiş bir gürültü ile patlar ve Padişah da kurtulur. Oluşan paniğe rağmen;Kızı Ayşe Sultan'ın anılarında geçen şekliyle, "..merdivenin tahminen üçüncü basamağında duran babamı gördüm. Babam gür sedasıyla ve ellerini açarak: "Korkmayınız, korkmayınız!" diye iki defa bağırdı. "Herkes yerinde dursun" diyerek ağır adımlarla inmeye başladı. O'nu bu halde görenler, dağılmış olan maiyet bölüğü, askerler, zabitler hemen yerlerine döndüler. Arabasının önüne gelen babam: "Telaş edilmesin, izdihamdan kimse incinmesin" diyerek arabasına bindi. Babam dizginleri eline aldı. Arabasını her zamankinden daha ağır kullanarak yokuştan çıkmaya başladı. Avusturya-Macaristan Büyükelçisi Baron Von Colice, Misafirhane-i Hümayun'un penceresinden başını sarkıtmış: "Vive Le Sultan, Vive!" diye bağırıyordu. O gün selamlığı seyre gelen birçok Viyanalı da şiddetle el çırparak "Vive vive!" (yaşa yaşa) diye bağırıyorlardı."

Hadise ile ilgili ilk rapor Başiktaş Zabıtası Kumandanlığı tarafından hazırlanmıştır. Buna göre; "Olayda dördü gazeteci, üçü asker olmak üzere 26 kişi  hayatını kaybetmiş, 56 kişi de yaralanmıştır. Ayrıca 20 kadar hayvan ölmüş ve birçok araba da enkaz haline dönmüştür. Olay sırasında "Machine Enfernale" yani cehennemi makine adı verilen ve 80 kilo patlayıcı madde ihtiva eden bir bomba kullanılmıştır. Bombanın patladığı yerde 70 cm. derinliğinde bir çukur meydana gelmiştir.."   

Bu rapor sonucu hemen bir soruşturma komisyonu kurulur. Tahkikat devam ederken Yıldız yokuşunda bulunan bir lastik parçası, İstanbul'da o dönemde lastikli araba sayısının pek az olması olayın çözülmesinde büyük etkendir. Parçalanan araba enkazları içinde 11123 numarasının ve Neseldorfer yazısının tespit edilmesi, suikastte kullanılan arabanın Viyana'da bir fabrikada üretildiğini ispatlar. Bu arada elebaşı Jorris yakalanır. Bazıları ise kaçmayı başarır. Jorris'in verdiği ifadeler ışığında, kullanılacak bombanın Paris'ten satın alındığı, Atin ve Varna yoluyla ve birçok ayrı paket halinde İstanbul'a getirildiği, burada Silviyo Ricci'nin teslim aldığı ortaya çıkar. Edinilen bir bilgi de, arabanın satın alınışından, suikast masraflarına kadar tüm detaylar için toplam 300.000 Frank harcandığı da öğrenilmiştir.

Suikastte kullanılan arabanın da, Nisan ayında Mari Zayn adında bir kadın tarafından, yanında Bulgarcadan başka bir şey konuşamayan sakallı bir şahıs ile Viyana'da bir araba fabrikasının mağazasına müracaat edilerek seçilmiş, fakat daha sonra Silviyo Ricci tarafından sipariş verilmiş,  Avusturya sistemi bir fayton olduğu ortaya çıkmıştır.

Kurgunun detaylıca düşünüldüğü bu suikast sonrası, Jorris yüzünden Belçika ile ciddi krizler yaşanmıştır. Belçika'ya teslim edilip edilmeyeceği, burada yargılanıp, suçunu orada çekmesi gibi değişik fikir görüşmeleri sonucunda Belçika ile sorunlar yaşanmış fakat Jorris'e verilecek hükmün Osmanlı topraklarında uygulanmasına karar verilmiştir.

Suçluların yargılandığı muhakeme reisliğini yapan Necip Fazıl'ın dedesi  Mehmed Hilmi Efendi; Jorris'e idam kararını vermişse de, Sultan Abdülhamit Han, Belçika'nın birçok defa istemesi sebebiyle değil, kendisi istemediği için makumu affetmiştir.   Hatta ve hatta affetmekle kalmaz , daha sonralarında Jorris'i Osmanlı Devleti hizmetinde de kullanmıştır.

seymakisakureksonmezocak@gmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat