''Fatma''

  • GİRİŞ15.05.2009 10:35
  • GÜNCELLEME15.05.2009 10:35

Geçtiğimiz haftalarda AK Parti Kadın Kolları Genel Merkez Başkanlığı’nın davetlisiydim.

Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin başkanlığında çalışan bu devasa yapı, her ne kadar siyasetin içinde anılsa da benim için “Türkiye’nin en büyük sivil kadın örgütü” olması hasebiyle önemliydi... Tüm il, ilçe, mahalle ve sandık yapılanmalarıyla birlikte düşünüldüğünde öyle zannediyorum ki; sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en geniş kadın örgütlerinden birisi aynı zamanda...

Bizler, siyaset ve sivillik kavramlarını pek bir arada düşünmeye alışık değiliz. Ama çok partili yaşamın, aslında çok sesli sivilliğin garantörlüğünü yaptığını da unutmamak gerekiyor. Ne ki; bizde siyaset, aynı zamanda devlet ve yasa olarak da algılandığından, siyasal partilerimiz, kuruluş özlerindeki anlam olan sivilleşemeyi bir türlü sağlayamıyorlar... Halkın temsilcisi olduklarını unutup, halkın yöneticisi olmaya odaklanıyorlar. Bunun sonucunda da halktan kopuk, hatta sivil karşıtı bir içerikle siyaseti, yukarıdan aşağıya doğru mesafelenmiş bir halde yeniden yapılandırıyorlar...

Bu manada Fatma Şahin kimliği, benim için bir yanı kamuda bir yanı sivilde olan haliyle, Türkiye’ye has paradokslarımızı çözümleme açısından oldukça önemli geliyor. Hemen baştan söyleyeyim ki; kendine güvenli, çalışkan, dost canlısı, konuşmaya olduğu kadar dinlemeye de açık, samimi, pozitif bir kadın Fatma Şahin. Ekibindeki diğer kadın arkadaşlarıyla birlikte sergiledikleri dayanışma ve teşkilatın hemen her kademesinden verdikleri bilgilerle, öyle zannediyorum ki; AK Parti’nin başarısının ardındaki temel gerçeklerden...

Onları masa etrafında dinlerken, Türkiye haritasının capcanlı bir halde önüme açılmış olduğunu zannettim adeta. Mardin’deki hepimizi hicrana boğan toplu katliam hakkında bölgede yaptıkları araştırmalardan ve hazırlamakta oldukları raporlardan söz ettiler. Kız çocuklarının eğitimi önündeki engellerden de bahsedildi. Emine Erdoğan Hanım’ın öncülüğünde devam ettirilen kız çocuklarımız ve kadınlarımız için okuma yazma, eğitim ve istihdam programlarından bahsettiler. Biz bunları konuşurken, İznik Belediye Meclis üyesi Zeliha Peşte örtülü olduğu gerekçesiyle henüz istifa etmemişti. Arkadaşlarının bu durumu hakkında ne düşündüklerini bilmiyorum ama terör, şiddet ve ekonomik kalkınma gibi konularda söyleyecekleri sözler, katettikleri önemli mesafeler, girişimler var. Zeliha Peşte’nin yaşadığı şey de açık bir ayrımcılık, bir şiddet hatta terör değil mi?

Onları dinlerken, kadın meselesi dendiğinde şimdiye dek alışageldiğimiz elitist ve tepeden inmeci, emirvakilerle bilinç yükseltimi şeklinde ikame edilen ve her seferinde ya ters tepen ya da ciddiye alınmayıp kadük bırakılan sanal kalkınma paketlerimiz de geçti gözlerimin önünden birbir... “Kız Liseleri” meselesini ağzına aldığı için aforoz edilmek istenen Mardin Valisi mesela... Tuzu kuru ve uzaktan bir yerden söylev patlatmıyor. Yörenin içinden, insanların can evinden, içlerinden konuşuyor. Bize bir şey söylemek istiyor, bir alarm zilini çalıyor. Ama doğruyu söylediği için, imdat flaması çektiği için suçlu ilan ediliyor. Kimler tarafından? Guya sivil olması gereken örgütler ve guya sivil köşe yazarları tarafından... Bizde aydınlarımıza has böyle bir kurtarmacı zihniyet hakim... Bu bakış açısı ister istemez sizi sivil olmaktan çıkarıp, üstenci bir edayla zaten kurtulmuş olanlardan eyliyor... İki cins kadın çıkıyor böylece ortaya: Kurtulmuş olanlarla kurtarılması gerekenler... Fatma Şahin ve arkadaşlarının sahici ve gayretli tavrını, bu yüzden önemsiyorum. Onlar kadınlar hakkında böyle bir kategorizasyona gitmiyorlar. Genel Merkezdeki ekibi tam bir Türkiye rasadı, hem Batı’dan hem Doğu’dan her yöreden gelmiş, meseleye hakim kadınlarla, birlikte çalışıyor. Kulakları işitmek için açılı, gözleri görmek için... Dışlayıcı olmanın, insanlara yüksekten bakmanın hiçbir işe yaramadığını gayet yakından bilen kadınlar...

Fatma Hanım’ı dinlerken Kuzey Afrika modernleşmesini projelendiren Fransız sömürge valilerinin, “Fatmalar” ismini verdikleri yerli halkın kadınları ve onların tabi tutulduğu zoraki değişim süreçleri de geldi geçti gözlerimin önünden... “Fatmalar”ın modernleşmesini kabataslak üç kalemde topluyordu Fransız valiler; Fransız kolejlerinde eğitim almaları, Fransız görgüsü ve lisanını öğrenmeleri ve “hayık” ismi verilen yerel giysilerinden sıyrılmaları... Bernard Lewis, Orta Doğu’nun geleceğiyle ilgili değişim anahtarının, kadınların elinde durduğunu elbette boşa söylemiyordu. Doğu dendiğinde, toplumsal değişimin, üzerinden projelendirildiği nesne kadın olduğu içindir ki, hedefte oturan kişi hep “FATMA” olmuştur... Afrika’ya uzanmaya gerek yok, Zeliha Peşte Afrika’da yaşamıyor. Kendi ülkemizde bizler de benzeri bir değişim projesine tabi tutulduk ve tutulmaktayız. Aslında siyasete dair “kamusal mı sivil mi” paradoksu da bu serencamın bir parçası, yukarıdan aşağıya doğru emir komuta zinciriyle tatbik edilen zoraki yaptırımlar manzumesi tüm yaşadıklarımız...

Antep’teki bir tekstil atelyesinin kimya laboratuvarından Ankara’ya yürümüş Fatma Şahin’i, o kalabalık “Fatmalar” güruhundan bir Fatma olarak dinlemek heyecan vericiydi. Tayyip Erdoğan’ın başarısının altında öyle zannediyorum ki böylesine sahici, emektar, sivil kadın imzaları var... Alınteri, bir kadına en çok yakışan giysi sanırım. Medya lobileriyle, kulis faaliyetleriyle, ihale şebekeleriyle işi olmayan bir kadın... İş önlüğünü hiç çıkarmamış gibi geldi bana... “Armut piş ağzıma düş” diyenlerden değil...

Sibel ERASLAN - Vakit

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat