Hangi ''Final''den Bahsediyoruz?

  • GİRİŞ04.03.2010 09:29
  • GÜNCELLEME04.03.2010 09:29

Cemrelere girdik mi? Hani önce havaya, sonra suya, sonra da toprağa düşer ya cemreler...

İklim değişikliği, gecelerin kısalması, gündüzlerin uzaması gibi bir şey. Her şey milim milim gelecek, her şey milim milim değişecek... 1968’de Hatice Babacan’ın örtüsü yüzünden okuldan atıldığı günden beri, tam 42 yıldır sabırla bekliyoruz; en uzun gecelerin bitmesini, gündüzlerin daha uzun, cemrelerin daha sıcak ve hayat bağışlayıcı gücünü... Oysa hep gece, hep kıştır geçtiğimiz yollar... Zemheri, Karakış, Öküzdüşüren, Filizkıran Fırtınası... Göçmen kuşlar gideli epey oluyor. Ne zaman dönerler? Dönecekler mi? Ya burada bekleyenler? Beklerken büyüyüp, yasaklarla yaşlananlar ve yasaklarla ölenler?

*

Kuşlar... Envai çeşit, rengarenk, boy boy kuşlar... Kıyleler, üveyikler, mekeler, su tavukları, orman güzelleri, sarı kafalar, ispinozlar, göğsü kızıllar, yelveler, bıldırcınlar, keklikler, toygarlar, turaçlar, bozçeleğenler, çavuşkuşları, sığırcıklar, daha neler neler... Allı turnalar, leylekler... Son leylek gideli bu diyarlardan, kaç gün oluyor? Ayşe’ler, Fatma’lar, Melek’ler? Tam binlerce kız çocuğu; tren garlarında, bilet kuyruklarında, gitme sırasında, indirimli uçuş seferleri için peronlarda bekleyen, göçmen kızlar... Tala’al bedru aleyna’larla Medine kapılarına hicret etmiş eski kızlardan değil ama onlar... Yeni kızlar, tersinden bir uçuşla onlara dar ettiğimiz bizim diyarları terk ediyorlar, hem de yıllardır... Sahi neresi oluyor bizim diyar, bizim diyar ne yana düşer? Hangi kolsaati, hangi pusula, hangi açılım gösterir bizi? Tersinden ve rüzgara karşı uçmak... Hava soğuk, cemreleri görene aşkolsun... Unutulmak mı? Ah, unutulmuş olmandan söz edebilmemiz için önce var olman gerekli küçük kız... Var mısın? Nerdesin?

Bir de orta kızlar var, onlar bekliyorlar, onlar seyir defterini tutuyorlar ve kuşları sayıyorlar, gidenleri ve gitmeyenleri: “Cemreleri bekliyoruz” diye yazıyor günlüklerinde. Kendilerini kapattıkları çalışma odalarında Kill Bill gibi hazırlanıyorlar Ölüm Meleği’nin altın vuruşuna, ahirete: Son nefese kadar tetikte... Biz tetikte olmasak da hayata dair bir beklentisi olan herkes bekliyor... Başlarının çaresine bakmayı çok küçük yaşta öğrendiler hepsi de.

2002 yılında okullarına girmek ve ders yapmak istedikleri için kollarına kelepçe takılan 13 yaşındaki örtülü kızlar bugünün hesabıyla, 21 yaşındadır artık. Keskin nişancı gönderilen Küçükköy İmam Hatip’in kızlarından çoğu, anne oldular geçen yıllar içinde. Bahçesine panzer dayanan Bursa İmam Hatip kızlarından ikisiyle Sareyova’da karşılaşmıştım, biri sinema filmi çekeceğim diyordu, diğeri makine okuyacakmış... “Burası Bursa’ya çok benziyor ama Bursa’dan ağır geçiyor kışları” demişlerdi. Omuzlarına bakmıştım, o kadar dar ve küçüktü ki, alınları ise bir o kadar parlak ve yüksek... “Yerlere sakın ha terliksiz basmayın ve hırka giyin sırtlarınıza” demiştim. Söyleyecek çok şeyim yoktu. Başlarının çaresine bakacaklarını adım gibi biliyordum. Benim küçük göçmen kuşlarım...

*

“Ben beklerim” dedi, Üsküdar İskelesinde dergileri karıştıran kızlardan birisi. Örtü yasağı yüzünden felsefeyi bırakmak zorunda kalmış. Eyüp Sultan’da mezar taşlarını okuyan bir grup arkeologla yaptığı okumalardan bahsediyor. Gülümseyerek, “ben beklerim” dedi bana, sanki Yemen’e giden nişanlısını bekliyor gibi, sanki Ferhat İle Şirin masalını ters yüz etmiş de Ferhat’ın yerine geçmiş gibi... Daha delecek çok dağ var sana küçüğüm... Sen böyle sabırla bekledikçe ve Ahzap Suresini başında dimdik taşıdıkça, sana dağ mı dayanır? Kulluk önce dağlara verilmiş de dayanamamış dağlar, paramparça oluvermişler haşyetten. Dağın dayanamadığına dayanmak, senin gibi küçük bir kıza yazılmış!
Kızlar, kuşlar, yıldızlar ve dağlar...

Örtülü kızların kimi bir burs bulup ülkeyi terk etti. Binlerce kız, kuş olup uçtu... Kimi de beklemeyi tercih etti, kendilerine yasaklanmış ders kitaplarını rafa kaldırıp hayatı başka türlü deniyor onlar; çocuk bakıcısı iktisat doktorları mı, sekreterlik yapan avukatlar mı, terzi çırağı mimarlar mı ne ararsan var... Bazısı evlendi, bazısı evde kaldı, hapistekiler tahliye, hastanedekiler taburcu oldu. En son mektubunu Kongo’daki bir sahra hastanesinden aldığım eski kızlardan- doktorlardan birisi, anneanne oldu, yasakların içinde dördüncü kuşağı geride bıraktık...
28 Şubat 1997 sonrası okulundan ve işinden atılan örtülü kızların, yaşadıkları yasaklar hakkında başlattıkları suç duyuruları, 30 binlerdeydi. (2002 İstanbul Hukuk Bürosu araştırması) Kocaeli, İstanbul, Ankara, Sakarya, Van ve Ağrı’da yıllardır her cumartesi günü toplanan kızlar, bu yılı da yasakları protesto ederken büyüyerek geçirdiler...

Göçmen kuşlar çoktan geçip gitti. Benim işim, bekleyenlerle.

42 yıldır devam eden başörtü yasakları, sınırlarımızı aşalı çok oluyor. Diri diri toprağa gömülen bu kız çocuklarına suçunuz neydi diye sorulduğunda, suçu üstlenecek birilerini arıyorum. Suç kelimesi belki ağır kaçıyor. Keder diyelim de kimse alınmasın o zaman...

28 Şubat 2010’da duvarları boylu boyunca kapladığımız: “Erken Final” afişlerinin önünde içimden geçenler bunlardır...

Hangi Final’den bahsediyoruz?

Sibel Eraslan - Vakit
sibeleraslan@hotmail.com

Yorumlar3

  • mehmet tokat 15 yıl önce Şikayet Et
    AŞAĞIDAKİ YORUMLARIMDAN ÖTÜRÜ SİBEL HANIMI TENZİH EDERİM. ama kimse bana bunun bir tevafuk olduğunu anlatmasın. çok garip bir durum. tam yargı reformu ve tam kapatma davası açılması konusu gündemdeyken birden ergenekoncu zihniyeti kışkırtan AMA YÜZDE YÜZ, KESİNLİKLE BAŞARI KAZANILAMAYACAK BİR ŞEYİ ISRARLA GÜNDEME GETİRMEK.. hiç normal değil. bi gariplik var.
    Cevapla
  • mehmet tokat 15 yıl önce Şikayet Et
    BAŞBAKANA VE HÜKÜMETE UYARIM ŞUDUR:. tam siz yargı reformu yaparken, tam ülke ergenekonu bitirmek üzereyken, iki ay beklense bir sonuç çıkacakken birden başörtüsü konusu tekrar gündeme getiriliyor. 6 ay 1 yıl susuluyor tam bir şey olacakken birden başörtüsü konusu... BUNDA ARTIK BİR ART NİYET ARAMAYA BAŞLIYORUM. saflık desem pek öyle değil. bir insan bir kere tokat yer akıllanır. ikinci, üçüncü.. yüzüncü... yapmayın, bunda bir gariplik var. 1 yıl beklense, 100 yıldır yapılamayan yapılacak ama beklenmiyor, bir gariplik var bu işte.
    Cevapla
  • mehmet akın 15 yıl önce Şikayet Et
    herkese var, bize neden yok?. Sevgili Sibel hanım, yine güzel bir yazı ve yine gözlerimden süzülen yaşlar, göçmen kuşlarımıza. Yazıyı okurken şunu düşündüm herkese açılım yapıyorlar Aleviler , Kürtler Ya Müslümanlar? Onlar herzaman mı "öz yurdunda garip" kalacak? Başlarından örtüsü çekilip alınan onlar, okullardan atılan onlar, sokaklarda hor bakılan onlar, İnandığı yaşamaya çalıştığı için sürgün edilen, hapsedilen, dahası idam edilen hep onlar ama onların bir açılımı bile olmadı dahası bunu dile getirmeye cesaret edende olmadı
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat