Peki ben niye öldüm anne...
- GİRİŞ11.06.2010 08:17
- GÜNCELLEME11.06.2010 08:17
Sarsıcı bir karikatür gördüm geçen gün. Mezartaşının hemen altından yükselen düşünce balonunda şunlar yazılıydı: “Her iki taraf da kan akmasın yeter diyor, peki ben niye burada yatıyorum anne?” diye soruyordu toprağa verilmiş bir genç...
Anne sesi, tüm naif ve kırılgan tarihinin içinde belki de en önemli dönüşümünü yaşıyor. Dünyada ve ülkemizde siyaset dendiğinde pek de hesaba katılmayan bu garip ve içli ses, artık evrensel barış tezinin üzerinden yükseldiği en sahici eksen haline geldi, farkında mısınız?
Bunu, “Şer Ekseninden Ninniler”i (lullabies from axis of evil) dinlerken de farketmiştim. Küba'dan, Afganistan'dan, Irak'tan, İran'dan, Filistin'den, yani Bush'un şeytan ekseni dediği diyarlardan yükselen ninnilerin longplay kaydını dinlerken de...
Bunu Türkçe Olimpiyatları'nın devasa finalinde “Anne” şiirini okuyan Afgan kızın sesinde de gördünüz... Bunu Mavi Marmara'da katledilen sivil barış gönüllüleri için ayağa kalkan dünya vicdanında da hissettiniz. Yine bunu, “anneler ağlamasın” diye başlayan demokratik açılımın her şehit cenazesinde hicrandan kararlılığa dönüşen tüm zorlu aşamalarında da hissediyorsunuz...
Öte yandan, yaşanan şiddeti ve hukuksuzluğu estetize edip örtbas için de kullanılabilecek bir enstrüman hiç kuşkusuz annelik. Herkes kendi ölüsünü herkes kendi annesini göstererek, yaslar üzerinden katmerlenerek intikal edecek kendi destanını yazmaya çalışabilir.
Bu kısmen doğru...
Ama bir de güç odakları ve politika stratejistyenlerinin hesap edemediği başka bir akıma da sebep oluyor tüm yaşadığımız pervasız şiddet olayları... Analar sadece gözyaşı döken kimliği ile değil, hesap soran ve biribirinin acısına kulak veren evrensel vicdani kimlikle de bir araya gelebiliyor... Ki bu aslında salt annelerin değil, yeryüzünün vicdanı halini alıyor...
Şirin Afgan Kızı'nın Türkçe olarak okuduğu ve doğrusunu isterseniz dinlerken benim de ağladığım şiir şüphesiz annelik hissiyatının tercümanlarından. Ama bunu sadece şiirin manası ve terennümün harikalığıyla kısıtlarsak, salt, vaka ve duygulanış haline indirgeriz o anlık hissiyatımızı... Oysa şiirin derinliğindeki soru: “Afganistan'da ne oldu?” şeklindedir. Şayet bu soruyu sormazsak ve cevabı apaçık ortada duran ve 1979'dan beri süregelen Rus ve Amerikan işgallerini hatırlamazsak, bununla mücadele ve hukuk kaygısı taşımadan bakarsak bu duruma... Küçük kızımızın okuduğu şiiri bir dinletiye, iç anlamlarından koparılmış bir gösteriye mahkum ederiz...
Aynı durum Mavi Marmara şehitlerinden Furkan Doğan ile de gündemimizde. Furkan'ın müessif ölümü üzerinden “lise öğrencisi o yardım gemisinde ne arıyordu” şeklindeki soru kadar “şehit”lik üzerinden yapageldiğimiz tüm konuşmaların da, meselenin üzerinde oluşturduğu duygusal bulutları aralamayı bilmeliyiz. “Gazze'de ne olmuştu da Mavi Marmara yardım yoluna çıkmıştı?” sorusunu sormadan Furkan Doğan'ın kanıyla yazıp okuduğu şiiri anlamak kolay değil... Orada İsrail'in uzun yıllardır insanlık vicdanında açtığı derin yaralar, fay hattı duruyor. Bunu görmeden, farketmeden, bu açık hukuksuzlukla mücadele etmeden Furkan hakkında konuşmak, belki onu bir zafer takına dönüştürebilir ama meseleyi halletmez...
Yüreklerimizi dağlayan Mehmetçiklerimizin bayrağa sarılmış tabutlarına hicranla bakarken de aynı durum sözkonusu. Hem analar artık ağlamasın diyoruz, hem de anaların kor düşmüş yürekleri üzerinden koygulu politikalar üretiyoruz. “Neden?” diye soranımız yok. Madem bu kadar çok barış istiyor herkes, madem bu kadar çok demokrasi istiyoruz hep birden... Peki çocuklarımız niçin ölüyor? Kimse gerçeği söylemiyor. Gerçeğin bilinmeyişinin bizi götüreceği kutsal sunak: “Vatan Sağolsun”a çıkıyor. Elbette vatan sağolsun da, Mehmetlerinin sağ olamadığı bir vatan, hiç mi eksik gelmiyor hiçbirimize...
NEDEN?
Anneler, çocuklarının ölümüne ağlarken, gözyaşlarıyla yazdıkları tek kelimelik şiir budur:
NEDEN?
Eğer dökülen kanın, gözyaşının nedenine inmezsek, yeryüzünün tüm adalet tartıları iflas eder. Sahicilikten adım adım uzaklaşırız. Herkes kendi ölülerini kutsayarak, kendi güzel ve dokunulmaz sınırlarını çizmeye devam eder. Çocuk ölüleri, yararlılar ve zararlılar olmak üzere özenle ikiye ayrılır. Herkes kendi ölüsünü sevmeye devam eder.
Annelik, sorumluluk içeren bir dil kuşkusuz... Şimdi tuttuğumuz yasların içinden bu soruyu cesaretle sorabilmeliyiz: NEDEN?
Sibel Eraslan - Vakit
Yorumlar6
-
gaziosman
15 yıl önce
Şikayet Et
...... sibel hanimi cook onceden tanirim ta refeahpartisi zamaninda kadin kollari baskani iken fransaya gelmisti ve kendisinin cok kibar ve nzik bir insan oldugunu biliyorum ve bu yaziyi da cok icten ve cesaretle yazdigini dusunuyorum.ama bu kadar goz yasinin nedenini ogrenmek icin aslinda ben turkiyede ve dunyada yasayan 80 yasin ustundeki muslumanlarin korkakligina bagliyorum.haklinin ve mazlumun yaninda olmayi becerememisler ve korkak olmuslar hep bana dokunmayan yilan bin yasin demisler.ve simdi o yilanlar biz
Beğen
Cevapla
-
noter tasdikli yorumcu
15 yıl önce
Şikayet Et
evlat kaybolduktan sonra. bana ne bu dünyanın topraklarından. Allah göstermesin ama ben öyle bir durumda kıyamet düşmüşken yüreğime, vatan sağolsun diyemem. benim evladım kurban edilmeden vatan sağ olamıyor mu? siyaset meclis ne işe yarıyor? evlatlarımızı kurban verdikçe çözüme mi yaklaşıyoruz?
Beğen
Cevapla
-
umut beydağı
15 yıl önce
Şikayet Et
neden biliyormusun küçük kız?. sen ölürken Muzaffer amca Yaprak dökümü izliyordu, sen ölürken Mehmet amca camiden eve evden camiye gidiyor, kimseye Allahı anlatıp, imanını artırımıyordu, sen ölürken Latife abla koca bulma derdindeydi, sen ölürken Ahmet Amca niye evrim teorisine karşı ilmi çalışma yapalım ki, ne gerek var diyordu, sen ölürken Berkcanlar tatile gidiyordu, kusura bakma...
Beğen
Cevapla
-
falan filan
15 yıl önce
Şikayet Et
YEMENİ UNUTMA UNUTTURMA. Sayın Eraslan, böyle hamasi yazılar yazmak kolay. Bir de Yemen çöllerinde şehit olanların neden şehit olduklarını da bir araştırın da yazın bakalım, yüreğiniz varsa!... Orada Arapların yıllarca Türk askerlerine yaptığı hainlikleri de araştırın ve Yemende bu hainlikler nedeniyle eş ve çocukları şehit olan kadınların ağıtlarına da yer verin!...
Araptan dost olmaz artık bunu kafanıza sokun!......
Beğen
Cevapla
-
mehmet tokat
15 yıl önce
Şikayet Et
NEDEN, BEN DE SORUYORUM NEDEN TÜRK VE İSLAM ALEMLERİ BİRLEŞSİN. İSTEMİYORSUNUZ SİBEL ERASLAN? NEDEN?.... çünkü bir barış birliği, bir adalet birliği, bir hoşgörü birliği, bir selam birliği, bir kardeşlik birliği, bir medine vesikası birliği, bir mazlumu koruma birliği, bir aynı Allaha inananların gönül birliği, bir ekonomik birlik, bir teröre karşı hep birlikte durma birliği, bir güç birliği neden istemiyorsunuz sibel eraslan? NEDEN? NEDEN MÜSLÜMANLAR FAKİR OLMALI DA YAHUDİLER, HRİSTİYANLAR, MASONLAR, SİYONİSTLER ZENGİN OLMALI? NEDEN İLLA MÜSLÜMANLARI FAKİR İSTİYORSUNZ
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle