Tesettürlü bir doktor: Ayşe Hümeyra Ökten

  • GİRİŞ21.10.2010 08:53
  • GÜNCELLEME21.10.2010 08:53

Yeniden gündeme oturan kadınların örtünme, tesettür hadisesi, medyada adeta bir kızılca kıyamet kopartılırcasına bizleri esir aldı...

Maalesef televizyonda seyrettiğim birkaç örnekte konuşmacıların bilgi ve üslup yoksunu halleri veya reyting kaygısıyla girişilen dalaşmalar, her birimizi yakinen incitiyor. Tesettür konusunu ve verilen hukuki mücadelenin içeriğini bilmemeyi elbette tam anlamıyla eksiklik olarak sunamam ama bu konuda ortaya çıkan örtülü kadınların hiç olmazsa biraz hazırlıklı olması gerekmez mi? Kişisel bir şova indirgenen haliyle tesettür, sanki ekrana çıkan örtülü kardeşimizden ibaretmiş gibi algılanıyor. Oysa örtünmenin ciddi anlamda geleneği olan bir ülkedeyiz. Bugün size 1925 doğumlu Doktor Ayşe Hümeyra Ökten’den bahsetmek istiyorum. 85 yıllık ömrünün 57 yılını doktorluk yaparak insanlara hizmetle geçirmiş, hayatını hastalarına adamış, tek başına bir vakıf gibi çalışan Hümeyra Ökten ismi hafızalara kazınan çağın kahramanlarından biri aslında. Hem de gürültüsüz-patırtısız ciddi bir azimle yaşamın her türlü zorluklarına göğüs germiş bir kadın.

İmam Hatip liselerinin kurulması için büyük çaba harcayan merhum Celalettin Ökten’in kızı olan Hümeyra Hanım, babasından ve annesinden geleneksel eğitim ve terbiyeyi almıştır. Hiç evlenmediği ve anneliği yaşamadığı halde yakın çevresinin ‘Hümeyra Anne’ diye hitap ettiği bu adanmış ruh, hâlâ yakın çevresindeki hastalara yardımcı olarak mesleğini ifa ediyor. 1959’dan beri ise İslâm dünyasının da yakından tanıyıp sevdiği bir hekimdir o; “Tabibe-i hazıka-i mütedeyyine” diye nam salmıştır.

Hümeyra Hanım, mezun olup ihtisasını tamamladıktan sonra, ilk olarak Verem Savaş Dispanserlerinde çalışır. Beyazıt Çarşıkapı’da da bir muayenehane açarak daha çok kadın olan hastalarını düşük ücretle muayene eder. İstanbul’dan ve Anadolu’nun her yerinden hastalar gelir. Suudi Arabistan o dönemde mühendislere ve doktorlara oturma izni vermektedir. Müracaat edip 1959’da oturma izni alır. Bundan sonra her yıl mübarek üç ayları ve Hac mevsimini Hicaz’da geçirir, her milletten hastaya bakar. Çağımızın değerli alim ve hizmet önderlerinden Mehmet Zahit Kotku Efendi’nin Hümeyra Hanım’ın hayatında özel bir yeri olmuştur. Hocaefendi ile Kızılay doktoru olarak gittiği ilk Hac’dan dönerken vapurda tanışan Hümeyra Hanım, bir daha alakasını kesmemiştir. Kotku Hazretlerinin ‘doktor abla’ dediği Hümeyra Hanım, 1980’deki son Hacc’ında da kendisine eşlik eder.
Ömrü boyunca ‘kadın başıma ne yapabilirim ki’ düşüncesini aklına bile getirmeyen Hümeyra Hanım, karşılaştığı bütün zorluklarla, sıkıntılarla iman, sabır ve tevekkülün verdiği güçle mücadele etmiştir. Hizmet hayatı yoğunlaştıkça her genç kıza mahsus evlilik hayalleri de uzaklaşmış; kendi ifadesiyle: “Her eve bir anne lazım, annelik çok yüksek bir mevki ama yedi mahalleye de bir doktor gerek. O da ben olayım, annelere bakayım” diye düşünmüştür. O zaten tanıyan herkesin Hümeyra Annesidir...

Bu hayat öykülerini sözden yazıya geçirirken hem tarihe not düşebilmek, hem de çağımızdaki genç kadınlara, geleneğin içinden bugüne kadar taşınmış ritmleri de hatırlatabilmek derdindeyim. Seçkincilik değildir bu.

Herkes doktor, herkes sanatçı olacak diye bir şey yok elbette. Ama tesettür bizlerle ortaya çıkmış yeni moda bir hadise de değildir. Ekranlarda çoğu defa çizilen reyting mahsulü şovlar, en az yasaklar ve çekilen çileler kadar ruhumuzu muazzeb ediyor.

Yeni Akit

Yorumlar3

  • Umit Erdal 15 yıl önce Şikayet Et
    Çok güzel bir öykü. Sayın yazara çok teşekkürler, böyle bir kişiyi bize tanıttığı için. Keşke böyle müstesna insanları daha fazla tanıtsak ve okusak. İçimiz umutla doluyor.
    Cevapla
  • fikret subaşı 15 yıl önce Şikayet Et
    ellerine sağlık. Yazınız önemli mesajlar taşıyan güzel bir adanmışlık hikayesi. teşekürler. Bukadar fedakarlık yapan başörtülü varken ve bugüne kadar eğitim gördükleri üniversitelerde hiçbir şekilde bir suça karışmamışken, başı açık ve örtülü öğrenciler çok samimi arkadalık kurarlarken neden bukadar başörtü düşmanlığı var anlamakta zorlanıyorum.
    Cevapla
  • Ekrem Erol 15 yıl önce Şikayet Et
    Gayet Basit!. Bırakın insanlar istediği gibi inansın, istediği gibi yaşasın, istediği gibi giyinsin. İnsanlara bir dayatma yapmayın, insanları bir şablona oturtmayın! 21 yy.da tartıştığımız konuy bakın! Cumhuriyet ile yasalarını şeksiz-şüphesiz aldığınız batı ülkelerina bakın!
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat