Ortadoğu’da sessiz cephe: ABD-İran arasında ne oluyor?
- GİRİŞ08.02.2026 09:07
- GÜNCELLEME08.02.2026 09:07
İran ile ABD arasında bugün 'savaş' kelimesi yüksek sesle telaffuz edilmiyor. Ama kimse de bu iki ülke arasında gerçek bir normalleşmeden söz etmiyor. Ortadoğu’nun en kırılgan hattında, taraflar uzun süredir bir çatışmadan çok sürekli teyakkuz halini yönetiyor. Yani sessizce savaşıyor...
Washington, bölgede askeri varlığını azaltmıyor, sadece biçim değiştiriyor. İran ise doğrudan karşı karşıya gelmeden, vekil aktörler üzerinden ABD’ye alan daraltmaya devam ediyor.
Kızıldeniz’de, Irak’ta, Suriye’de yaşanan her gelişme, bu iki ülkenin birbirine gönderdiği dolaylı mesajlar olarak okunuyor. Açık savaş yok, ama herkes kimin kimi hedef aldığını biliyor.
Bu gerilim, Trump döneminde kopan nükleer anlaşmanın hala yerine konamamasıyla daha da derinleşti. Biden yönetimi diplomasi vurgusu yaptı, fakat sahadaki gerçeklik diplomatik cümlelerden çok daha sert.
İran nükleer kapasitesini artırırken, ABD yaptırımlar üzerinden baskıyı sürdürüyor. İki taraf da geri adım atmıyor, çünkü geri adım bu denklemde zayıflık olarak görülüyor.
Asıl dikkat çekici olan, bu gerginliğin artık “olağan” kabul edilmesi.
-ABD üslerine yönelik saldırılar haber oluyor ama şaşırtmıyor.
-İran’a yönelik yeni yaptırımlar açıklanıyor ama gündemi sarsmıyor.
-Dünya, İran–ABD gerilimini bir kriz başlığı olmaktan çıkarıp, kalıcı bir durum gibi izliyor.
Oysa bu kalıcılık, büyük bir kırılganlığı da beraberinde getiriyor.
Tek bir yanlış hesap, tek bir kontrolsüz saldırı, yıllardır dengede tutulan bu gerilimi doğrudan çatışmaya dönüştürebilir. Diplomasinin bu kadar zayıf, askeri hazırlıkların bu kadar güçlü olduğu bir denklemde, kazara yaşanacak bir kriz bile zincirleme sonuçlar doğurabilir.
İRAN İÇİN ABD, ABD İÇİN İRAN
İran açısından mesele sadece ABD değil. Bölgesel güç olma iddiası, İsrail’le dolaylı mücadele ve iç politikadaki baskılar bu sert duruşu besliyor.
ABD içinse İran, sadece bir Ortadoğu meselesi değil. Çin ve Rusya ile yürütülen küresel rekabette denge unsurlarından biri. Bu yüzden Washington, Tahran’a karşı yumuşak görünmek istemiyor.
Türkiye ve bölge ülkeleri içinse bu tablo tanıdık.
Her gerilim dalgası enerji fiyatlarından güvenlik risklerine, diplomatik manevra alanlarından iç politikaya kadar geniş bir etki yaratıyor.
İran–ABD hattında yaşanan her titreşim, Ortadoğu’nun tamamında hissediliyor.
İKİ ÜLKE NEYİ BEKLİYOR?
Peki, bu iki ülke gerçekten bir çatışmadan mı kaçınıyor, yoksa sadece çatışmanın zamanını mı erteliyor?
Çünkü tarihte uzun süre yönetilen gerilimlerin çoğu, sonunda ya bir masada ya da bir cephede çözülmüştür. En son Umman’da kurulan masa, tarafların pozisyonlarını yeniden teyit ettiği, sınırlı bir diplomatik girişim olarak kaldı.
Öteki tarafta cephe ise her an dolabilecek kadar hazır.
Dünya bir kez daha, savaşsız bir gerilimin ne kadar sürdürülebileceğini izliyor. Ve bu bekleyiş, en az savaşın kendisi kadar tehlike saçıyor.
Yorumlar1