Ailelerin öğretmenlere karşı algısı değişti
- GİRİŞ17.04.2026 08:14
- GÜNCELLEME17.04.2026 09:41
İstanbul'un Fatih'i, müjdelenmiş komutan Fatih Sultan Mehmet Han, kolay kolay sultan olmadı. Onun eğitiminde, yetişmesinde Akşemseddin'in rolü çok büyüktü. Ve hocasına karşı Sultan 2. Murat için akan sular dururdu.
O kadar büyük saygısı vardı ki oğlunun hocasına...
Çok yaramaz bir öğrenciydi Fatih Sultan Mehmet şehzadeyken. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen, “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ederdi.
Padişaha şikayet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale geldi.
Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı.
“Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat “Buyur çekinmeden anlatabilirsin” dedi.
Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya.
“Padişahım oğlunuz, ciğerpareniz Mehmet çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor” deyince II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldadı.
II. Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. Bu nasıl plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak. Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve 'bu iş olacak' dedi.
Ertesi gün yine derste Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı. Bu şekilde sınıfa giremeyeceğini, izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Hatta bazı kaynaklarda Akşemsettin'in padişaha tokat attığı yer alıyor. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.
Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş, ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası, hocası tarafından azarlanmış, kovulmuştu. Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahcup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi.
Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Hocasının sözünden de asla çıkmadı.
Peki bugün? Önce Şanlıurfa, sonra Kahramanmaraş... 2 şehrimizde İstiklal madalyalı. Göğsümüzü kabartan, gururla ismini söylediğimiz bu şehirler bizi derin bir hüzne boğdu. Yaşanan katliamın en büyük sebeplerinden biri de öğretmene, eğitime, okula verilen değersizlik değil mi? Öğretmen kavramı artık bambaşka bir zeminde yaşıyor maalesef.
Son yıllarda öğretmenler yalnızca eğitim yüküyle değil, giderek artan bir saygı aşınmasıyla da mücadele ediyor. Sözünün kesilmesi, itibarsızlaştırılması, sosyal medyada hedef gösterilmesi ve ne yazık ki bazı vakalarda şiddet ve ölümle sonuçlanan olaylar.
Eğitim kurumunun merkezinde yer alan bir meslek, giderek savunmasız bir noktaya sürükleniyor.
AİLELERİN ÖĞRETMENLERE KARŞI ALGISI DEĞİŞTİ
Bunun tek bir nedeni yok elbette. Ancak en temel kırılma noktalarından biri, ailelerin öğretmen algısında yaşanan değişim.
Bir zamanlar aile, çocuğuna “öğretmenine saygı duy” diye öğüt verirdi. Bugün ise kimi zaman tam tersi bir tablo ortaya çıkıyor. Öğretmenle yaşanan her problemde ilk refleks olarak veli, öğretmenin karşısına dikiliyor.
Öğrenci de bundan güç alıyor. Dersi bacağını uzatarak dinliyor. Öğretmeni alaya alıyor, umursamıyor, saygı duymuyor. Çünkü biliyor ki, eğer olur da öğretmen bir şey der, bir şey yaparsa ailesi gidip hesap soracak.
Oysa çocuk, öğretmeni sadece okulda tanımaz. Onu ailesinin bakışıyla da öğrenir. Eğer evde öğretmen tartışılan, küçümsenen ya da güvenilmeyen bir figür haline gelirse; sınıfta saygı üretmek neredeyse imkansız hale gelir.
Elbette öğretmen de eleştirilebilir, yanlış yapabilir, eksik kalabilir. Hatta bu mesleği hakkıyla yerine getiremeyenler de vardır belki. Ancak eleştiri ile itibarsızlaştırma arasındaki çizgi kaybolduğunda, geriye sadece güvensizlik kalır. Güvensizliğin olduğu yerde ise eğitim değil, çatışma büyür.
Bugün yaşanan bazı üzücü olaylar da bunun en bariz örneği...
Bir toplum, kendi öğretmenini bu kadar kolay yıpratıyorsa, geleceğini kim inşa edecek?
Bir toplumda okullara ateş açılıyorsa, gelecekte o duvarlar arasında nasıl ilim öğretilecek?
Bir toplum, öğrencisini tehlike olarak görüyorsa, yarın onlardan ne umulacak?
Yorumlar7
-
Bahattin
12 dakika önce
Şikayet Et
Dün öğretmeninin disipliniyle bugün biryerlere gelenler cocuklarini ogretmenlerinin üzerinde görüyor hatta öğretmene "Benim çocuğumun yakasından tutamazsın "diyor.Ogrenci profili değişmedi veli profili değişti.Oncelikle veliler eğitilmeli. Son olayda sorun velidedir.
Beğen
Cevapla
-
vatandaş
20 dakika önce
Şikayet Et
sen öğretmene çocuğuna höyttt dedirtmezsen ve dahi dünyadaki tek çocuk seninkiymiş gibi davranırsan. en basiti toplu taşımada yaşlılara yer vermenin ahlaklı bir davranış olduğunu öğretmezsen herşey senin hakkın başkası önemli değil gibi bir ahlaksızlık öğretirsen böyle ve daha kötüsü olur.
Beğen
Cevapla
-
Tuğlu...
24 dakika önce
Şikayet Et
öğretmen kapalı kızıma neden bu yaşta kapanıyorsun demesin, saygı duysun, telefonu eline alıp serbestsiniz çocuklar deyip sosyal medyada gezinmesin çocukların önünde vb, ben de öğretmene saygı duyayım...
Beğen
Cevapla
-
Polatay
31 dakika önce
Şikayet Et
Doğru söze ne hacet
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
CCC
39 dakika önce
Şikayet Et
Herkesten de öğretmen olmaz, olmamalı da!
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle