638 dosya değil, 638 yarım hikaye

  • GİRİŞ26.04.2026 09:12
  • GÜNCELLEME26.04.2026 09:12

Bir sayıdan ibaret değil bunlar.

638 dosya deniyor ama her biri aslında yarım kalmış bir hayat, yarım bırakılmış bir hikaye, yarım söylenmiş bir adalet çağrısı…

Adalet Bakanlığının 75 ilde faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye alması, teknik bir adli süreç gibi görünebilir. Ancak mesele yalnızca arşiv tozlarının kaldırılması değil, aynı zamanda yıllardır suskun bırakılmış bir toplumsal hafızanın yeniden açılması.

Faili meçhul kavramı, bu ülkede sadece hukuk kitaplarında kalan bir terim olmadı.

Ailelerin evlerine sinmiş bir bekleyiş, sokaklara yayılan bir tedirginlik ve zamanla kabuk bağlasa da tam iyileşmeyen bir yara oldu.

Bir dosya kapandığında yalnızca bir evrak kapanmıyor çünkü. Çoğu zaman bir annenin bekleyişi, bir çocuğun sorusu, bir eşin yarım kalmış hayatı da askıda kalıyor.

Bugün yeniden açılacağı söylenen dosyalar, aslında geçmişle hesaplaşmanın da yeniden başladığını gösteriyor.

Çünkü adalet, yalnızca bugünü değil, gecikmiş yarınları da kapsar. Geciken her hakikat, toplumun adalet duygusunda küçük ama derin bir çatlak bırakır.

Elbette kolay değil. Yıllar geçmiş, tanıklar azalmış, deliller zayıflamış... Ama yine de şu soru ortada durur: Bir hakikat, geç de olsa ortaya çıkarsa, adalet yerini bulmuş sayılır mı?

Belki de asıl mesele adaletin sadece verilmesi değil, aynı zamanda hissedilmesidir. Çünkü adalet duygusu zedelendiğinde, sadece geçmiş değil, gelecek de etkilenir.

BİR SON DEĞİL, YENİ BAŞLANGIÇ OLACAK

Bugün açılan 638 dosya, belki de sadece bir soruşturma listesi değil, aynı zamanda toplumun hafızasına tutulmuş bir aynadır. O aynaya bakıldığında yalnızca kayıplar değil, yüzleşilmemiş gerçekler de görünür.

Ve belki de en önemlisi, bu süreç sadece geçmişi çözmek için değil, gelecekte aynı yaraların açılmaması için bir imkandır.

Eğer bu dosyalar gerçekten adaletle sonuçlanırsa, bu sadece bir kapanış değil, yeni bir başlangıç olacak.

Evet, adalette gerçekten yeni bir dönem başlamış olacak.

Yalnız geçmişin kapatılmasına değil, geleceğin nasıl kurulacağına yön verecek.

Devlete, hukuka olan güveni yeniden inşa edecek.

Kuşkular kalkacak, sessizlik yerini konuşmaya bırakacak.

Ve belki de en önemlisi, toplum ilk kez adaletin yalnızca güçlü bir iddia değil, herkes için geçerli bir gerçek olabildiğine inanacak.

İşte o zaman bu süreç bir kapanış değil, gecikmiş ama kalıcı bir adalet düzeninin başlangıcı olacak.

 Şule Altınel / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat