Çocuların Çocukluğu Nereye Gitti?
- GİRİŞ15.01.2026 09:34
- GÜNCELLEME08.08.2026 14:53
Bir zamanlar çocukların en büyük derdi, akşam ezanından önce eve yetişmekti.
Sokakta oynanan oyunların bir saati vardı. Topun peşinden koşulur, bisiklete binilir, dizler kanardı. Bir çocuk arkadaşının kapısını çalar, “Aşağı gelsene” derdi. Bazen saatlerce ne yaptığını bile bilmeden oynardı.
Şimdi ise çocukların elinde oyuncaklardan çok ekranlar var.
Birçoğu günün önemli bir bölümünü tablet, telefon veya bilgisayar karşısında geçiriyor. Sokak oyunlarının yerini dijital oyunlar, arkadaş buluşmalarının yerini mesajlaşmalar aldı. Çocuklar birbirleriyle konuşuyor ama çoğu zaman yan yana değil, ekranların arkasından...
Üstelik mesele yalnızca teknoloji değil.
Bugünün çocukları daha küçük yaşlarda büyük bir yarışın içine giriyor. Dersler, sınavlar, kurslar, ödevler, özel dersler derken günün nasıl geçtiğini anlamadan akşam oluyor.
Çocuk daha çocukluğunu yaşamadan geleceğini düşünmek zorunda kalıyor.
Anne babaların kaygıları da bu tabloyu değiştiriyor. Sokak artık eskisi kadar güvenli görülmüyor. Çocuk tek başına parka gönderilirken bile ailelerin aklında onlarca soru oluyor.
“Ya bir şey olursa?”
Bu kaygıyı anlamamak mümkün değil.
Ama bir taraftan da şu soruyu sormak gerekiyor:
Çocuklarımızı korurken onların çocukluğunu da koruyabiliyor muyuz?
Çünkü çocukluk yalnızca ders çalışmaktan, başarılı olmaktan ve iyi bir geleceğe hazırlanmaktan ibaret değil.
Çocukluk biraz da kirlenmektir.
Düşmektir.
Kavga edip beş dakika sonra barışmaktır.
Bir topun peşinden saatlerce koşmaktır.
Ağaçtan meyve koparmaktır.
Bisikletten düşüp dizini kanatmaktır.
Yağmur başlayınca eve koşmak yerine biraz daha dışarıda kalmaktır.
Ve belki de en önemlisi, hiçbir işe yaramayan saatler geçirebilmektir.
Bugün yetişkinler olarak çocukların geleceğini düşünüyoruz. Daha iyi okullarda okusunlar, iyi meslekleri olsun, başarılı olsunlar istiyoruz.
Ama bazen onların bugününü unutuyoruz.
Oysa çocukluk ertelenebilen bir dönem değil.
Bir çocuk bugün oyun oynamazsa, “Yarın oynar” diyemeyiz. Çünkü yarın geldiğinde o çocuk biraz daha büyümüş olacak.
Belki de asıl kaybettiğimiz şey oyun değil.
Boşa geçirilmiş güzel zamanlar.
Çünkü yetişkin olduğumuzda en çok özlediğimiz şeylerden biri, hiçbir şey yapmak zorunda olmadığımız o günler oluyor.
Akşam eve çağrılmayı beklemek...
Mahallede arkadaşlarla buluşmak...
Bir topun peşinden koşmak...
Küçük bir şeyden büyük bir mutluluk çıkarmak...
Bugünün çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak yalnızca onların geleceğini değil, bugününü de düşünmeliyiz.
Telefonu tamamen hayatlarından çıkarmak belki mümkün değil. Teknolojiyi yok saymak da çözüm değil.
Ama çocuklara yeniden oynayacak alanlar, koşacak sokaklar, güvenle gidecekleri parklar ve arkadaşlarıyla geçirecekleri zamanlar bırakabiliriz.
Çünkü çocukların ihtiyacı sadece iyi bir eğitim değil.
Biraz özgürlük...
Biraz oyun...
Biraz hayal...
Ve bolca çocukluk.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol