Değer nasıl ölçülür?

  • GİRİŞ22.02.2026 10:19
  • GÜNCELLEME10.08.2026 14:19

Eskiden bir eşya bozulduğunda ilk akla gelen şey yenisini almak değildi.

“Tamir edilir mi?” diye sorulurdu.

Televizyon bozulur, tamirci çağrılırdı.

Ayakkabının tabanı açılır, kunduracıya götürülürdü.

Çantanın fermuarı bozulur, değiştirildi.

Sandalyenin ayağı kırılır, marangoz hallederdi.

Hatta bazı eşyaların üzerinde yılların izi olurdu.

Ama kimse bundan utanmazdı.

Çünkü bir şeyin uzun yıllar kullanılması, onun değerini düşürmezdi. Tam tersine, iyi yapılmış olduğunun kanıtıydı.

Şimdi ise durum biraz farklı.

Telefonun ekranı kırılıyor, yenisini düşünmeye başlıyoruz.

Çamaşır makinesi arıza yapıyor, tamir ücretini duyunca “Bunun yenisi ne kadar?” diye soruyoruz.

Ayakkabının altı açılıyor, tamirciye götürmek yerine yeni ayakkabının internet sitesine giriyoruz.

Çünkü artık bir şeyi tamir ettirmekle yenisini almak arasındaki fark bazen düşündüğümüz kadar büyük değil.

Ama mesele yalnızca fiyat da değil.

Biz değiştik.

Sabırlarımız azaldı.

Bir şey bozulduğunda uğraşmak istemiyoruz. Beklemek istemiyoruz. Tamirci aramak, götürmek, geri almak istemiyoruz.

Her şey hemen olsun istiyoruz.

Bozulduysa yenisi gelsin.

Eskidiyse yenisi olsun.

Beğenmediysek değiştirelim.

Belki de tüketim kültürünün bize öğrettiği en önemli şey bu:

Bir şey çalışmıyorsa düzeltmek yerine değiştirmek.

Üstelik bu anlayış yavaş yavaş eşyalardan insan ilişkilerine de taşınıyor.

Bir arkadaşlıkta sorun çıkıyor, konuşup çözmek yerine uzaklaşıyoruz.

Bir ilişkide problem oluyor, oturup uğraşmak yerine bitiriyoruz.

Bir işte zorlanıyoruz, dayanmak yerine bırakıyoruz.

Her şeyi değiştirebildiğimiz bir dünyada, hiçbir şeye eskisi kadar tahammül edemiyoruz.

Oysa tamir etmek biraz sabır ister.

Bir şeyin eskimesine izin vermek, kusurlarını kabul etmek ve yeniden kullanılabilir hale getirmek gerekir.

Belki de tamir kültürünün kaybolması sadece ekonomik veya teknolojik bir mesele değildir.

Biraz da “yenisini alırım” kolaycılığının hayatımızın her alanına yayılmasıdır.

Eskiden insanlar eşyalarını yıllarca kullanırdı.

Çünkü her eşyanın bir hikâyesi vardı.

Bir masa, yıllarca aynı evde dururdu.

Bir koltuk, çocukların büyümesine şahit olurdu.

Bir saat, babadan oğula geçerdi.

Bugün ise birçok eşya daha eskimeye fırsat bulmadan çöpe gidiyor.

Üstelik bunun bedelini yalnızca cebimiz ödemiyor.

Daha fazla tüketiyoruz.

Daha fazla üretiyoruz.

Daha fazla atık çıkarıyoruz.

Ve daha fazlasına sahip oldukça, sahip olduklarımızın değerini daha az biliyoruz.

Bazen tamir edilmesi gereken şey eşya değildir. Bizim tüketme alışkanlığımızdır.

Belki eski bir ayakkabıyı tamir ettirmek dünyayı değiştirmez.

Ama bir şeyi hemen çöpe atmak yerine yeniden kullanmayı seçmek, bize küçük bir şeyi hatırlatır:

Her eski olan değersiz değildir.

Bazı şeyler eskidikçe güzelleşir.

Bazı şeyler ise ancak emek verdiğimiz için değer kazanır.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat