Beklediğin gün belki de bugün!

  • GİRİŞ28.02.2026 09:00
  • GÜNCELLEME15.08.2026 14:45

Hayatımız boyunca bir şeyleri erteliyoruz.

“Biraz daha para biriktireyim, sonra tatile giderim.”

“İşim biraz düzene girsin, sonra kendime zaman ayırırım.”

“Şu borçlar bitsin, sonra rahatlarım.”

“Bir gün mutlaka yaparım…”

Aslında hayatımızın büyük bir kısmı bu “bir gün”lerin arasında geçiyor.

Hep doğru zamanı bekliyoruz. Daha fazla paramız olsun, daha az işimiz olsun, şartlar biraz daha uygun hale gelsin istiyoruz. Sanki hayatın önümüze kusursuz bir fırsat çıkaracağı günü bekliyoruz.

Ama hayatın en büyük gerçeğini unutuyoruz: O kusursuz gün çoğu zaman gelmiyor.

Çünkü bir sorun bitiyor, başka bir sorun başlıyor. Bir borç kapanıyor, başka bir masraf çıkıyor. İşler biraz hafifliyor, bu kez başka bir sorumluluk ortaya çıkıyor.

Biz de yaşamayı bir sonraki güne bırakıyoruz.

Belki de en büyük yanılgımız, hayatı yaşamak için emekli olmayı, zenginleşmeyi, işlerin yoluna girmesini beklemek.

Oysa hayat, bütün bunların arasında akıp gidiyor.

Bir gün dönüp baktığımızda “Keşke daha çok gezseydim”, “Keşke ailemle daha fazla vakit geçirseydim”, “Keşke o işe cesaret etseydim”, “Keşke kendime biraz daha zaman ayırsaydım” diyebiliyoruz.

Çünkü insan çoğu zaman yaptıklarından değil, yapmaya cesaret edemediklerinden pişman oluyor.

Elbette sorumluluklarımız var. Her şeyi bir kenara bırakıp sadece canımızın istediğini yapmak mümkün değil. Para kazanmak, çalışmak, ailemizi düşünmek ve geleceğimizi planlamak zorundayız.

Ama geleceği düşünürken bugünü tamamen feda etmek de doğru değil.

Bir kahveyi içmek için özel bir günü beklemeye gerek yok.

Sevdiğimiz insanları aramak için bayramı beklemeye gerek yok.

Bir yerlere gitmek için mutlaka uzun bir tatil bulmaya gerek yok.

Kendimize zaman ayırmak için hayatımızdaki bütün sorunların bitmesini beklemeye hiç gerek yok.

Çünkü sorunlar bitmeyecek.

Hayat her zaman biraz eksik, biraz yoğun, biraz telaşlı olacak.

Önemli olan bütün bunların arasında kendimize küçük de olsa bir yaşam alanı açabilmek.

Belki de artık “Bir gün yaparım” demek yerine “Neden bugün olmasın?” diye sormamız gerekiyor.

Çünkü zamanın en acı tarafı şu: Para kaybedilebilir, yeniden kazanılabilir. Bir iş değiştirilebilir. Bir ev yeniden alınabilir. Ama geçen bir günün geri dönüşü yok.

Ve belki yıllar sonra dönüp baktığımızda en çok şunu fark edeceğiz:

Hayatımızı yaşamak için beklediğimiz o mükemmel zamanı aslında yıllar boyunca kendimiz ertelemişiz.

O yüzden bazı şeyleri yarına bırakmamak gerekiyor. Çünkü bazen hayat, sandığımızdan çok daha kısa. Ve o “bir gün”, belki de bugün.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat