İyi kalmak neden bu kadar zorlaştı?

  • GİRİŞ15.03.2026 09:00
  • GÜNCELLEME15.08.2026 14:48

Eskiden iyi olmak daha kolaydı. Birine yardım etmek, yaşlıya yer vermek, düşene el uzatmak, tanımadığın birine gülümsemek hayatın sıradan davranışlarıydı. Kimse bunları büyük bir meziyet olarak görmezdi. Çünkü iyilik, hayatın doğal bir parçasıydı.

Bugün ise birine yardım etmeden önce iki kez düşünüyoruz.

“Acaba başıma iş açılır mı?”

“Acaba bunu kullanır mı?”

“Acaba iyi niyetimi suistimal eder mi?”

Çünkü yaşadığımız hayat bize biraz da böyle olmayı öğretti. Güvenmek zorlaştı, insanların birbirine tahammülü azaldı. Birinin derdini dinlemek bile bazen gereksiz bir yük gibi görülüyor.

Oysa hepimizin bir gün bir başkasının iyiliğine ihtiyacı oluyor.

Bugün güçlü görünen insanın yarın bir omuza, bir söze, hatta sadece “Yanındayım” diyen birine ihtiyacı olabilir.

Belki de asıl mesele, insanların kötüleşmesi değil. Çok fazla hayal kırıklığı yaşamamız.

İyi niyetle yaklaştığımız insanların bizi kırdığı, yardım ettiğimiz insanların bunu görevimiz sandığı, anlayış gösterdiğimiz insanların sınırlarımızı zorladığı zamanlar oldu. Bir süre sonra insan kendini korumak için duvarlar örmeye başlıyor.

Sonra da o duvarların arkasında iyiliğimizi saklıyoruz.

Çünkü bugün iyi olmak, biraz da cesaret istiyor.

Birine güvenmek cesaret istiyor. Affetmek cesaret istiyor. Karşılık beklemeden yardım etmek cesaret istiyor.

Fakat bütün bunlara rağmen iyiliği tamamen hayatımızdan çıkarmak çözüm değil.

Bir yaşlıya otobüste yer vermek, elindeki poşetleri taşıyan birine kapıyı açmak, trafikte bir başkasına yol vermek, sokakta yardıma ihtiyacı olan birine el uzatmak…

Bunlar küçük şeyler gibi görünebilir.

Ama hayat zaten büyük değişimlerden çok, küçük davranışların birikiminden oluşuyor.

Bir insanın kötü geçen gününü, hiç tanımadığı birinin güzel bir sözü değiştirebilir. Bir çocuğun insanlara olan güvenini, ona gösterilen küçücük bir ilgi güçlendirebilir. Bir yaşlının yalnızlığını, birkaç dakikalık bir sohbet hafifletebilir.

Bunların hiçbirinin büyük bir bedeli yok.

Sadece biraz dikkat, biraz vicdan ve biraz da birbirimizi insan olarak görmeye ihtiyacımız var.

Elbette iyi olmak, herkese sınırsız güvenmek demek değil. İyilik yapmak, kendini kullandırmak anlamına da gelmiyor. İnsan hem iyi olabilir hem de sınırlarını koruyabilir.

Belki de unuttuğumuz nokta tam olarak bu.

İyi olmak saf olmak değildir.

Affetmek güçsüzlük değildir.

Yardım etmek aptallık değildir.

Ve nezaket, bu dünyanın hâlâ ihtiyacı olan en güçlü şeylerden biridir.

Hepimiz zaman zaman hayatın sertliği karşısında sertleşiyoruz. Fakat insanın kendisini korurken kalbini de koruyabilmesi gerekiyor.

Çünkü dünya zaten yeterince gürültülü, yeterince öfkeli ve yeterince yorucu.

Birbirimize biraz daha anlayışlı davranmak, biraz daha sabırlı olmak ve elimizden geldiğince iyi kalmak belki bütün sorunları çözmeyecek.

Ama hiç değilse yaşadığımız dünyayı biraz daha katlanılır hale getirecek.

Belki de mesele dünyayı değiştirmek değil.

Kötülüğün arttığı bir dünyada, iyi kalabilmenin mümkün olduğunu kendimize hatırlatmak.

Çünkü sonunda elimizde ne kadar kazandığımız, ne kadar tanındığımız ya da ne kadar güçlü olduğumuz değil; insanlara nasıl davrandığımız kalıyor.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat